Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
847
 

Kenan Evren'i koruyalım

Referanduma konu olan maddelerden birini de, 12 Eylül mağduru milyonların ağzına bir parça bal sürmeyi amaç edinen geçici 15. Maddenin kaldırılması oluşturuyor. Bu maddenin, simgesel bir anlamı var; zira darbecilerden Evren’i hedeflediği ve böylece demokratik bir anayasanın kapısının aralandığı izlenimi yaratılmak isteniyor. Kendi yaptığından daha anti demokratik bir anayasa düzenlemesi yapıldığının farkında olan Kenan Evren, referandumda “evet” çıkması halinde “kafasına sıkacağı”nı tekrarladığı belirtiliyor.

Kendisinin kefil olduğu 82’ Anayasası’na “evet” oyu verip oranın yüzde 92’ye çıkmasına neden olanların, politik hedeflerine ulaşmayı kolaylaştırmak amacıyla geçici 15. Maddeyi de vitrine koyduğunu biliyor. Evren bu, altta kalır mı; “…sadece bir kurşun! Bumm! Ben, kendi işimi kendim hallederim. Onlara beni yargılama zevkini tattırmam” diyor.

Blöf mü yapıyor, içten mi söylüyor; bilinmez. Bilinen Evren’in önemli bir tarihsel sürecin “kara kutusu” niteliği taşıdığıdır. Evren’in bildiklerini bütün toplumun bilmesi sağlanmadan Evren’in “göçüp gitmesi”, Türkiye demokrasisi açısından büyük bir kayıp anlamına geliyor. Hükümet’in, önce 22 Şubat’ta, ardından da geçtiğimiz günlerde, çok sayıda muvazzaf ve emekli generali hedefleyen operasyonlarının ana kaynağı da Evren’i gösteriyor. 12 Eylül’ün nasıl gerçekleştiği bilinmeden, gözaltına alınan, tutuklanan generallerin tümünün içeri tıkılması, Türkiye demokrasisinin niteliğinde bir değişime yol açmayacağı anlaşılıyor.

12 Eylül’ün astığı astık, kestiği kestik generali Evren’in, kendilerini yargılama ihtimaline meydan okuması hali, beni korkutuyor. Bu nedenle kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek olan Evren’i koruma fikrine ulaşmış bulunuyorum. Evren’in hüküm sürdüğü döneme ilişkin devletin “üç maymun”u oynama nedenini öğrenmemiz gerekiyor. Öğrenebilmemizin yolunun Evren’in yaşatılması için gerekli önlemlerin alınmasından geçiyor.

Evren’in yaptığı darbe nedeniyle üç yıla yakın Mamak Cezaevi’nde işkencelere; iki yıl boyunca Van ve Çorum’da polisin aşağılamasına; 18 ay süren sakıncalı piyadeliğim nedeniyle askerlik süresince “vebalı” muamelesi görmüş biri olarak, gözaltına alınmasını, tecride konulmasını değil; korunmasını öneriyorum. “Kefili” olduğu Anayasa’ya Erzincan’ın küçük bir dağ köyünde 13 hayır oyu çıktı diye “hayır oyu” verenlerin evlerini alt üst ettirdiği için izole edilmesini değil; can güvenliğini sağlayarak öğreneceklerimizi bir an önce öğrenebilmek için korunması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye demokrasinin Evren’in “naçiz vücudu”na değil, sahip olduğu bilgiye ihtiyacı var ve bu bilgi için Evren’in yaşama hakkını titizlikle korumamız gerekiyor.

Korumanın bin bir yolu var ama öncelikle “beylik silahı”na el konulması lazım. “Evet” çıkması halinde intihar edeceğini belirten birinin silah taşıması, kamu çıkarı açısından tehlike arz ediyor. “Evet” çıkmama ihtimaline güvenerek, Evren’i korumaktan imtina edilemez. Bu ülkenin, yaşı hayli ilerlemiş, bir zamanların kudretli paşasından öğreneceği çok şey var.

İhtimal zayıf ama “evet” oyu çıkması halinde kimsenin Evren’in kapısına dayanıp sorgulaması mümkün görünmüyor. Zira sekiz yıldır Hükümet eden AKP’nin zaman aşımı süresinin dolmasını beklemiş olması pek manidar görünüyor. Gene de bendeki Evren’i yargılama isteği, okuldaşım ve arkadaşım Necdet Adalı’yı, onca kuşkuyu hiçe sayıp darağacına göndermesinden değil; Türkiye’nin karanlık geçmişinin açığa çıkartılması sürecinde anahtar niteliği taşımasından kaynaklanıyor. Evren’in kullandığı, “kendi işimi kendim hallederim” ifadesi, bir çeşit suç itirafı anlamına geliyor. O halde buradan bir çağrı yapıyorum: Evren’i koruyalım; hem de gözümüz gibi!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba ben, konuya farklı bir gözden bakıyorum. bilmem belki yorumumu kabul etmeyebilirsiniz. Darbenin olduğu sıralarda ben aşağı yukarı 10 yaşlarında idim. O günlerden hafızamda kalan, her akşam haberlerde çatışma ve ölüm olaylarının olması ki her gün birileri ölüyor yada öldürülüyordu. Boğazda kaçırılan bir yolcu varpurunun acı siren sesi. Ellerinde büyük sopalarla toplanmış büyük abilerimiz,ablalarımız.Hepsinin yüzünde öfke, kin. Bağrışmalar,feryatlar... Tabi o yaşlarda olanlara bir anlam veremediğim için, bir çocuk olarak hep içten içe üzülürdüm.Korkardım.Kendimim güvende hissetmezdim. Annem veya bababm yada abilerim dışarıda ise onlar eve gelmeden rahat etmezdi içim. Ya onlara da birşey olursa diye... Ama 13 eylül sabahında evin önünde ve sokaklarda askerleri görünce bilmediğim bir nedenle içim rahatladı.Kendimi ve ailemi güvende hissettim. Artık TV lerde çatışma haberleri çıkmıyordu.Sokağa çıkma yasağı vardı ama, bana göre tüm ailem yanımdaydı ve içim huzurluydu. Uykumda öyle.

Melih Togay 
 31.07.2010 9:55
 

1980 darbesine yaptıranda, ülkücü ve devrimcilerin üzerinden silindir gibi geçtirip selametçilerin yolunu açanda ABD idi. Dikkat edilirse, her darbden kazançlı çıkıp iktidar olanlar, bugünkü AKP tabanıdır. 1980 aynı misyona sahip Özal'ı, 28 Şubat ise Erdoğan'ı iktidar yapmıştır. Bana sanki Evren Paşanın intihar açıklaması, danışıklı dövüş gibi geldi. Çünkü kendisi de gayet iyi biliyorki, bu paketin 80 darbesinden hesap sorulmasıyla ilgisi yok. Ama öyle gösterilmeye çalışılıyor. Netekim :), Evren Paşanın bu açıklaması, 80 darbesinden acı çekmiş insanların tepki ile referanduma "evet" demesini sağlamak amacıylada olabilir. 80 darbesi hükümet Başbakan yardımcısının Özal olduğunu unutmayalım... Saygılarımla...

Murat Yazmacı 
 29.07.2010 15:21
 

Evren'e gözümüz gibi bakalım. Çünkü 80 darbesinde ABD rolünü en iyi o biliyor.

mamut 
 28.07.2010 20:33
 

Kişi olarak her suçlu cezasını görmelidir. Evren de öyle. Salt devleti ele geçirdiği için değil, belki çok daha önemlisi, daha sonra yaptıkları için. Ama o ihtimal büyük ölçüde kalmamış. Belki başkaları için de. Ama, hala pek çoğu için vakit var. Bunun mutlaka yapılması gerekir. AKP bunu yapabilir mi? Kesin hayır. CHP yapabilir mi? Sanmam. Keşke yapabilse, 12 Eylül'ün her uygulamasını masaya yatırsa, adil bir şekilde, öç alarak değil, işlenen suçları, asılsız idamları, işkencecileri, faili meçhulleri, katliamları, gerideki iradeleri. Ceza alacak kimse kalmayacak kadar geç bile kalınsa, bunun mutlaka yapılması lazım.

Erdal Aydın 
 28.07.2010 16:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 67
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 664
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

8 Ocak 1961'de doğdu. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster