Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '12

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
1919
 

Karneler ve başarı belgeleri.

Karneler ve başarı belgeleri.
 

Karneler öğrencinin aynasıdır.


Dönem sonu yaklaşırken, öğrencilerin heyecan ve sabırsızlığının da arttığını görüyoruz. Nasıl olmasın ki ? Onca yazılı ve sözlü sınavlar ile proje ve ev ödevlerinin sonuçları açıklanacak “karnelerinde” Hani adam berbere  “Berber saçım uzun mu, kısa mı ? “diye sormuş da, berber ona “Kesilince görürsün” demiş ya.  Bu da işte öyle.

Yıllar öncesindeki yöneticiliğimde karne dağıtım günlerini anımsadım. Bir hafta evvelinden öğretmenler not defterlerinde –kanaatlerini de kullanarak- “ortalamaları” alırlar, her sınıfa ait “ders not çizelgeleri”ne bu ortalamaları yazıp imzalayarak müdür yardımcılarına verirlerdi. Onlar da karnelerdeki ders sırasına göre bu not çizelgelerini – isim ve sıra kaydırmadan - uzun bir masanın üzerinde yan yana getirerek, “çarşaf” adını verdiğimiz –karne yazımı için- genel not listelerine dönüştürürdük. Çok yorucu ve dikkat isteyen bir çalışmaydı.

Daha sonra da, not çizelgelerini elinde cetvelle sınıf öğretmeni dikkatle okur, diğeri okunan notları –dolmakalemle- (mürekkeple) “karnelere” geçerdi. Aynı anda da o sınıfın müdür yardımcısı da, “sınıf geçme defteri”ne okunan notları işlerdi. Sonra da kontrol edilirdi. O zamanki  karneler mürekkep kokardı.  

Günümüzde ise her şey bilgisayarda oluyor. Öğretmenler not defterlerindeki tüm notları ve ortalamasını doğrudan okul bilgisayar ağına –şifresi ile girerek- iletiyor. Oradan da modüller vasıtasıyla, yönetimce “bilgisayar çıktılı karneler” hazırlanıyor.

Yalnız karneler mi ? “Takdirname” ve “Teşekkür Belgeleri” de öyle.

Yakın gelecekte de “e-karneler” ve “e-başarı belgeleri” de olacak.

Eskiden karne dağıtım gününde doğru-dürüst ders bile yapılamazdı. Sokakta karnelerini varsa “başarı belgelerini” sevinçle sallayarak veya saklayarak giden öğrencilerin duygusallığı bambaşkadır. Sormadan o an anlarsınız ne olduğunu.

Karne dağıtım gününde karnelerin yanındaki “bonus” olan başarı belgelerinin önemi öğrenci ve velileri gözünde çok büyüktür. Anne-baba ve veliler dönem sonunda çocuklarının başarılarını –ne yazık ki- işte bu “bonus belgeler”  ile ölçmektedir.

 “Yaşasın! Takdirname aldım.” “Tüh be, iki puanla Teşekkür Belgesini kaçırdım.” Gülen yüzler ve üzülenler bir arada.  Üzülenler neden başarı belgesi alamadı? Başarı belgesi alanların ortak özellikleri mi var? Onları başarılı kılan nedir?

Başarı belgesi alan öğrencinin kendisine özgüveni vardır. Öğrencinin arkadaşları arasında spor, halk oyunları, müzik, drama veya resim dallarında kendisiyle gurur duyacağı bir çalışması veya kendisine derslerinde özgüven kazandıracak bir başarısı yoksa, kısacası başarı ve gurur duygusunu tatmamış ise, onun sınıf ortamında ve okulunda arkadaşları ile uyumlu olmasını beklemek ve onun “Takdirname” veya “Teşekkür Belgesi” almasını ummak fazla iyimserlik olur. 

Kimlerin “Teşekkür ve Takdir Belgesi ile Ödüllendirileceği” MEB. Ortaöğretim Kurumları Ödül ve Disiplin Yönetmeliği’nin 8.maddesinde yazılıdır. 

Her öğrenci, başarılı olmak için mutlaka bir şekilde özgüven duygusunu hissetmek ister. Arkadaşları arasında kabul görmesi için de,  becerisi olan alanda kendisini   göstermesi  ve kazanması ile mümkün olur.

Öğrenci başarısı olmadığı için kabul görmezse, kendini kabul ettirmek için kendisinin kullanılmasına katlanır veya arkadaşları ile kavga yolunu seçer. Bu yolla kendini kabul ettirmek ve özgüvenini kazanmak ister. Sık sık okul yönetiminden uyarı alan, disiplin kuruluna sevk edilen öğrencilerde esas sorun, özgüven eksikliğidir. Egosu her an kırılgandır. Kendini değersiz hisseder. Arkadaşlarının şakaları onu hemen harekete geçirebilir. Bu durum  onun dersteki başarılarını olumsuz etkiler.

Bunun için anne-baba ve öğretmenlerin öğrenciyi – birlikte hareket ederek – yönlendirmeleri gerekir. Bir Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesinde yaptığımız bir incelemede; en başarısız ve sorunlu öğrencilerin % 90’ının anne ve babalarının boşandıkları veya ayrı ayrı yaşadıkları, öğrencilerin yurt veya evlerde kendi başlarına kaldıkları, ailelerinin çoğunun “yurt dışında” oldukları,  aile ortamını özlediklerini ortaya çıkmıştı. Bu öğrencilerden “başarı belgesi” nasıl beklenir ?

Bazı öğrenciler aslında iyi iş yapmalarına karşın, kendilerine güvenleri zayıf olduğundan,  her an kötü iş yaptıklarını ifade ederler. Bu öğrencilere de “kendilerini keşfetmelerini” sağlamalıyız.  “Yapamam deme, yapan senden üstün değildir !” mantığını benimsetmeli ve kabul ettirmeliyiz.

Başarı belgesi almamış veya karneleri çok kötü olan bu tür öğrencilere değer vererek, onları kazanmak gerekir. “Psikolojik Danışmanlar” veya “Rehber Öğretmenler” uzman olarak her öğrencinin neleri başardığı, neleri sevdiği, özgüvenini nereden kazandığını  “anket soruları” ile araştırmalıdır.“Değerlendirme kriterlerine” göre çıkan sonuçlar, sınıf öğretmenlerince “Öğrenci Kişisel Dosyaları”na işlenmelidir. Ancak, sonuçlar dosyada kalmamalı ve tüm öğretmenlerce değerlendirilmelidir. Öğrencinin okul hayatında tüm öğretmenlerince görüşler belirtilerek öğrencinin ruhsal ve fiziksel gelişmesine yardımcı olunmalıdır.

Karnelerindeki “kırık notlar” için çocuklarınızı azarlamamanızı, aksine onları destekleyerek daha başarılı olabileceklerine inandırmalısınız. Yoksa evden kaçma, canına kıyma gibi telafisi güç durumlar ortaya çıkabilir.

Ana-baba veya veli olarak lütfen aşağıdaki sorulara doğru yanıt veriniz.

Çocuğunuz (ya da öğrenciniz) başarı duygusunu tattı mı? Kendisi ile gurur duyuyor mu? Kendine özgüveni var mı ?  Başarılı ise bunun farklılığını ona hissettirdiniz mi?  Onunla “gurur duyduğunuzu” hiç söylediniz mi? 

Yoksa, onun gönlünü almak için, dönem sonunda, - alabilirse - sadece “Takdirname” ya da “Teşekkür Belgesi” almasını mı bekliyorsunuz ?  Ya alamazsa? İş işten geçmeden neler yapacağınızı düşünün.

Sevgiyle kalın… Saygılarımla.

Ali İhsan ÖZÇAKIR

MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel özetlemişsiniz Ali İhsan Bey Hocam. Evde veliler, okullarda öğretmenler çocuklarımızda kırık notlar yüzünden oluşan başaramama duygusunu yok etmenin yollarını bulmamız gerekir. Belki sistemden kaynaklanan bazı eksikliklerimiz vardır. Belki Ölçme ve değerlendirmede eksikliklerimiz vardır. Bunları süratle düzeltmeli ve geleceğe güvenle bakabilen özgüveni yüksek öğrenci, eğitim modelimizi artık mutlaka oluşturmamız gerekir. Saygılar ve sevgiler.

DG 
 22.01.2012 20:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 142
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 3046
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

42 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster