Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '12

 
Kategori
Coğrafya
Okunma Sayısı
1231
 

Kayıp Türkler Dukha'lar

Kayıp Türkler Dukha'lar
 

Atlas Dergisinin Kasım sayısında "Kayıp Türkler Dukha'lardan" bahsediyor. Atlas muhabiri Dukha'larla iki ay yaşamış. Yaşadıklarını ve izlenimlerini anlatıyor. Sizlerle paylaşmak istedim.

Dukhalar Moğolistan'ın kuzey sınırında Sayan Dağında ren geyikleriyle birlikte göçebe hayatı sürüyor ve Türkçenin bir lehçesini konuşuyorlar. Avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak, doğayla uyum içinde ortaklaşa tutum içinde yaşıyorlar.

Dukhalar aslında 1940'lı yıllarda Rusya'daki Tuva Cumhuriyetinden buraya, Moğolistan topraklarına gelmişler. Ana dilleri de Türkçe kökenli Tuvaca'nın bir kolu.

Kuzey yarımkürede özellikle Sibirya'da iğne yapraklı ormanla kaplı bölgelere "tayga" deniliyor. Dukhalarda yaşadıkları coğrafyaya "dayga" diyorlar.

Ren geyikleriyle birlikte atlar da kullanılıyor. Atlar neredeyse yarı vahşi denebilecek kadar sağı solu belli olmayan hareketler yapıyorlar.

Vadide yayılmış ak çadırlar ve o çadırların sivri tepelerinden çıkan dumanlar eski zamanlardaki Kızıldereli kamplarını hatırlatıyor. Ren geyikleri çadırların ortasında toplu halde bulunuyor. Dev boynuzları güneşte altın gibi parlıyor. Çocuklar ren geyiklerine binerek, hayvanın boynuzundan yakalıyor ve dört nala gidiyorlar. (Çocuklara doğal bisiklet.)

Ren geyikleri Dukhaların yaşamında önemli bir yere sahip. Onları çoğunlukla ava giderken ve göçerken binek hayvanı olarak kullanıyorlar. Sütünü içiyorlar. Sütü suda kaynattıkları çay ile karıştırıyorlar. Zorda kalmadıkları sürece ren geyiklerini et ihtiyacı için kesmiyorlar. Genelde yabani hayvan avlıyorlar ve bitkilerle besleniyorlar. Etler mutlaka paylaşılıyor. Ava gitsin veya gitmesin etler tüm obaya dağıtılıyor. Eşit dağıtım erdemi değişmiyor. (Bizim apartmanlarda aşure haftası/kurban bayramı/kandiller haricinde bu şekilde devamlı yardımlaşma mümkün değil.) 

Dukhalar yakaladıkları hayvan etlerini güneşte kurutuyorlar. Kalanı da bozulmasın diye bir kaba koyup serin ırmak suyunda saklıyorlar. (Piknikte dereye karpuz atmamız genlerimizdeki Orta Asya geleneği mi acaba?)

Ren geyiklerinin boynuzları ekim ayında düşüyor. Sonra yeniden çıkıyor. Düşen boynuzlar sanatsal nesne yapılarak eko truzimde hediyelik eşya olarak satışa sunuluyor. (Dukhalar da kapitalist olmuş demek ki...)

Dukhalar yılda dört kez göçüyorlar. Yazları yüksek yerde, kış yaklaştıkça aşağıya iniyorlar. Kışın orman içlerinde rüzgar ve soğuktan korunmak için kalıyorlar. (Bizim memurların Dukhalardan taşınma kursu almaya ihtiyaçları var.)

Din olarak şaman dinini yaşıyorlar. Ayin öncesi hayvan tüylerinden oluşan şaman kıyafeti giyiyorlar.  Şaman ayinleri gece yarısı başlıyor ve saatlerce sürüyor. Görünmeyen ruhlarla iletişime geçilirken, bazen hayvan sesleri, bazen çığlıklar atılıyor. Sonra kendilerinden geçip yere düşüyorlar. (Kafalarını kırmasalar bari.)

Güneş paneli sayesinde elektirik, TV ve radyoyla da tanışmışlar. Fakat bunlar hayatlarını olumsuz anlamda etkilememiş. (Bizim dizileri öğrenirlerse hiç kaçırmazlar.)

Doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Küçük hayvanları öldürmüyorlar. Obalarına yetecek kadar birkaç günlük avlanıyorlar. Sonra tekrar ava çıkıyorlar. Nehir kenarlarında avlanmıyorlar. Hayvanların ırmağa düşüp kirletmesinden korkuyorlar. Suyu kullanmak yada içmek için bir kaba alıyorlar. Böyle olunca sabunu da ırmakla temas ettirmiyorlar. Irmakta ellerini yıkamıyorlar. Doğadaki hiçbir canlı ile hiyerarşik ilişkiye girmeden yaşayan herşeye saygı duyuyorlar. Çevrede görülen herşeyin bir ruhunun olduğuna inanıyorlar. Doğa da kendisine saygılı davrananlara karşılığını fazlasıyla veriyor. (Bizim Belediyeler ve TOKİ buralara el atmamalı!)

Doğanın kendilerine verdiklerini bir hak olarak değil, bir armağan olarak kabul ediyorlar. (Dukhalardan öğrenecek çok şey var.) 

Aslında ortam biraz da bu şekilde doğayla uyumlu şekilde davranmayı gerektiriyor. Kızılderelilerin yaşayışının da aynı olduğu düşünürsek yaşamak için ortamın kurallarına uymanın gerekliliği ortaya çıkıyor. Aynı insanları apartmana getirin ortama uymak zorunda kalırlar. Çünkü Moğolistanın köylerinde yerleşik olarak yaşayan Dukhalar da var. Onlar da köy şartlarına uyum sağlamış durumdalar.

Kaynak : Aylık Coğrafya ve Keşif Dergisi Atlas, Sayı 236, Kasım 2012.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, ilgi ile izledim. Selamlar...

Mesut KARİP 
 17.12.2012 15:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3368
Kayıt tarihi
: 28.08.12
 
 

Kamudan emekliyim. Yaşam felsefem "hayatın içinde her olayın sorgulanması gerektiği" yönündedir. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster