Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
326
 

Karıştırmayın aklımı...

Yapmayın bunu bana ...

Zaten aklım karışık... Bir de siz karıştırmayın.

Gazeteyi açıyorum sabah...

Aman da ne güzel bir kadın resmi. Altında bir yazı... Yaptığı diyet anlatılıyor.

Neredeyse açlıktan öldürecek bir diyet.

Resme bir daha bakıyorum.

Evet ya! Çok güzel duruyor.

Ama o diyeti yapamam ki ben. Sadece meyve suyu. O kadar aç kalamam...

Başka bir gazetede... "Her şeyi yiyin" diyor.

Hmmm!.. Bu daha uygun bana. Ama ne kadar yenecek, ne yenecek yazmamış.

Olsun... Başka bir sayfada nasıl olsa vardır sağlıklı yiyeceklerle ilgili bir yazı.

Evet, var...

Ama o da ne!.. Bir şirketin haberi bu... Sizin ve ailenizin aylık veya haftalık ihtiyacınızı belirleyip, paket halinde adrese gönderiyorlar... Organik besinler.

Bu da son zamanların trendi.

Hizmetin bedeline bakınca... Vaaavvv!.. Diyorum.

Her alanda olduğu gibi (Örnek: Sevgililer Günü, Anneler Günü, Yılbaşı vd) bu iş de ticarete dökülmüş.

Hiç hoşuma gitmiyor ne yiyeceğime başkalarının karar vermesi... Vazgeçiyorum.

Bu arada gözüme ilişen bir yazı daha var. Mucize! Hemen kırışıklıklardan kurtulun.

Neyse, hiç kırışığım yok ama dur bir bakayım... İleride lazım olur belki.

O da bir ürünün reklamı çıktı.

Sürüyorsun yüzüne... Sekiz saat gençsin.

Peki sekiz saat sonra ne olacak? Onu yazmamış.

Ayrıca ruhunu ne yapacaksın?..

Yanında onu da gençleştirecek bir yan ürün var mı? Yok tabii ki... Öyle bir ürün çıkartılmadı daha.

Düşünüyorum da... Bu kadar çok kırışık önleyici var... Mucize yaratıyor (Dedikleri bu..) Peki... Neden hala kırışıyor bu insanlar?..

Neden bu genç kalma uğraşı?

Moda gençlere yönelik. Sanki yaşlanmak ayıp gibi empoze edilmeye çalışılıyor. Oysa her kırışık yaşanan yılları anlatır... Edinilen tecrübeleri.

Yaşlılığın da çok güzel yanları vardır. Hayatın devamıdır yaşlılık.

Her yazıda nasıl; giriş, gelişme, düğüm, sonuç varsa... Gençlik, olgunluk, yaşlılık diye...Hayatın da evreleri vardır.

Sonsuz başlangıcın ne anlamı var ki?

İşte, bir dergide de ilişkilerle ilgili yazı var.

Hem kadını, hem erkeği ele almış.

Birbirinizi nasıl mutlu edersiniz tarzı bir yazı.

Ama iş daha çok kadına düşüyor.

"Neden ki?" diyorum.

Aşk iki kişilik değil midir?

Hem bakalım, sizin çizdiğiniz erkek tipi ile kadın tipi mi biraraya geliyor her zaman...

Her insan kendine özeldir.

Birine hoş gelen, diğerine gelmiyebilir.

"Yataktan cilveyle kalk, sonra da süslen" diyor kadına.

Bir an Fadime tiplemesi geliyor aklıma.. .Temel'in bu işten hiç hoşlanmayacağını düşünüp... Kendi kendime gülüyorum.

Hemen her gün gazete, dergi ve TV de... Hatta internette bu ve bunun gibi yazılar çıkıyor karşıma, karşımıza.

İnsanın aklı karışıyor.

Birinin "Yap" dediğine, diğeri "Sakın haaa!" diyor.

Yıllarca ıspanakta demir var dediler. Yıllar sonra ortaya çıktı ki yanılmışlar.

Peki... Niye bana çocukken sevmediğim halde yedirdiler ıspanağı?.. Kim verecek hesabını o kabus dolu günlerin.

Evet... Acı çekiyordum yerken... İtirafımdır.

Düşünüyorum da... Eğer söylenen her şeyi uygulamaya kalksak ne olurdu hayatımız.? Kendimiz olur muyduk.?

Her insanın aynı eylemleri yaptığı bir dünyada nasıl bir yaşam olurdu.?

Tek tip insanlar... Herkes aynı tarz giyiniyor. Evlerin dekorasyonu birbirinin kopyası. Herkesin yüzünde sahte gülücükler... Hepsi kırışık kremlerini sürmiş... Yüzleri gergin ve anlamsız.. Saçlar o yılın rengi ve uzunluğunda...

Düşünün...

Bütün kocalar akşam eve ellerinde çiçekle geliyor.

Sohbetler aynı. Birbirlerine medyanın öğütlediği iltifatları yapıyor... Ve hep aynı şekilde davranıyorlar.

Bütün kadınlar sadece meyve suyu içip... Sabahları aynı cilvelerle uyanıyorlar.

Çocuklarımız aynı tip... Fabrikadan çıkmış gibi...

Hayır!.. Çok korkunç geliyor bu yaşam şekli bana.

Herkes kendi olmalı.

Örneğin; Ayşe, Ayşe gibi davranmalı... Hasan da Hasan.

Ayşe Nermin olmaya çalışırsa. Hasan da Kadir. Olmaz.

Yapmacık durur... Komik olur.

Mutlaka bir yerde fire verirler.

Çünkü her insan aslına döner bir gün...

Çeşitlilik ve farklılıklardır renk getiren yaşama.

Hiç düşündünüz mü? Melezler neden güzeldir? Ve neden akraba evliliklerinden sakat çocuklar doğar?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Madamex, "Kendin olma, kendin olma bizim sana söylediğimiz ol" lafı reklamlarda, televizyonda, hatta sokakta bile karşımıza çıkıyor. Tek tip, alışveriş delisi ve ruh yerine bedeni ile meşgul bir insan tipi yaratılmaya çalışıyor. Tüm bunların farkında olmak ve bunlara direnmek için de bir bedel ödemek gerekiyor: Kendini o koca topluluktan dışarıda bulmak ve ait olmama hissi. Ama çok önemli birşey kazandırıyor; kendin olabilme özgürlüğünü...Sevgilerimle...

Fulya 
 02.05.2007 14:25
Cevap :
Merhaba, Yorumunuzdaki düşüncelere katılıyorum. Kendin olmanın... Olmaya çalışmanın dayanılmaz ağırlığını taşırken, sonuçta özgürlüğünüzü kazanıyorsunuz. Teşekkürler yorum için. Mutlukalın:)  02.05.2007 16:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 1165
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1883
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Bana biri kendini anlat dese, susar kalırım. Her konuda çılgın bir istekle konuşan ben, işte o anda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster