Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '07

 
Kategori
Anneler Günü
Okunma Sayısı
813
 

Kargo yok, kendim geldim annem!

Kargo yok, kendim geldim annem!
 

Kendimi bildim bileli anneler günü çok özeldir bizim evde. Bir bayram sabahı telaşı ama roller farklı. Bu kez annem değil biz telaşlı heyecanlı… Ondan önce kalkmak, kahvaltı hazırlamak, senede bir gün de olsa hazır kahvaltıya oturmasını sağlamak, koca bir yılın yorgunluğuna yeter miydi, çocuk aklımızla bilemezdik tabi ama o hep memnun, hep yüzünde kocaman bir gülümseme. Hediyelerin mahiyetine değerine bakmaksızın, her birimizi ayrı ayrı kucaklayıp, siz bana yaratanın hediyelerisiniz zaten dediğinde, dört kardeş birbirimize bakar, ağlamamaya gayret ederek, günün tadını çıkarmaya çalışırdık.

Her birimiz büyüyüp bir taraflara dağılmaya başladığımızda ise, annem yine yanında kalanlarla, uzaktakilerin sesini duymalarla kendini mutlu hisseder, Siz yeterki iyi olun, mesafeler gönüllere giremez onlar sadece kilometrelerle ölçülür. Nasıl bir yürektir bu, bir gönüle kaç kilometre sığar ki, ölçemezsiniz, biçemezsiniz, bunun matematiksel bir değeri yoktur. Ya yanındakiler, ne kadar şanslılardı, ne mesafe, ne kilometre aralarında hiçbir şey yoktu, onun kokusunu doyasıya içlerine çekebiliyorlardı. Biz uzaktakiler yüzünü hayal etmeye çalışarak, sesinden alırdık enerjiyi. Elbette sadece anneler gününde değil, üç gün sesini duymasam annemin, işlerim ters gitmeye başlardı. Hala onun duaları iyi niyetleriyle ayakta durduğuma inanırım bu yaşıma rağmen.

Son on yıldır, kargo ile veya onunla aynı şehirde yaşayan kardeşlerim aracılığı ile gönderdiğim anneler günü hediyelerinin ona neler hissettirdiğini bilemem. Ama bir anne yüreğiyle düşününce günün birinde ben de çocuklarımdan anneler gününde bir kargo paketi teslim alacağımı düşünmek bile yüreğimin sıkışmasına sebep olmaya başladı dersem, annler beni çok iyi anlayacak eminim.

İşte bu yüzden tam da zamanı gelmişken, benim artık ev hayatını seçmemle, annemin tek erkek evladı, kardeşimin iş değiştirme ve iki iş arasında bir haftalık boşluğu aynı zamana denk gelmişken ve de yüreklerimiz aynı duyguyla atarken, bir anda kendimizi çoluk çocuk, arabaya binmiş ve taşlı Tokat yollarına vurmuş buluyoruz. Şarkılar türküler söyleyerek annemize yapacağımız sürprizin heyecanı ile alaca karanlıkta çıktığımız yol, annemin beş çayı vaktinde bitmiş bulunuyor. En çok da torunlarını göreceğine sevineceğini düşündüğümüzden altı yaşındaki Çiğdem’le, onun bir buçuk yaşındaki kuzeni Deren’i el ele tutuşturup, kapının önüne dikiyor ve zili çalıp, saklanıyoruz biz büyükler. Kısa bir bekleyişten sonra açılan kapıdan, kısa bir sessizlikten sonra yükselen çığlıklar, işte bunlar mutluluğun çığlıkları…

Annem, bak bu kez sana kargo göndermedim, kargo görevlisinin yorgun asık suratıyla muhatap etmedim seni, imza atmak zorunda kalmadın ne idiğü belirsiz kağıtlara. Kanlı canlı sana kendimizi getirdik, hem de son gördüğünde henüz yürümeye bile başlamamış Deren’i yürüyerek, birkaç santim daha uzamış Çiğdem’i de getirdik. Eee hediyelerimiz de var tabi ama bu kez kendi ellerimizle teslim edeceğiz. Beş çayından bize de birer fincan var mı annem. Bilirim, tek başına olsan da sen koca demliği doldurursun belki bir tanrı misafiri gelir diye. İşte geldik annem, bilseydin patatesli kol böreği de yapardın benim için, hatta oğlun için peynirlisini de ama olsun biz umduğumuzu değil bulduğumuzu da yemeğe hazırız annem senin elinden…

Aylardır, ne ayları yıllardır, bayramlarda seyranlar da bile bir araya gelemeyen 4 kardeş işte senin etrafında tastamam buradayız toplam yedi torununla birlikte. Mutlu musun diye soramam annem, biz tastamam burada olsak da senin bir yanın eksik bilirim. Keşkelerin vardır hep senin, keşke o da görebilseydi dersin, en mutlu anlarında bile. Merak etme annem, o da görüyordur bizi olduğu yerden, bizimle seninle gurur duyuyordur.

Annem, sana söz veremem, hayat şartları neyi gösterir bilemem, ama bundan sonra bu tür sürprizlere hazır ol. Demliğin dolu olsun hep, sıcak dursun ocağın bir gözünde, kimbilir, bir veya birkaç tanrı misafiri her an her zaman çat kapı yapabilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Annenize en güzel hediyeyi vermişsiniz. Oldukça keyifli bir yazıydı . Saygılar

Hakan Şahin 
 14.05.2007 13:59
Cevap :
O da aynen öyle söyledi zaten. Teşekkürler.  14.05.2007 14:06
 

İnsan bir haber verirdi bende gelirdim. Üstelik ben öyle patatesli-peynirli kol börekleri de istemezdim. Taze ekmek domates peynir Allah ne verdiyse. Gözlerim doldu okurken çok güzel bir yazı olmuş. Herkese selam. Öpüyorum

kevser şekercioğlu akın 
 14.05.2007 13:36
Cevap :
Ay nasıl da düşünemedim bitanem, gelirdin tabiii... Senin yazılarının yanında bizimkisi ilkögretim kompozisyonu sayılır. Öğretmenim de sensin. Senden geçer not almak benim için çok önemli. Teşekkür ederim.  14.05.2007 14:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1471
Kayıt tarihi
: 02.05.07
 
 

Otuzlu yaşlara veda etmek üzere, bir kız çocuk annesi, 22 yıllık iş hayatından sonra ev hanımlığına ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster