Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '11

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
7963
 

Kazakistan'ın İstanbul'u bombalandı

Kazakistan'ın İstanbul'u bombalandı
 

Tony Blair ne yaptığını çok iyi Blair(!)....


Terör Kazakistan'ı ilk kez Tehdit Ediyor. Bu tehdidin arkasında ne dolaplar dönüyor ve kimler var?

Kazakistan'ın batısında bulunan Atyrau ( Atrav'da denir) iki terörist bombalama ile ilk kez ülke çapında sarsıldı. Peki Terör neden bu sefer Kazakistan'ı seçti ve Kazakistan'dan ne istiyor?

Atrav benim gönlümde özel bir yeri olan kent, çünkü bu kentte iki yıl İngilizce öğretmenliği yaptım. Kazakça ve Rusçayı burada öğrenmiştim. Evlendikten sonrada eşimle ilk yuvamı burada kurdum. 1993 yılında Kazak halkı ve eyalet merkezinde yaşayan diğer halklarla Atrav tam bir mozaikti. O zamanki yokluklar içinde muhteşem bir hüsnü kabul ve misafirperverlik vardı.

Kazak halkı gerçekten eğitimli, cömert ve iyi niyetli insanlardan müteşekkildi. Sevdiğim bu Türki halkın dilini 30 gün gibi kısa zamanda çarşı pazarda konuşacak kadar öğrenmiştim.

Aradan 13 yıl geçtikten sonra 5 günlük gezi için, Okul'dan mezun olanların davetiyle 2008'de Kazakistan'a gittim. O misafirperverlik ve hüsnü kabulü tekrar gördüm. Okulun açılışının 15. kuruluş yıl dönümünde mezuniyet töreni ve basın olaya (buradaki her olaya olduğu gibi) büyük bir ilgi göstermişti.

Zira Atrav kenti ya da eyaleti desek daha doğru olur, Kazakistan'ın ekonomik getiri yönüyle gözbebeğidir ve İstanbul'udur, çünkü Atrav Hazar Denizinin kuzeyinde petrol denizi üzerindedir, aynı zamanda dünyada üretilen en iyi siyah havyar komşu Astrakhan kentiyle beraber burada işlenmektedir. Uçsuz bucaksız çok geniş araziler nüfusun az olması dolayısıyla bomboştur.

Atrav'a bu yıl bir iş adamı arkadaşımın yatırım yapmak istemesi ve ricası üzerine tekrar gitmek durumunda olduğum bir yer oldu. Kent 2008'den beri 3 yılda çok daha modern ve yol almış haldeydi.

Fakat beni ürküten bir tabloyla karşılaşmıştım. O korkum ve endişemde nekadar haklı olduğumu bu bombalama olayı kanıtladı.

Kentte yeni kurulan ve tipik bir Orta Asya mimarisi olan camiyi ziyaret ettim. Cami cemaatine baktığımda bir gurup dikkatimi çekti, paçaları dar ve kısa olan ve hemen hepsi sakallı olan o gurup Vahabilerdi. 

Daha önce bu mezheple ilgili araştırma yapmıştım. "İslamı Nasıl Yok Edelim?""Bir İngiliz Ajanı Hempher'ın Anıları" adlı kitap bu konuda herkese tavsiye edebileceğim bir eser. Bu mezhep, İslam içerisinde geçmiş dönemde "Haricilik" denen illetin modern versiyonuydu. Son derece geleneksel, görüşlerinde radikal ve diğer mezhepleri neredeyse kafir görebilen bu mezhebin mensupları hoşgörüsüz ve teröre yatkın meyildedir. Tam da İnglizlerin istediği gibi ayrımcı Sünni Türklerden ve Şii Araplardan nefret ederler.

Vahabilik 1.Dünya Savaşından önce yeryüzünün en başarılı en azimli Ajanı Hempher tarafından kurulmuş ve zemin hazırlandıktan sonra Hempher gidip yerine İngiliz Ajan Lawrence gelmiştir.

Tarihte herkez Lawrence'ı "Lawrence the Arabian" olarak tanır ve çok ünlüdür. Lawrence asıl başarısını kesinlikle ona mezhep kurarak zemin hazırlayan Hempher'a borçludur.

Sonunda bu iki Ajan Osmanlı'ya karşı Vahabiliği kullanarak ülkeyi yıktı. Aynı mezhebin arkasında bugün Suudi Arabistan ve İngiltere vardır. Bu mezhebin yayılması ve güç bularak İngiliz emperyalizmine hizmet etmesi için bu zavallı cahil müslümanlar kullanıldıklarının farkında bile değildirler.

Usame Bin Laden gibi adamlar da işte bu güruhtandır, bunlar sayesinde İngiliz Emperyalizmi nasıl Orta Doğuda karışıklıklar çıkararak bölgeye ABD askeri gücünü maşa olarak kullanarak girdiyse aynı şeyi Kazakistan'da da denemek ve Kazakistan'ın siyasal yörüngesine müdahale ederek "Orta Asya'da biz de varız bizi görmezden gelemeyeceksiniz" demek istiyor. 

Kazak halkı Orta Asya'da sinsice yayılmak isteyen tekfirci, ayrımcı, kör ve tedhişçi Vahabiliğe göz açtırmamalıdır. Şayet bu mezhebin Kazak halkı arasında daha fazla yayılmasına göz yumulursa kesinlikle Kazakistan (Tıpkı Suudi Arabistan gibi)  İngiliz Emperyalizminin bir uşağı olmaktan kendini kurtaramaz, ülke Rus ve İngiliz güç çatışması alanına dönüverir ve kesinlikle ülke içerisinde huzur  da kalmaz.

Şimdi bütün bunların üzerine Tony Blair'ın Libya'da danışmanlık yaptıktan sonra ve Libya'nın sonunu hazırlayan taşları ördükten sonra şimdide Kazakistan'a danışmanlık yapmaya başladığını hatırlatırım.

Tony Blair'ı herkes yanlışlıkla Bush'un kuklası sandı yıllarca, oysa bu sosyal demokran postu giymiş olan ingiliz tilkisi ülkesinin çıkarları için çok iyi danışmanlıklar yapmakta(!). 

Önce ABD'li Cumhuriyetçilerle Clinton nasıl koltuğundan edilir onu ayarlayan şer ekibin başıydı, sonra Clinton gidince Vahabi terörü harekete geçirilerek Orta Doğu yangın yerine döndü.

Irak'ta kitle imha silahı var yalanını söylediğini itiraf etmedimi bu adam? Bu yalan yüzünden milyonlarca Iraklı kardeşimiz bombalarla öldürülmedi mi? Tecavüzler, işkenceler Irak'ta kol gezmedi mi?

Zavallı Kaddafi çölün altında bulduğu Nil nehrinin on yıllarca akarak doldurabileceği su kaynaklarını Libya çöllerini yemyeşil yapamadan Tony Blair'ın kargasal klavuzluğunda burnu pislikten kurtulmadı.

Tony Blair'ın Sosyal demokrat olduğu falan yok. Baldızının Müslüman olması da sizleri aldatmamalı, zira ajan Hempher'ın İstanbul'da müslüman olduğunu söyleyerek İstanbullu bir şeyhi bile kandırıp yıllarca inanmadan namaz kılıp, Türkçe Arapça ve Kuran öğrenerek Ortadoğu'ya gitti. Vahhabiliği nasıl kurduğunu yukarda anlattım. 

Tüm bunlar olurken şimdi de Kazakistan Devletinin de danışmanlığını yapmasının son derece ürkütücü bulmuştum, bu bombalamalarda onun danışmanlığının ilk meyveleri olsa gerek. 

Umud ediyorum, Kazak hükümeti Vahabiliğin takibini de iyi yapar. Hükümet jakobence uyguladığı başörtüsü yasaklarına son verip, Vahabilerin söylemlerinin yayılmasına ve terörün de meşruiyet zeminine engel teşkil eder. Umarım bu terör eylemi yüzünden ülkede sıkı yönetim uygulamaya, suçsuz halka baskı kurma yapmaya kalkmaz. Bunları yaparsa zaten klanlar, kabileler şeklinde olan üş jüz (üç büyük klan) şeklinde olan yapıda sadece ulu jüz (Ulu yüz) ayrımcılığı daha fazla devam etmez. Umarım, halkın kendisini Devletten soğutacak girişimleri sıkıyönetim, işkence, baskı ve korkutmaya giderek istikrara darbe vurulmaz. 

Kazakistan devlet Başkanı sayın Nur Sultan Nazarbayev'e iki tavsiyem var; Biri bu uygulamaları 30 yıldır uygulayarak ülkede Terörün artmasına vesile olan yanlış politikalar uygulamış olan Türkiye'nin yakın tarihi, biri de Osmanlı'da İttihat ve Terakki'nin Orta Doğu'da ayrımcı ve ırkçı yaklaşımları Lawrence'ın başarısına çok fazla katkı sağlamış olmasıdır. Kesinlikle Osmanlı'nın son dönemlerinde yapılan hataları yapmamalarıdır. 

Hele hele Hempher'ın 21. yüzyılda ki en korkunç temsilcisi Tony Blair'ı danışman yapması son derece tehlikeli bir tercih olduğuna inanıyorum. Tony Blair, kesinlikle ve kesinlikle Avrasya Birliğinin içine sokulmuş Sosyal demokrat posta bürünmüş en tehlikeli global ve emperyal Truva atıdır. Hedef Libya petrollerinden sonra Kazak Petrolleridir.

Bu uyarıyı yapma ihtiyacını hissediyorum çünkü hem Kazak kültürünü ve sosyal gelişimini fark eden ve bölgede çalışmış bir öğretmen olarak hemde tarihi araştırmış ve sebep sonuç ilişkilerine değer veren bir araştırmacı yazar olarak Kazakistan'ın başarısını, huzurunu diliyorum ve istiyorum.

Saygılarımla

Ayhan Özcimbit

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdiklariniza katilmamak elde degil; Kazakstan'da 4 yil yasamis ve Kazak vatandasiyla evli biri olarak, Kizilordu, Cimkent, Almati, Atrau kentlerinde ve cevrelerinde ayni gozlemleri yapdim ve tum Kazak tanidiklara ayni uyarilari aktardim. Bir yarari oldugunu sanmiyorum, cunki Kazak "kardeslerimizin" gozu paradan baska bir sey gormuyor, anlatilanlari anlayacak donanimda da degiller hic. Vahabilik, Turkiye'deki bazi odaklardan da ama ozellikle Suudilerden ve Bati'dan aldiklari destekle iyice azmis gorunuyor son zamanlarda buralarda. Tacikistan'da da benzer cabalar var. Sanirim bu gelismelere dur diyecek bir guc de yok. Nazarbayev dahil, hepsi cikar pesinde.

Kapitano 
 07.11.2011 11:22
 

İkiz kulelerin bir parçası olduğu neocon operasyonunun kökenini anlamak açısından yazınız benim için faydalı oldu.Bu projede ,belirttiğiniz gibi ingiliz toplum mühendisliğinin bir ürünü olan vahabiliğin ve suudilerin nasıl kullanıldığı üzerine daha fazla kafa yormak gerekiyor .Fakat burda Blair'a fazla önem atfetmek doğru değil gibi geliyor,malum dünya eski dünya değil ve şartlar çok farklı ,yaklaşık beş yıl Kazakistanda bulundum ,bahsettiğiniz insanları yakından görme imkanım oldu,dediğiniz gibi bunların içinde vahabi olarak kendini niteleyenlerde olduğu gibi farklı sünni tarikatlere bağlı olduklarını belirtenlerde var.Kazakistan eski bir sovyet ülkesi,diğer eski sovyet ülkelerde olduğu gibi din konusunda bu ülkedede halk arasında kararsızlık hakim,fakat bunun yanında yıpranmış olmakla beraber güçlü bir örfi gelenek var,nazarbayev bu noktaya vurgu yapıyor zaten her fırsatta,cüzler arasında güçlü bir birliktelik sağlanabilirse din konusunda sağlam adımlar atılabilir.

aktanoglu 
 03.11.2011 11:15
Cevap :
Yorumunuz için sağolun. Blair'a çok önem atfetmiyorum, o bu kadar önemli biri olmasa Libya, İsrail ve Kazakistan gibi ülkelere siyasal danışmanlık yapmazdı. Benim söylemeye çalıştığım nokta ingiliz emperyalizmi perdenin gerisinde Amerikayı askeri maşa olarak kullanmada Tony Blair'ın ustalığı. Aynı zamanda Libya'da olanlar ortada. Şimdi de o danışman olur olmaz Kazakistan'da bombalar patladı, üst üste konduğunda ortaya hiç de iyi kokular çıkmıyor. Kazakistan her halükarda kendisine ve Şangay İşbirliği Örgütüne zarar verecek bir eylemde bulunmamalı yoksa bunun bedelinin altından kalkamaz ve mutlaka bölünerek ve sosyal çatışmalarla bu hatanın bedelini öder. Kazakistan, demokrasisi ve diğer orta asya ülkelerine oranla daha iyi olan ekonomisi, muhteşem zengin petrol yatakları ve yeni açılacak rafinerileri ile dünya güç mücadelesinin savaş alanı olmamalı ve son derece iyi danışman seçmeli, Tony Blair gibi klavuzları değil. İnşallah bu ön görülerim doğru çıkmaz ve Kazakistan hep güçlü kalır.  03.11.2011 16:01
 

ingiliz mi kaldı amerikanın 3'te 1'i onlarındı hindistan şangay mısır avustralya kanada hepsi gitti geriye ne kaldı 240.000 km'karelik 4 devletli ada onlar birleşik krallık diyor ile okyonusta 20-30 dönüm 5-6 ada kaldı 10 milyon göçmen de cabası....iskoçya'da gidici eeee aç gözlülük böyle yapar adamı halen fasulye gibi nimetten sayıyorlar kendilerini

özGün dIrI 
 01.11.2011 20:38
Cevap :
Kanada, Avustralya ve Yenizellanda İngiltere'nin çocuklarıdır. İngiltere ve Amerika tıpkı karı koca gibidir ve bu geniş Anglo sakson ailede kadının (İngiliz Kraliçesi ve Devletinin) sözü geçer.   02.11.2011 9:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3680
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster