Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
317
 

Kelebekler taşların altında kalmasın

Kelebekler taşların altında kalmasın
 

Benden hariç iki arkadaşımla birlikte öğretmenler odasındaydık. Birisi sınav sorusu hazırlıyordu diğeri de bir anketi değerlendiriyordu yanlış hatırlamıyorsam. Sabah kahvaltıyı yapamadan çıkmıştım evden, babam her zamanki gibi okula beni bırakmıştı. Arkadaşlarım benim bu halimi ana kuzusu olarak değerlendirseler de. Bir baba ve kızın arasındaki bu güzel bağı anlamalarını beklemiyordum açıkçası. Canım babam hiç bir zaman bize kıyamadı, hala da aynı. O benim ilk sevdiğim adam..

Gelelim konuya, acıktığımı hissettim iki ders boşluğum vardı. Okulun yakınında bir pastane vardı oraya  gidip birşeyler yemek istedim, hem kısa mesafe yürüyüş iyi gelir diye düşündüm. Kapıdan dışarıya çıktım, 50 metre gittim veya gitmedim. Yolun kenarına kaldırıma oturmuş ağlayan bir kız çocuğu gördüm. Saçları dağınık, zayıf, çelimsiz. Üzerinde bir elbise vardı, ayak bilekleri kibrit çöpü gibi incecik kırılacak gibi. O güzelim gülmeye layık gözleri bardaktan boşanırcasına yağan yağmur gibi. Çaresiz bakışları yürek dağlatıyor, ama utanıyordu bakışları ele veriyordu kendini. Başını utangaçça indirdi . İçimden nedir bu güzel gözlü meleği ağlatan diye geçirdim.. Kaç yaşında acaba diye düşündüm sanırım dokuz, on gibi ya yaşadıkları neydi. Minicik bir kız neden böyle ızdıraplı ağlasın ki ? Çocuk dediğin bebeğini kaybeder ağlar, karnı acıkır ağlar, istediği bir şey alınmayınca ağlar... Bu gözyaşlarının saydığım nedenlere bağlı olmadığı apaçık ortadaydı. Etrafında bir büyük de yoktu. Çekinerek yaklaştım yanına, çünkü artık yardım ederken bile insanlar tedirgin oluyor. Güven ne kadar yara almış durumda toplumumuzda. Sordum
Neden ağlıyorsun canım
Karşı binanın birinci katından bir ses geldi.
Annesiyle babası kavga etti az önce, babası annesini dövmüş. Annesi de evden kaçmış, onun için ağlıyor.
Nerede oturuyor diye soruyorum. Kadın parmağıyla çaprazdaki bir binayı gösteriyor. Fena diyorum kendi kendime, kendi küçük yarası büyük. Annesi babası birbirini yemiş bu onların sorunu nedeni de hiç önemli değil benim için. Beni ilgilendiren hüzünlü gözyaşlarının sahibi. Sanki bir taşın altında kalmış, can çekişen bir kelebek gibi diyorum içimden. Çok üzülüyorum ve ilk aklıma gelen, küçük kelebeği alıp pastaneye götürmek oluyor. İki koca dilim çikolatalı yaş pasta  getirmelerini rica ediyorum, çünkü küçük kızlar çikolatalı yaş pastayı severler.. Küçük kelebeği iskemleye oturtup sağanak şeklinde yağan gözyaşlarının dinmesini bekliyorum. Ama dinmiyor. Farkettirmeden bende ağlıyorum, dayanamıyorum minicik gözlerin bu denli hüzünlü yaşlar akıtmasına. Acıtmayacak sorular sormaya başlıyorum, gözyaşları eşliğinde cevaplıyor. Sonunda anlıyorum ki bu yaşlar ümitsizlik yaşlarıymış. Bir daha annesini göremeyeceği korkusunu yaşıyordu. O zaman gülüyorum ve yüzüne bakarak
Anneler yavrularını bırakmaz, hele hele senin gibi tatlı bir kızı annesi hiç bırakmaz diyorum. Konuştukça sağanak yağmur yavaşlıyor, damla damla, derken duruyor.
Birlikte karnımızı doyuruyoruz. Biraz sakinleştiğini hissedince annesiyle görüşmek isteyip istemediğini soruyorum. Korkarak hayır diyor.
Neden diye soruyorum. Babam beni de döver diyor. İşte o zaman yüreğime bir acı saplanıyor. Onu anlamaya çalışıyorum. Benim canım babam hiçbir zaman bize ve anneme öyle duygular yaşatmadı.

Burada baban yok ki nerden bilecek annenle konuştuğunu diyorum. Annenin telefonu var mı diye sorup ezberlediği numarayı arıyoruz. Benim küçük kelebeğim annesinin sesini duyunca hüzün dağından aşağıya iniveriyor.. Derse gireceğim için acele hesabı ödeyip çıkıyoruz. Evinin kapısına bırakıyorum ve güzel yanaklarından öpüp herşey geçecek sen sadece böyle gül diyorum. Ama hüzün yüreğimde okula doğru yürüyorum.

Ertesi hafta benim küçük kelebeğimi okula gelirken görüyorum. Sevinçle boynuma sarılıp annesiyle babasının barıştığını söylüyor, gülen gözleriyle. İçimden inşallah bu son olur diyorum
Anne babalar birbirlerinin canını acıtacağım derken taşların altında kalan küçük kelebekleri düşünseler keşke. Gelecekte Mutlu, huzurlu, sevgi dolu nesiller için...

Bu arada küçük kelebeğim geçtiğimiz günlerde beni aradı. İsmi Mihriye, çocuk yaşta ölen halasının ismiymiş. Çok güzel haberler verdi bana. Allah kıymet bilecek insanlarla karşılaştırsın bütün kelebekleri...
  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sonu güzel bir öykü. İçim acıdı okudukça ve ben de hüzünlendim o Kelebek gibi. Dilerim tekrar etmez, sizin de sevgi dolu yüreğinizle yaklaşımınıza imrendim, selam ve sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 18.12.2014 16:05
Cevap :
Çok teşekkür ederim Yurdagül Hanım, çok üzücü bir durum evet. Tüm kelebekler çok güzeldir hiç ağlamasınlar. Sevgilerimle..  19.12.2014 11:21
 

Ders alınacak bir blog kaleme almışsınız Selma hanım. Siz bir evlat, bir anne ve bir öğretmen olarak görevinizi çok güzel yerine getirmişsiniz. Anne babalar, tartışsalar bile bunu çocuklarının yanında yapmamaları gerekir. Hele dayak olayı kabul edilecek gibi bir durum değil. Böyle bir ailede yaşayan çocuklar hayata güvensiz bakacaklardır. Ama bazı ailelerde nerede o düşünce? Bütün anne ve babaların okuması gereken bir yazı. Saygılar, selamlar...

Erol Özışık 
 18.12.2014 14:21
Cevap :
Değerli Erol Bey, keşke öyle şeyler hiçbir aile de yaşanmasa. Sevgi ve saygı hakim olsa. Çocuklar olumsuz etkileniyor ve sorunlu ailelerin çocukları da genelde sorunlu büyüyor. Belli bir yaşa geldiklerinde anne babayı tanımıyorlar bile. Bu da kötü ve üzücü. Saygılarımla..  18.12.2014 16:42
 

Önemli bir ayrıntıyı atladım. Davranışınız, ilginiz, sevecenliğiniz ne denli duyarlı olduğunuzu gösteriyor ve her türlü takdiri hak ediyor. Çekincenizi ise anlıyorum, ben de pastaneye götürmeye çekinirdim sanıyorum. İnsanların aklına bin türlü şey gelir diye korkuyoruz. Bir tür toplumsal duvar ördük ve kolay yıkılacağa da benzemiyor. Ne güzel bir davranış örneği! İyi ki oradaydınız.

Güz Özlemi 
 18.12.2014 12:59
Cevap :
Değerli Güz Özlemi, sizin ve MB deki birçok arkadaşımızın da benim gibi hareket edeceğinden şüphem yok. Ama yine de bir çekince haliyle oluşuyor, iyi niyetle yapılan hareketler bazen yanlış anlaşılınca insan üzülüyor. İnşallah örülen o duvar yıkılır ama zor gibi görünüyor gerçekten. Sizde iyi ki varsınız. Saygılarımla.  18.12.2014 13:21
 

Kolay üzülmem, ancak çocuklar duygularımın en kırılgan yeri. Onları bir kuş tüyü bile ağlatsa üzülürüm. Hiçbirinin ayakları taşa bile değmesin, hep gülümseyen çocuklar olması duasıyla selamlar, saygılar.

Güz Özlemi 
 18.12.2014 8:38
Cevap :
Değerli Güz özlemi, çocuklar konusunda hassas olmayanları hastalıklı beyinler olarak tanımlıyorum ben. Hiçbir çocuk gözyaşını haketmez, karşılıksız ve yalansızdır sevmeleri onların. Ne güzel belirtmişsiniz. "Hep gülümseyen çocuklar olsun".. Saygılarımla..  18.12.2014 9:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 1191
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 737
Kayıt tarihi
: 02.05.14
 
 

İnsanları ve yaratılmış tüm canlıları severim. Yazmak amatörce de olsa hayatımda bir süredir var...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster