Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
169
 

Kayıp şehir Al-Batara

Kayıp şehir Al-Batara
 

'Tarihin büyülü sayfalarından oluşan bir kitap hayal edin. Bu öyle bir kitap ki nice uygarlığın antik zamanlara doğru süzülen görkemini, günümüzde bile hala kaybolmadan önünüze sunabilsin. Ki 'zaman kadar eski gül kırmızısı şehir' o sayfalarda önünüze açılıversin.'

Bir öğle sonra Amman’a indiğimde bu toprakların bana ne göstereceğini doğrusu merak ediyordum. Okuduklarımdan azade kendi gözlerimle görmek üzere ‘eski zamanlara süzülmek’ tek düşündüğüm şeydi. Vadi Musa'ya giden yol, bu eski dünyayı bana gösterecek gibiydi. Gül renkli Petra’yı görmek üzere antik kente giden insanların arasına karıştım ben de.

Aldığım ilk izlenim renklerdi; kahve ve tonlarıydı her şey. Bir hayalin içine giriyormuşcasına bir toz bulutu kaldırdı önce rüzgâr. Uzun zamandır rüzgârın sesini bu denli net işittiğimi hatırlamıyorum. Bir süre toz bulutunun her şeyi birbirine katışını izleyerek yürümeye çalıştım. Esintinin kuvveti yürümeme izin vermiyordu. Rüzgarın beni ittirmesi ile nereye gideceğimi ve keza nerede olduğumu da bilememenin sersemliği ile kaybolmuşum.

Sabah erkenden kendimi, antik şehre giden yolda buldum. Attığım her adım, yerli insanların 'kayıp şehir' dediği bu yeri içimde daha da büyütüyor. Yavaş yavaş yürüyorum. Her iki yanımda yükselmeye başlayan kayaların büyüklüğü gerçekten de olağanüstü ki yanımdan geçenlerin 'dağ' dediğini işitiyorum. Etrafta gördüğüm atlar ve develer dikkatimi çekiyor. Atı işaret eden bir Arap bedevi binmek isteyip istemediğimi soruyor. Başımı sallıyorum. Böyle vahşi bir yerde, yabani bir hisle bir at üzerinde olmak keyfimi iyiden iyiye katlıyor. Atın beni götürdüğü noktaya kadar her şey yeni bir yer görünce bastıran o güzel duygunun eşliğinde normal seyrinde. Asıl girişe gelince başlıyor Petra; söylemek istediğim 'görüntüler insana çarpıyor!'.

Kayalar,hayal ile gerçek arası bir duygu bırakıyor insanda. Zira bende sanki bu devasa kayalar başka bir yerden getirilmiş de buraya konmuş etkisi bıraktı. Öylesine büyük görünümlerinin yanısıra dokununca hafiflermiş gibi. Renkler inanılmaz, kırmızı ağırlıklı ama maviler, beyazlar, griler, sarılar da var.

Yol, dar bir kanyona dönüşerek bir süre birbirine benzeyen o nefis görüntüleri vermeye devam etti; ta ki o daracık alandan Petra görünene dek. O noktada durdum; ben bugüne dek böyle bir şey görmedim.Çok güzel demek yetmez, büyülendim; kayalar yontularak mükemmel bir sanatla şekillendirilmiş. Ortaya çıkan tapınak silueti, dar bir kanyondan çıkar çıkmaz karşılaştığınız anda, insanı pembeye boyuyor sanki. Ki bu yerin ‘bir mezar odası’ olduğuna inanmak benim için zor oluyor. Ve tüm antik şehirlerde ölüme ve mezarlara ne kadar önem verildiğini yeniden anımsıyorum. Ölüme ve ölümden sonraki hayata...

 Nebatiler, kumtaşı kayalıkları yontarak bir şehir kurmuşlar. 'Gül renkli Petra' böyle doğmuş. Kral ve kraliçe mezarları, tiyatro, kaya mezarları, saraylar, evler devasa kayaların içinde 'işlenmiş bir dantel gibi'. Antik şehrin altında kral mezarlarının olduğu yakın bir tarihe kadar bilinmezdi. Kim bilir bu büyülü antik şehir daha içinde hangi gizleri barındırıyor!

Petra, Yunanca 'kaya' anlamına geliyor. Araplar ona 'Al-Batara'* diyorlar. Ürdün Arap çölünün bir ucunda bulunan, Lut gölü ve Akabe körfezi arasında yaklaşık 100 kilometrelik bir alana yayılan kaya dağların 'bir kale gibi' kuşattığı bu saklı yer, eski zamanlarda suların bolca aktığı, kervanların geçtiği bir yer imiş. Antik zamanlardan söz ediyorum. Zamanın daha insanları esir almadığı o günlerde ay, kaya dağları ışığıyla yıkarken her şey öyle bereketli öyle bolmuş ki 'daima akan sudan içenler' kavga ve ayrılığı unutur, kaynağından akan su buradaki yaşama hayat verirmiş. Bedeviler, kıl çadırlar, develer, küçük odunlar ve ateş ve ay ışığı ise...  Bugün hala var..

 

*Al-Batara, orjin bir isimdir. Yer ve mekanların isimleri sonradan değiştirilmiş hep. Yazık ki bir yeri ifade eden isimler sadece isim değil, o yere ait kimi nitelikler atfedilen manalardır. Bu manaların değiştirilmesi o yeri kimliksizleştirir!          

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eski zamanların ışığıyla gülümseyen bir düş gibi edata...Bilgilendirmeniz için sağolunuz,sayın Akar.Zevkle olkudum.Yüreğinize sağlık.

Abbas Oğuz 
 05.11.2013 12:59
 

Zamanın insanları esir almadığı bir gül kenti anlatışınız çok güzel. Kendimi yeniden Amman' da hissettim. Aşkla kalın....

Mezopotamya Prensesi 
 05.11.2013 12:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 499
Kayıt tarihi
: 07.10.13
 
 

İnsanın kendinden bahsetmesi meselesi benim için zor konuların başında gelir. Bu anlamda söyleneb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster