Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1362
 

Kent ve sevda yenilgileri!

Kent ve sevda yenilgileri!
 

Bir kentte birkaç aşka birden yenik düşülebilir. Görsel:www.mavilerlimani...


Bir kentte kaç aşka birden yenik düşebilir bir insan?

Bu soru karşısında aslında “...Bir yenilgi yeterlidir. Ardından o kent terk edilmeli, başka bir kente gidilmelidir... " denilebilir.

Bir kentte her aşk bitimi bir mevsim bitimi gibidir. Baharın ve yazın yitimi gibidir.

El ele gezilen geniş ve bakımlı bulvarlar, banklarında diz dize oturulan, yürüyüş yolları nazlı adımlarla arşınlanan o çiçekli parklar ve bahçeler her aşk mevsimi yitiminde de solar, silikleşir. Sanki küçülür ve daralırlar.

Önlerinde buluşulan, göz göze, söz söze gelinen albenili vitrinler zihinde, yıkık bir kentin virane ve soluk parçalarına dönüşürler.

Yolda yürürken sana ısrarla gül satmaya çalışan yoksul kız çocukları bile artık sana yüz vermez olurlar.

Aynı zamanda karşılıklı ve derin bir kültür ilişkisi olan aşka, sevdaya beşiklik eden kentin o canlı, sevimli, zeki ve her daim genç kültürel mekânları; sinemaları, tiyatroları, konser salonları, amfileri ve kitapçıları birdenbire asık suratlı, ciddi ve notu kıt hocaların mekânlarına dönüşüverirler. Özellikle de sinema koltukları... O heyecanlı ilk el ele tutuşmaların, kaçamak öpüşmelerin sıcaklığından sıyrılır, ışıksız ve kuytu bekleme salonlarının sevimsiz soğukluğuna bürünüverirler.

O ışıltılı vitrinlere yansıyan, hep coşkulu, esprili, konuşkan ve yarı çocuksu haller değildir artık. Anıların (b)eşiğinde konuşan sadece zihin ve yürektir. Onlar da konuşurken o kadar sessizdirler ki, konuşandan başka duyan olmaz.

Ama kent büyük, bağların eski ve derin, üstelik sevdiğin bir kentse kalış süren de uzadıkça uzar... Bir bakmışsın birkaç on yıl birden olmuş.

Şans, duygular ve aklın o rastlantıları çok seven düşeşleri bu uzun süreçte birden fazla kez denk düşebilir… Şans ve duyguların sıcak ve coşkulu tavla seanslarından aklın soğuk ve kuru satrancına geçiş evresi ise hep sancılı olur! İşte o anlarda yaşlar ne olursa olsun acemi aşk(ın) öğrencileri sınıfta çakıp her seferinde bütünlemeye kalabilir.

Doğanın, tarihin ve modern yaşamın nimetlerini cömertçe bahşettiği bir kent, kibrinden feragat etmiş bir sevgiyi, tenin gizemli mucizeleri ve hayatın neşesi ile birleştirip sürekli bir barış ve huzur hali olarak insanın önüne çok nadir olarak getirip koyabilir. O nadir anlarda senin canlı, keyifli ve ilişkiye hazır bir konumda olman mümkün olmayabilir.

İşte bu nedenlerle bir kentte insan zaman içinde birkaç aşka birden yenik düşebilir!

Sabırlı, onurlu, yılmayan ve tekil yalnızlıkların dayanma süreci ve direnci artıkça bu sayı da artabilir... Süreç, nitelikli ve özgür çoğulluklarla yaşamın doğasından gelen tezatlar, duygu ve aklın imbiğinden geçip damla, damla akıp iyice damıtılana kadar sürüp uzayabilir...

Aslında hemen her ilişkinin üçüncü bir kişinin alleme-i cihan olsa dahi anlayamayacağı iki kişilik sırları, üzeri sessizlikle örtülmüş yalanları, can yakıcı gerçekleri vardır. Tıpkı her kentin geceyarısı sonrası -ya da yeraltı- yaşamı gibi... Fakat nihayetinde her insanın karşı cinsten başka bir insanın kucağına ihtiyacı da vardır. Güvenli, bayındır ve çağdaş bir kentin ışıklı derinliğine olan ihtiyaç gibi. Oysa diğer yandan gerçek yaşamda aşk, sanıldığı kadar "şiirsel" de değildir. Sevmek; birilerinin kıymetini bilmek, onların ardından gitmekle öğrenilir! Yolun nerelere düşerse düşsün bir şehre sürekli dönmek gibi... Sevmeye dair verilen sözler hayatla sınandıkça kıymetlenir. Kent de tüm yenilgilere rağmen hayatla sınandıkça değerlenir.

Uzun bir hayatın ona göre her seferinde kısa kalan yoğun yaşanmışlıkları tez-antitez sarmalında sentezlene, sentezlene nihai noktasına taşınana dek beklenebilir…

Zamanın görünmez değirmeni hızlı kent karmaşasında tüm bu yaşanmışlıkları öğüterek durmadan döner… Geniş kent bulvarlarını ezbere geliş-gidişlerin telaşıyla hızla adımlayan bedenler yokuşlarda yavaşlar. Yorulan bedenlerin yardımına anılarla yüklü zihin ve yürek birlikte yetişebilir. O ikili, gün gelir, yaşanan her aşkı kendi içinde ayıklar. Hüzünlü, acı yanlarını atar, insanı geliştiren, neşeli ve güzel yanlarını ise saklarlar. Bazen zihinde kalan kekremsi bir burukluk o saklananlara eşlik etse de…

Her yeni aşk, yeni bir sevda, taş üstüne yeni bir taş, tuğla üstüne tuğla, duygusal derinliği doyuracak sıcak birer aş olabilir. Gün gelir, şansınız da yaver giderse sevda mimarisine uygun o yapının terasında, anılarla örülü kent manzarasına karşı keyif kahveleri de içilebilir.

O anlamda da o kentte insanın tüm aşk yenilgileri birer galibiyet, ulaştığı her yeni paylaşım ve sevgi eşiği de önceki basamaklara teşekkürü borç bilen birer kardeş olabilir. Yoksa her sevda yenilgisi oradan ayrılmayı gerektiren kişisel bir kent yenilgisi olurdu ki o zaman kentler asla bu denli kalabalık olamazdı.

İ.Ersin KABAOĞLU,

15 Ocak 2010, Ankara

zeki etferat, Bekir Sıtkı Gürler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazmış olduğunuz bu blog , Kurşunkalem 2010 - MB'de en çok önerilen 10 blog ödülü'nü kazanan 10 blogdan birisi olmuştur. Tebrik ediyor ve başarılarınızın sürmesini diliyorum. Sevgi ve saygılarımla.

kurşunkalem 
 02.01.2011 23:10
Cevap :
Gelenekselleşme yolunda emin adımlarla ilerlemekte olan bu organizasyonunuzu bu yıl da büyük bir sabır ve özenle gerçekleştirdiğiniz için ben de öncelikle sizi kutluyorum değerli 'Kurşunkalem'!. Ardından listede yer alan (ve aday gösterilen) tüm blogdaşlarımı da... Bu değerli listede bu bloğumla adımı görmek doğal olarak beni de mutlu kıldı. Öneren, oylarıyla destek veren tüm blogdaşlarıma da buradan izninizle özel teşekkürlerimi iletmek isterim. Özveri, üretkenlik ve esenlik içinde nice güzel yıllara, nice yeni, güzel bloglara...  03.01.2011 11:32
 

kentlerde yaşamak zor gelir bana, temposuna daima yenik düşerim. Belki bundandır sevdayı kentlere yakıştıramam, sevda dağlar deldirmelidir. Demir çarık ayakta, demir asa elde gez gezebildiğin kadar kentleri ; kentlerde sevdaya değilde, birbirine yenik insanlar vardır... Yüreğinize sağlık.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 01.12.2010 9:02
Cevap :
Ne güzel, ne anlamlı bir yorum bu böyle! Oldu mu "Ferhat ile Şirin aşkı" gibi olmalı diyorsunuz. Buna saygım büyük (hatta sonsuz). Kentin hızlı temposu, yoğunluğu ve bunun insan ilişkileri üzerindeki "mağlup edici" yansıması yolundaki saptamanıza da sadece şapka çıkarılır. Değerli yorumunuzla getirdiğiniz özgün, sağduyulu ve anlamlı katkınız için sonsuz teşekkürler ve dostça selamlarımla...  01.12.2010 11:57
 

Yazmış olduğunuz bu blog Kurşunkalem 2010 - MB'de en çok önerilen 10 blog ödülleri' ne aday gösterilmiştir. Konuyu blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=274070 'dan takip edebilirsiniz. Bol şanslar.

kurşunkalem 
 26.11.2010 0:19
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Öneren(ler)e ve bu öneriyi değerlendirmeye alıp bu değerli organizasyonu yürüten, emek harcayan size de... Selam ve saygılarımla.  26.11.2010 9:57
 

Hem aşka, hem şehirlere dair. Biten aşkların ardından inadına o şehirde kalıp, şehrin havasını daha da hissederek solumak lazım. Kaçmak aslında kendinden kaçmak değil midir? Kendinde de nereye kadar kaçabilir insan? Ardımızda onlarca şehir bıraksak da yine kendimiz yanımızdadır:)) Kaleminze sağlık, saygı ve sevgiler.

Özlem Akaydın 
 29.01.2010 17:18
Cevap :
Attila İlhan ''Ayrılık sevdaya dahil'' isimli şiirinde; ''Rüzgâr / uzak karanlıklara sürmüş yıldızları / mor kıvılcımlar geçiyor / dağınık yalnızlığımdan / onu çok arıyorum onu çok arıyorum / heryerinde vücudumun / ağır yanık sızıları / bir yerlere yıldırım düşüyorum / ayrılığımızı hissettiğim an / demirler eriyor hırsımdan ...'' der. "O" sevgi(ler) zihin(ler)de ve kalp(ler)de oldukça -dediğiniz gibi- "kaçış" anlamsız! Yıldırımlar olup o kente düşmekten, eriyen demirleri de o kentin anı mekanlarına akıtmaktan yana bir yazı oldu bu. Beğendiğinize sevindim. İçten teşekkürlerimle...  29.01.2010 19:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 335
Toplam yorum
: 3204
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2367
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster