Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
609
 

Kırık bir aşk öyküsü

Kırık bir aşk öyküsü
 

Gözleri ağlamaktan kan çanağı olmuştu yüzünün sofrasında... Teniyse yıkana yıkana rengi iyice bozulmuş soluk bir sofra bezinden farksızdı... Oturmuşlar barışa kaşık sallıyorlardı, ya tutarsa misali ama boşunaydı.

Her zamanki gibi mücadelede yorulan yani "yenilen" kendisi, onu yiyip bitiren, pes etme noktasına getiren yani "yenen" ise hayat arkadaşıydı.

Şöyle bir sofraya sonra da eşinin gözlerine baktı. Yalancı dolmalar vardı gözlerinde... Zorlasa bile akmayacak aslında donmuş gözyaşları.

Sahte dalışlar gördü yine gözlerinde. "Şuna bak yüzmeyi bile bilmez, dalsa eminim boğulur. Benim boş sözlere ve gözlere karnım tok" dedi içinden sessizce...

Yemekten sonra sofrayı kuran kaldırsın derler ya bu hayatı da beraber kurmuşlardı ve beraber kurtarmaları veya birbirlerinden kurtulmaları gerekiyordu.

Tok oturup aç kalkılmaz ki... Ama gelecek için iyi ümitlerle başlamışlar ama ummadıkları şeylerle karşılaşmışlardı.

Eğri oturup doğru konuşmaları gerekiyordu ama ne yanlıştan ne doğrudan başlayarak ortak noktaya ulaşamıyorlardı. Üstelik bu sofraya koydukları beyaz cam sürahi kaçıncı kez dolup boşalıyordu. Artık hep taşıyordu üstelik...

Aslında aşkın gözlerini tamamen kör ettiğini, gözleri açılınca farketmişlerdi. Her ikisi de birbirlerini eskisi kadar dinlemiyorlardı. Aslında seviyorlar ama klasik bir söz anlaşamıyorlardı.

Oysa ki defalarca söylemişti eşine "ben seni ve akrabalarını seviyorum ama lütfen hayatımızı sırf onlarla geçirmeyelim kendi düzenimiz de olsun" diye ama eşi tatlı diliyle yine bildiğini okuyordu.

Bir gün eve geldiğinde mutfakta yemek atıştıran birini, başka bir gün de koltuklarında televizyon izlerken uyuklamış birilerini görüyordu. Tamam akraba, eş dost ama kendi evde olmadan evinin böyle ulu orta, han gibi de kullanılması da hiç hoşuna gitmiyordu. Evinin anahtarını ona sormadan yedekletip başkalarına vermesini kabullenemiyordu.

Kararlarını tek başına alıyordu ve "neden bana da fikrimi sormuyorsun" dediğinde "Hayatım biz aynı şeyleri düşünüyoruz zaten, senin de kabul edeceğini düşündüm" gibi sözler sarfediyordu.

Evliliklerinin temelini bir bebekle perçinlemek istiyordu ama eşi yoğun çalıştığını ve böyle bir sorumluluk için yaşlarının erken olduğunu söylüyordu. Ona göre hayat gezip , tozmak ve arkadaş muhabbetiydi.

Kendini de sorguluyordu acaba "ben mi yanlış düşünüyorum" diye ama kafasına yine de yatmıyordu olanlar... Bir yanlışlık vardı ama ona göre kendi haklıydı ama eşine göre haksız ve bencil olandı.

Mantıklı iki insan gibi olayları çözemiyorlardı acaba birbirlerine karşı çok açık değiller miydi? Neden birbirlerini tam olarak anlayamıyorlardı?

Uzun zamandan beri yapamadıkları ilk ortak kararlarını aldılar. Ne mi? Biraz birbirlerinden uzak kalıp, olayları analiz etmek, kendi yanlışlarını belki görebilmek ve ilişkilerinin devamı veya bitimi konusunda kesin karar almak için...

Aysel AKSÜMER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hep derim: Evlenmeden önce en az bir sene birlikte olmalı çiftler. Mümkünse uyumalılar da. Bir ömür gök gürültüsü misali horlayan bir adamla olmak istemeyecektir belki ya da leş gibi ter kokan, dişlerini fırçalamayan, çoraplarını çıkarmayan. Ya mutfağını mok götüren, her yer kalk gidelim olmuş, kendisine bakmayan bir kadınla geçer mi ömür. Tüm bunlardan emin olmadan neden evlenir ki insanlar! Sonra da boşanmayla uğraş dur. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 26.08.2011 7:28
Cevap :
Çiftler birbirini çok iyi tanımalılar. Evcilik oyunu değil ciddi ciddi evlilik yaptıklarının bilincinde olmalılar. Dediğiniz konular önemli. Çok teşekkürler. Bu yazı benim ilk öykü denememdi. Daha sonra epey öykü teknikleri kitabı okumuştum. Saygı ve selamlarımla.  26.08.2011 8:17
 

bukadar gerçekti yaşananlar... birine yemek yapmak işkence, birine yemek haramdı. sofranın hiç kabahati yoktu... ve ümitvar olmak sadece hayaldi...

tutaste 
 10.05.2010 15:08
Cevap :
Mutluluk ve huzur çok önemli, yoksa ne yense boğazdan gitmez. Teşekkürler güzel yorumunuz için. Sevgilerimle...  10.05.2010 17:44
 

her zaman güzel çözümler getirsin herkese...teşekkürler...saygılar...

blue_prince 
 10.05.2010 11:55
Cevap :
Teşekkürler ilk öykü denemem inşallah olmuştur. Şimdiye kadarkiler hep başımdan geçen olaylarda bu hayali... Sevgilerimi sunuyorum.  10.05.2010 13:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 327
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 22.03.10
 
 

1966 doğumluyum. Halkla İlişkiler bölümü mezunuyum. Iki çocuk annesiyim. Edebiyatın hep okuyucu t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster