Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '08

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
558
 

Karadeniz turu 5. gün

Karadeniz turu 5. gün
 

Demirkapı Yaylası- Trabzon


Tarih: 13/08/2008

Sabah odamın penceresini açarak muhteşem Ayder havası ile ciğerlerime bayram yaptırdım. Kahvaltımı yaptıktan sonra çevrede kısa bir tur attım.


Otobüsümüzün kalkmasına 15 dakika kala iki arkadaşımdan muhteşem bir yürüyüş teklifi geldi. Otobüsümüzün güzergahı üzerinde yürümeye başladık. O kadar keyifli idi ki. Muhteşem… Bu kelimeyi daha önce de kullandım değil mi? Temiz havanın etkisiişte.


Otobüsümüz bizi yoldan alıp ilk durağımız olan Tekpa Rize Bezi Atölyesi’ne götürdü. Rize Bezi’nin ana maddesi kenevirmiş. Terletme yapmayan doğal klima özelliğine sahip Rize Bezleri bu atölyede el tezgahlarında dokunmakta. Burada serbest zaman veriliyor, dinlenme ve alışveriş için.


Bir sonraki gezi durağımıza, Trabzon’a bağlı Uzungöl Yaylası’na, gitmek için otobüsümüze biniyoruz.Uzungöl’de de hava kapalı. Üst kesimlerde yer yer sis var. Uzungöl, vadinin ortasında bulunan ve heyelan sonucu yamaçlardan düşen kayaların Haldizen Deresi'nin önünü kapatmasıyla oluşmuş bir set gölü. Kartpostallara konu manzarası büyüleyici. Fotoğraf makinelerimize sarılıyoruz güzel pozlar yakalamak için.


Ardından İnan Kardeşler Restoran’da yemeklerimizi yiyoruz. Burada kuru fasulye mutlaka denenmeli diyorum. Restoranın tasarımının da hoşuma gittiğini belirtmeliyim. Giderseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.


Yemeklerimizin bizi ağırlaştırdığı bir esnada rehberlerimiz, “Yolculuk Demirkapı Yaylası’na, minibüslerimize binip böbrek taşı düşürmeye gidiyoruz!”, dediler. Ne demek istediklerini akciğerlerimiz ile dalağımız yer değiştirdiğinde anladık. Yol oldukça engebeli. Şoförümüz ile yapılan hararetli muhabbet minibüsümüzde sık sık kahkaha tufanının kopmasına neden oluyor. Yaylaya çıktık nihayet. Burası da bir başka güzel.Yaylada kadınlar ve çocuklar yöreden toplamış oldukları şifalı bitkileri satıyorlar: Kekik, ısırgan, kuşburnu vs…


Buradan ayrılıp oldukça eski bir yayla evinde çaylarımız yudumluyoruz. Buradaki manzara da beni çok etkiliyor, keşke burada da… Ayrılık vakti geliyor, minibüslerimize binip Demirkapı Yaylası ile vedalaşıyoruz.


İnan Kardeşler’de vermiş olduğumuz çay ve ihtiyaç molasının ardından otobüsümüze binip Uzungöl’e de“Elveda” diyoruz.


Sırada “Özçay” çay fabrikası var.Çay fabrikası şu anda üretime ara vermiş, çünkü çay toplama periyodunda (senede 3 kez toplanırmış çay) değilmişiz. Fabrika yetkililerinden Esra Hn (yanlış notalmadıysam) bize bol bol bilgi verdi çay hakkında. Özellikle ithal çaylarda fermantasyon aşamasında sağlığa zararlı sayılabilecek katkı maddeleri katılabildiği konusunda bizi uyardı. Normal çayın renginin asla siyah olmadığı, bakır rengine yakın bir kırmızılıkta olduğunu belirtti ayrıca. Çayın demleme sırlarını da şu şekilde sıraladı:


a) İyi su (bunu yazmaya gerek yok ama olsun),

b) Kaliteli çay (Çayın tozunu sadece silkelemek yeterli imiş. Çayı yıkamak negatif etki yapıyormuş çay üzerinde),

c) Fazla kaynatılmamış su (hatta tek fokurdatma yetiyormuş, fazla kaynatma sudaki oksijen oranını azaltmakta ve dolayısı ile iyi demlenmeyi olumsuz yönde etkiliyormuş)

d) İyi demlik (Mümkünse porselen veya çelik, cam demlikler demleme için iyi değilmiş)

e) Kaynayan suyun demliğe tek bir noktadan dökülmesi(İlginç bir püf noktası).

f) 10-15 dk. beklenmesi, 30 dk. içerisinde de tüketilmesi, zira daha sonrası zararlı imiş (Kafein ve tanen konsantrasyonu artıyormuş zamanla).


Çay en kalitelisinden başlayarak; 1. Filiz, 2. Çiçek ve 3. Harman olarak üretilirmiş. Organik Çay ayrı bir sınıf olarak isimlendiriliyor. Ayrıca oldukça az üretilebilen seçkin yapraklardan üretilen Hediyelik Çay da üstün kaliteli çay olarak kabul edilmekteymiş.

Daha sonra çay molası verildi hem satın almak hem de ikram edilen çayları afiyetle içmek için.


Molamızın ardından konaklayacağımız Hotel Büyük Sümela’ya gittik. Akşam yemeğinde, Karadenizli sanatçı Kaptan Yılmaz’ın gerek muhteşem şovu gerekse mükemmel müzik yorumu eşliğinde dökülmedik kurt kalmadı üstümüzde. Kaptan Yılmaz’ın olduğu yerde oturmak yasakmış. Bunu hep beraber öğrendik… Teşekkürler Kaptan.Günün sonunda üzerimize tatlı bir yorgunluk çökmüştü.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 711
Kayıt tarihi
: 17.05.07
 
 

Evrenin Samanyolu Galaksisi'nde yeralan Dünya gezegeninde cennet Türkiye ülkesinin İstanbul olarak a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster