Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
120
 

Kendinizin koçu olabilirsiniz- giriş

Koçum, koçsun, koç !
 
Adeta her köşeden  bir koç çıkmakta. Neredeyse her konu başlığına bir koç var. Bebek koçu, sanatçı koçu, öğrenci koçu vs. 
 
Koçlar sahi neler yapıyorlar? 
 
Akıllar fikirler veren?
 
Kendi hikayelerini veya diğer müşterilerinden deneyimleri mi paylaşan?
 
Danışmanlık yapan?
 
Arkadaş?
 
Yüreklendirici?
 
Yol gösterici?
 
Hedef koyucu?
 
Ruhsal destekleyici?
 
Mentor?
 
"Koç" bu yukarıdakilerin hiçbiri değil.  Koçluk,  koçluk alan kişiye güçlü sorular, çeşitli koçluk araçları ve süreçleriyle farkındalık uyandıran ve kişinin kendi çözümünü bulmasına alan tutan bir iletişim sanatı. Koç ise tüm bu yöntemleri uygulayan, pozitif, çözüm odaklı, yargısız, tarafsız, müşterisi için merak eden ve orada olan, soran, derin dinleyen, ulaşılmak istenen hedef için müştersini olmak istediği yolda tutan kişi. 
 
Bu sanatın inceliklerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Her bir bloğumda paylaşacağım gerçek hikayelerin arasına, sonuna koçluk sorularımı da yönlendirip, sizlerin de aynı bakış açısını ve soru sorma becerisini öncelikle farketmenizi ve sonrasında da hayata geçirmenizi çok isterim. 
 
Öncesinde koçluğa dair temel kavramlarla başlayalım.
 
Koçlukta herkesin tam ve bütün olduğu kabul edilir. Herkes tüm kaynaklara sahiptir. Koçluk, o kaynağa daha derin ve etkili ulaşmak için uygulanan değerli bir yöntemdir. Gelecek ve çözüm odaklıdır. İnsanın doğasından hareket ederek, beynin görsel (neokorreks) sistemini harekete geçirerek kişinin de gelecek ve çözüm odaklı farkındalığını ve becerisini arttırır.
 
Bir koç ile çalıştıktan sonra kişi olumlu duruş ve çözüme odaklanma bakış açısını geliştirir ve bu tarzını giderek davranış alışkanlığına dönüştüğünü deneyimleyebilir. Olaylar karşısında tutumu farklılaşır.
 
Buyrun beynimize bakalım, nasıl işliyor:)
 
Yaklaşık 100 milyon yıl önce canlılarda sürüngen beyin oluşuyor. Burada savaş ya da kaç ikilemine yanıt bulunuyor. Tamamen yaşamsal alanda kendi varlığını korumaya yönelik bir sistem. Ondan 50 yıl sonra ise limbik sistem oluşuyor. Burada aidiyet, şimdi ve geçmiş bilgiler var. Kararlarımızı bu sistem ile alıyoruz ancak ya evet ya hayır kararlarımız, ara çözüm yok. Olumlu, olumsuz herşey burada tutuluyor. Aileler, gruplar bu sistemin devreye girmesiyle oluşuyor. Hayvanlar ile anlaşmamız da bu sistem sayesinde. Aynılık sistemi. Sadece (göreceli olarak elbette) 2,5 milyon yıl önce ise neokorteks sistem oluşuyor. İşte bu sistem sayesinde tüm alternatif fikirlere ulaşabiliyoruz. 16 trilyon nörolojik yol var burada, bu yollar sayesinde limbik sistemde alacağımız kararların seçeneğini evet-hayır kısıtından kurtarabiliyoruz.Bu sistem olumsuzu algilamiyor. “Hayalkırıklığına uğrama sakın Can” dediğimde kendimin hayalkırıklığına uğramış halini tamamen var ediyor, bedenimde bana bu hissi uyandıran tüm kimyasalları salgılatarak tam da olma dediğimi olduruyor.
Düşünceyi seç dünyan değişsin çok doğru bir yaklaşım. 
 
Bununla birlikte limbik sistem o kadar uzun yıllardır sürüngen sistem ile birarada ve mutlu mutlu işliyor ki neokorteks sistemi kullanabilmek için istekli, çok istekli ve kararlı olmak gerekiyor. Tüm seçeneklere rağmen hiç de bizi taşıdığı sonucun iyi olmayacağını göre göre, bile bile olmadık bir karar alabiliyoruz. Suçlusu alışageldigimiz rahat ettigimiz limbik sistemimiz. Schopenhauer bir erkeğin kadına olan ilgisini tamamen neslini sürdürmek dürtüsüne veriyor ve o dürtü yüzünden dişisinin peşine düştüğünü, işi bitince de çekip gitmek istediğini söylüyor. Aşk zaten sürüngen sistemde oluşuyor. Tamamen tepkisel, anlık. Gerçekten hastalık halı, iyi ki de uzun sürmüyor. Geçiyor olması bundan:)) o da sürüngen sistemin kendini yaşamaya kodlamasından sanırım. Uzatmak mümkün mü? Elbette mümkün, nasıl mümkün; neokorteks sistemde mutlu, olumlu düşünceyi seçerek mümkün. Her ne kadar limbik sistem sürekli olumsuz olayları, başa gelen mutsuz ilişkileri, sonları hatırlatsa da bu defa neokorteks sistemde kalmaya inatla gayret ederek, umut etmek ve farklı bir yol izlemek mümkün.
Devamı bir sonraki blogda:)) 
 
Güçlü ve cesaretlendirici soru soranınınz bol olsun.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 645
Kayıt tarihi
: 05.01.13
 
 

TED Ankara Koleji ardından, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü sonrasında Interbank ile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster