Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Prof. Dr. İbrahim Ortaş

http://blog.milliyet.com.tr/ibrahimortas

14 Temmuz '08

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
427
 

Karpuz, gıda kalitesi, ekonomi

Karpuz Neden Para Etmiyor

Prof. Dr. İbrahim Ortaş. iortas@cu.edu.tr

Karpuz Fiyatındaki Düşüşün Nedeni Kaliteli Üretimin Yapılamaması mıdır?

Son günlerde karpuz fiyatları o kadar ucuzladı ki tüketiciler memnun olduğu kadar üreticiler de bir o kadar üzüntülü ve kaygılı. Bilindiği gibi ülkemizde en erken karpuz Çukurova’da üretilmektedir. Genelde mayıs ayının ortalarında üretilen karpuz bu yıl üreticiyi çok memnun etmedi. Ancak son günlerde yapılan açıklamada konunun temelinde ise çiftçilerin verimi ikiye katlamak için kabak aşılı karpuz fidesi ekimi sonucu karpuza kabak tadı karıştı. Bugün tarlada kilosu 5 YKr’den bile alıcı bulamayan karpuz tarlada hasat edilmeye bile değer görülmemektedir.

Bilinen tadı ve aromayı kabak aşılı karpuzda bulamayan tüketici Adana karpuzuna olan talebi düşürmüştür. Adana karpuzu batı illerindeki tüketici tarafından talep edilmeyince fiyatlar düştü ve karpuz zorunlu olarak tarlada kaldı gibi ifadelerde sıkça duyulmaya başlandı.

Bu bağlamda tüketici de haklı olabilir. Bahçe Bitkileri Öğretim üyesi konunun uzmanı Prof. Dr. Kazım Abak hocamız “Karpuzda aşılamanın giderek yaygınlaştığı doğrudur. Bunun en önemli nedenlerinden birincisi, bir solgunluk hastalığı olan Fusarium'a karşı kabakların dayanıklı olması karpuzda bir çok çeşidin hassa olmasıdır. Kabak üzerine aşılandığında karpuz hastalıktan korunabilmektedir. İkincisi ise kabakların kök sisteminin çok güçlü olması ve verimi yükseltmesidir.

Üçüncüsü de kabağın sıcaklık isteğinin karpuzdan daha düşük olmasıdır. Kabak ile aşılandığında, özellikle kış aylarında başlayan erkenci üretimlerde (örneğin Adana'da Şubat'ta) bitkinin kök sistemi çalışabilmekte erkencilik sağlanmaktadır” diyor.

Sayın Abak “ayrıca aşı ile yetiştiricilik yeni bir yöntem de değil. Bildiğin gibi tüm meyve türleri zaten aşı ile yetiştirilir. Örneğin elma ayva anaçları üzerinde, portakal turunç üzerinde vb. gibi bu durumda elmaların ayva tadı alması söz konusu değildir” diyor.

Ayrıca sayın Abak karpuz aşısı ile oluşan tad ve aroma konusundaki kaygıları “Bir bilim insanı olarak doğaldır ki kuşkucu bakıyorum, tümüyle reddetmiyorum, mutlaka incelemeye değer bir konudur diyor. Prof. Dr. Kazım Abak hocaya göre fiyat düşüklüğünün nedenini hemen ve yalnızca aşılamaya bağlamak doğru değil, ekim alanlarının artışı, verim yükselmesi, ihracatın azalması, ve de psikolojik etkilerle tüketimin azalmasına bağlamanın daha doğru olacağını belirtiyor.

Neden Kaliteli Yaş Sebze ve Meyve Üretim Yapmak Zorundayız

Ürün kalitesi ile coğrafi dağılım arasında bir paralellik ve psikolojik etkinin olduğu bilinmektedir. Karpuz denilince akla Diyarbakır'ın Dicle kıyısında yetişen karpuzu gelmektedir. Kavun denilince Konya Çumra, elmada Niğde ve Amasya, Havuç için Ankara Beypazarı, Turp için Kozan, kayısıda Malatya, patateste, Nevşehir gibi coğrafi alanlar akla gelmektedir. Bu bağlamda yalnız üreticiler değil bölgenin sivil toplum örgütleri de kaliteli üretim için daha duyarlı olmak zorundadırlar. Adana’da görüştüğüm çiftçiler kabak aşılı karpuz fidesi kullandıklarını bilmediklerini belirttiler. Aslında kabak fidesi üzerinde karpuz aşısı ile üretilen karpuzun da çok da kötü olmadığı bilinmektedir. Ancak karpuz üretiminde Adananın isminin hep iyi tutulması için kaliteli üretime dikkat etmek gerekir.

Yaş Meyve ve Sebzede Yaşanan Sorun Yine Kaliteli Üretimin Yapılmamasıdır

Yakın geçmişte 7 Haziran'dan itibaren Rusya Federasyonun ülkemizden ithal ettiği yaş sebze ve meyvelerin zirai ilaç kalıntılarının bulunduğu iddiasıyla süresiz olarak durdurulması kararının alınması ile başlayan krizin şimdilik aşıldığı görülüyor. Ancak ihracatın açılmasına rağmen yaşanan düşük fiyat sıkıntısı üreticiyi halen mağdur etmektedir. Üretici için için kan ağlıyor. Ancak nedenlerini ve niçinlerini de tam olarak bilmiyor. Sorun yalnızca Rusya’nın ürünlerimizi almaması değildir. Diğer bir çok neden daha bulunmaktadır. Hemen her yıl benzer sorunlar yaşanmaktadır.

Kaliteli ürün üretmediğimiz ve kalitenin takipçisi olmadığımız sürece bu sorunları daha çok yaşayacağız gibime geliyor.

Ne yapılabilir?

Her türlü yaş sebze-meyvede kaliteli eğitim ve kullanılan girdi ve ilaç kullanımına dikkat edilmeli ve kaliteye önem verilmeli ve kaliteli üretimden taviz verilmemelidir.

Bu bağlamda çiftçilerin bir an önce "Çiftçi Kayıt Sistemi"ne geçmesi sağlanmalıdır. Çiftçi kayıtları kullanmış oldukları her türlü kimyasal yanında yapılan işlemleri de kapsamalı ve ispatlanabilir olmalıdır.

Ürünün son kullanım sürelerinin mutlaka bilinmesi ve bildirilmesi önemli olmaktadır. Bu bağlamda tarımda kullanılan her türlü gübre, ilaç ve büyüme düzenleyiciler uzman görüşü ile önerilebilmeli ve reçeteye bağlanmalı.

Tarımın bilinçli olarak yapılması için çiftçi eğitim servisleri aktif görev almalı. Tarım İl Müdürlüğü başta Internet olmak üzere diğer iletişim araçları yardımı ile üreticileri bilgilendirilmelidir.

Tarım şirketleri meslek mensubu ziraat mühendisleri tarafından ve ruhsatları yeniden güncelleştirilmelidir.

İlgililerin gerekli denetimi yapmaları yararlı olacaktır. Ülkemizin bir çok konuda eksikliğini hissettiği konuların başında denetimsizlik ve onun oluşturduğu laçkalık ve düzensizlik gelmektedir. Tarımda denetimin yapılması ve kalitenin korunması ülkemiz ürünlerinin dış pazardan dönmemesi için önemli bir kapının tutulması açısından yararlı olacaktır.

Sorun Yeniden Bilimsel Olarak Masaya Yatırılmalıdır?

Çukurova Bölgesi gibi ülkemizin en geniş tarım bölgesinde üretilen bunca zengin çeşit ve bolluğa rağmen halen çiftçimizin mağdur ediliyor olması soruna ciddi ve bilimsel olarak yaklaşmayı zorunlu kılmaktadır.

Sorun neden kaynaklanıyor?

Çözüm nedir?

Kimler ne yapabilir?

Uzun ve kısa vadeli stratejiler ne olmalıdır? Bütün bunların zaman geçirilmeden masaya yatırılması gerekir.

Tarım ve sanayinin birlikte işlev gördüğü Çukurova’da bilinçli ve kaliteli tarım üretimi ile bölge yeniden kendisini ülkenin gündemine taşıyabilir. Zenginliği ve bereketi ile bilinen Çukurova ürettiği ürünleri katma değeri yüksek ürünlere dönüştürme ve geliştirmede öncü rol oynayabilir. Bu bağlamda Çukurova tarımı yeniden masaya yatırılmalı ve sonuç alıcı önemler ve çözüm yolları ortaya konulmalıdır.

Bu kapasite ve irade bölgedeki tarım bilimi eğitimi veren Ziraat Fakültesi, araştırma kuruluşları ve ilgili kesimlerde var diye düşünüyorum. Yeter ki koşullar ve imkan sağlansın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 169
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1252
Kayıt tarihi
: 21.06.07
 
 

1985 yılında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nde mezun oldum. 1986 yılında Şanlıurfa Köy Hiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster