Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
955
 

Kilisede evlendik...

Kilisede evlendik...
 

Kısacık kesilmiş dik saçları, oduncu gömleğiyle onu görünce, lezbiyenler hep böyle mi görünüyor acaba diye düşündüm. Kendisini, görüntüsünü, her sözünü ameliyat masasına yatırmış sosyal psikoloji dersinin öğrencileriyle dolu bir amfinin kürsüsünde tedirginlik ve cesaret karışımı bir ciddiyetle etten kemikten karşımızda durmaktaydı.

Hocamız, önyargılar üzerine yaptığı bir araştırma nedeniyle kampüs bünyesindeki eşcinsel oluşumlara çağrıda bulunmuş; kimbilir belki de üzerlerindeki sosyal baskı çok daha fazla olduğundan hiçbir erkek dersimize gelip durumları hakkında bilgi vererek önyargıları kırma girişimine yanaşmamıştı. Oysa ki hocamızın dediğine göre sayıca çok fazlaydılar, lezbiyenlerin üç katından fazla.

Herkes pür dikkat dinlerken, kız bilmediğimiz bir noktalara bakarak anlatmaya başladı. Konuşmasının bazı yerlerinde yanlış ya da utanılacak bir şey yapmadığını söylemek ister gibi birden bakışlarını yüzlerimize çeviriyordu. Üç yıl öncesine kadar hiçbir erkeğe hiçbir zaman ilgi duymamış olduğunu, daha da garibi bazı kızlara farklı bir ilgisinin olduğunu irkilerek farketmişti. Kendisinde bir ‘bozukluk’ mu vardı, anlamalıydı. En yakın erkek arkadaşından bunu anlaması için kendisiyle ilişkiye girmesini rica etti. Acı ve tiksintiden başka hiçbir şey hissetmemişti. Böylece emin olmuştu.

Konuşmanın bu noktasında amfiden itirazlar yükseldi. Ortak paydası çabuk ya da yanlış karar vermiş olduğuyla ilgiliydi. Kız sükunetle dinleyip ‘emin’ olduğunu söyledi, böyle bir şeyi bir daha asla deneyemeyecek kadar emin.

‘Bir insan kendi cinsinden birine de aşık olabilir’ dedi. Sonraları o da aşık olmuştu. Yazın dağlarda bir yerlerde kamp kurmuş, tatil yapmışlardı. Yürüyüşe çıktıkları yolda, tepede terkedilmiş bir kilise görmüş, oraya tırmanmışlardı. Harabenin penceresiz camlarından sızan ışık hüzmeleri arasında birbirlerine bakmış ve bir ömür beraber olmak istediklerini anlamışlardı. O an topladıkları papatyalardan yüzük yapıp birbirlerine takmış ve kilisede evlenmişlerdi.

Başka bir şehirde oturan annesi kendisindeki ‘tuhaflığı’ sezmiş olmalıydı ki sık sık aramaya, okul daha bitmemiş olmasına rağmen‘Evlen artık’ demeye başlamıştı. Çok sevdiği annesine söyleyememek onu çok üzüyordu. ‘Evliyim ben zaten’ diyememek...

Onun ‘öyle’ olduğunu duyan kızlar bir bir kendisinden uzaklaşmaya; sarılacak, dokunacak, konuşacak olsa kendilerine sarkıntılık yapılıyormuş gibi tiksintiyle bakmaya başlamışlardı. Bakışlarında derin bir keder, ‘Siz’ dedi, ‘Her gördüğünüz, konuştuğunuz kadına/erkeğe sarkıntılık mı ediyorsunuz? Karşı cinsten herkese aşık mı oluyorsunuz?’.

Konuşması ve sorular bittikten sonra ciddiyetini ve kederini de alarak hafif adımlarla çıkıp gitti. Hocamızın yaptığı anket konuşma öncesi ve sonrası dinleyicilerin neler düşündüğü ve hissettiğiyle ilgiliydi. Önyargılar havasız, susuz kapalı bir hücrede hapistiler; öylece duruyorlardı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her ne kadar hoşgörülü olmaya çalışsam da, onlara karşı sözünü ettiğiniz anlamdaki bir bakış açısını eyleme dönüştürmesem de, kendi iç sesimi dinlediğimde hoşgörülü olamıyorum. Bu konuda size yalan söyleyebilirim belki ama kendime söyleyemem değil mi? Yine de elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Genetikle ilgili herhalde. Fakat saçlarım kısa yanlış algılamalara neden olmasın diye de bir korku düşmedi değil içime:))) Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 22.04.2007 16:56
Cevap :
:)) Tabi dış görünüşü de kalıplara dökmek doğru değil ya da şu her zaman kötüdür, bu iyidir demek de; ama sizin yaptığınız gibi en azından anlamaya çalışmak gerek sonuç başarısız oluyorsa bile... Size de sevgiler...  22.04.2007 23:07
 

.insanlar dünyada nelerden zevk alıyorsa öyle yaşamalı bu hayat herkesin kendi tekelinde olmalı .özgürce kınanmadan yaşanmalı . pınarcığım yazılarını özletiyorsun sevgiler

samiye ates 
 22.04.2007 0:14
Cevap :
İlgine çok teşekkür ederim Sevgili Samiye:)  22.04.2007 23:02
 

"Bir insanın iççamaşırını çıkarttıktan sonraki hayatı kimseyi ilgilendirmez" diye düşünüyorum. Aslında, kimsenin hayatı...kimseyi ilgilendirmez. Her birey kendi doğrularını yaşar. Ama kendi doğrularını kimseye yaşatmaya çalışmak, bu konuda direnmek hakkına da sahip değildir.

madamex 
 20.04.2007 0:50
Cevap :
Merhabalar. Herkesin doğrusu farklı olabilir dediğiniz gibi ve bazen 'yanlış' olduğunu bilmemize rağmen kendimizi engelleyemediğimiz de olmuyor mu? Farklıların öcü sayılmadığı, saygı ve hoşgörü ütopyasının bir gün gerçekleşebilmesi dileğiyle... Sevgiler  20.04.2007 11:52
 

İnsanların cinsel kimliği yüzünden yargılanmadığı bir dünya için atılmış bir çığlık sanki. Çok insani ve duygu yüklü bir metin. Sarsıcı. Keşke daha çok insana ulaşsa. Sevgiler. Ali Nail.

Ahmet Güüreşçioğlu 
 19.04.2007 23:21
Cevap :
Merhabalar Ali Nail Bey, değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın...  20.04.2007 11:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 408
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 2918
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster