Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
4417
 

Kırılma noktası...

Kırılma noktası...
 

Her insanın hayatında, hayatının tam orta noktasınından aniden kırıldığı bir an vardır. Birden öylesine hiç farkında olmaksızın yaşıyorken suratının orta yerine okkalı bir tokat yersin. İşte bu aklının başına geldiği, hayatının seyrinin tamamen farklı bir noktaya yöneldiği andır. Tüm kararlarını, tüm öğrendiklerini, tüm anlamlarını hepsini bir kese kağıdına doldurur çöpe atarsın.

Olan ne ise, sana daha önce hiç alamayacağını sandığın kararları aldırır. Yüreğini bir anda akıl almaz bir cesaretle doldurur. Bilirsin insan en çok kendi hayatını değiştirmek konusunda korkaktır.Savaşlarda çok cesur olabilirsin, birinin hayatını kurtamakta da öyle ya da lafta cesursundur. Oysa kendi hayatını değiştirmek konusunda ürkek bir kediden farkın yoktur. Nasıl gidiyorsa öyle gitsin dersin. Mutsuzluğu yaşaya yaşaya, doğruları göre bile yine de alamazsın o çok cesur kararları. Oysa her gün ayaklarını sürüyerek gittiğin bir işin vardır, seni deli eden bir adamla aynı evde yaşıyorsundur, başka bir şehre gitmek istiyorsundur belki de...Hayat oldukça sıkıcı ve düz bir çizgide ilerliyordur senin ise o çok tanıdık yoldan ayrılmaya cesaretin yoktur. Bin tane iple bağlısındır o yola...Para kazanmak zorundasındır çünkü açken cesaretin bir anlamı olmadığını bilirsin işini bırakamazsın, bir çocuğun vardır eteklerinden çekiştiren o seni deli eden adamı bırakıp gidemezsin ya da başka şehir güvenli değildir, ailen sevdiklerin tanıdığın bildiğin herkes bu çok sıkıcı şehirde yaşıyordur gidemezsin başka şehirlere...

Hayat böyle sen pencereden bakıp dururken geçip gidiyordur.Sen pencere önünde hayallere dalıyor, mutluluk kovalıyorsundur... O kırılma anı gelene kadar böyle geçip gider zaman. Bir gün, bir anda bir şey olur. Öyle çok önemli bir şey değildir bu. Başkası farkına bile varmaz. Bir tek kelime, bir cümle, bir görüntü, kendi kendine daldığın düşüncelerin tılsımı sana tokat olur. O uzun zamandır hazırlıkları süren yolculuk için hareket vakti gelmiştir. O sesi dinlersen, sana kalkıp bir şeyler yapmanı söyleyen sesi, hayatın başka bir noktaya sıçramak üzere harekete geçer. Oysa o sesi duymamazlıktan gelir çok insan, ruhun isteklerini bir yana bırakır o çok sıkıcı ama çok güvenli hayatlarını yaşamaya razı olurlar. O hayatlarının kırıldığı anı bir bantla tutturur ve devam ederler yola. Ve kırık olan yollardan yürüyüp giderler.

Ceplerimizde yara bantları ve kırık hayatlarımız, her elimizi attığımızda korkaklığımızı yüzümüze vurur bu yüzden...Bu yüzdendir hep....

RESİM: Stanislaw Kors

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

uzun zamandır benimde düşündüğüm bişeydi bu ve bende kısa bir süre önce kırıldım bi noktada artık ayagımı süreyerk gittiğim bir işim yok:) yani işimden ayrıldım çünkü cok sıkılmıstım şimdi kendi işimi yapmak için yogun bir caba içindeyim terslikler oluyor tabi hata mı yaptım die düşünüyordum ama bu yazıyı okuduktan sonra hata yapmadıgım kanısına vardım tesekkürler:))

mat 
 20.11.2006 22:48
Cevap :
Bence hiç hata yapmamışsınız. Neden biliyor musunuz? İlla başarılı olmak değil sorun. Hani o sizi rahatsız eden ayaklarınızı sürüyerek gittiğiniz işiniz var ya en azından size sıkıntı veren bir duruma, çok cesur bir kararla, "Dur" demeyi başarmışsınız. Bu azımsanacak bir şey değil. Tam bir cesaret. Güvenli olandan vazgeçip riske girmek. Umarım çok çok başarılı olursunuz ve işinizde herşey yolunda gider tüm kalbimle diliyorum. Sevgiler...  21.11.2006 16:54
 

merhaba sevgili fulya... kırılma noktası üzerine çok doğru tesbitte bulunmuşsun ne kadar sıkıcı ne kadar çekilmez olsada şikayet ederek o yolda yürümeye devam ederiz çünkü böylesi daah güvenlidir sabah kalktığımızda gidecek bir işimiz var yada sokağa çıktığımızda selam verecek tanıdık yüzlerimiz var... bildiğimiz güzel mekanlar var gittiğimiz... burası bizim şehrimiz buranın yaşadığımız yerin her şeyini biliriz oda bizim her şeyimizi bilir o bağı koparıp atmak okadar kolay değildir... hepimizin içinde yaşadığımız yerden kaçmak için planları vardır hep gidilecek bir yerimiz vardır ama nedense hiç harekete geçemeyiz... bi emekli olayım gidicem burdan... çocuk üniversiteye başlasın gidicem burdan... şu dükkanı bi devredeyim gidicem buraladan gibi söylemleri çok duymuşuzdur cevremizden ama hiç bir yere gidemeyiz içimize sinmiştir bu şehir söylensekde mutsuz olsak da yaşamaya devam ederiz... ve hep şu soru aklımızda olur gitmek mi zor kalmak mı... sevgiler...

NoSFeRaTu 
 20.11.2006 19:11
Cevap :
Sevgili Suat Bey, Öyle güzel bir katkıda bulunup, yazdıklarımı öyle çoğaltmışsınız ki bunun üzerine diyecek bir şey kalmamış...Sevgiler ve teşekkürler...  20.11.2006 21:47
 

bir sıcak çikolata güç verir insana. iyi bir arkadaşla konuşmadan oturmak arada iç çekmek karşılıklı... iyi gelir. bantlı ya da bantsız devam etmek bile önemlidir bilirim. yine de o bantlar mümkünse cebinde kalsın kırıkları toplayıp devam et derim. niye karışırım bimem ama:)))))))

S.USLU 
 20.11.2006 12:42
Cevap :
Sevgili S. Uslu, Çok haklısın bazı durumlarda o kırıkları toplayıp devam edebilmeli insan. Ama ya o kırıkların ruhuna battığı ve canını yaktığı zamanlar için ne yapmalı? Bazen tek bir karar bütün hayatımızı başka bir mecraya doğru çeviriyor. Bilirim nehrin yönünü değiştirmek zordur ama bazen nefes alabilmek için başka yolun kalmaz. Sevgiler...NOT: Karış elbet bu benim hoşuma gider :) Bu çok dostça çünkü.Kucak dolusu sevgiler...  20.11.2006 14:06
 

Çok,çok güzel, mükemmel bir yazı. Sizi kutlarım. Bir duygu bu kadar güzel ifade edilir ancak. Ne yazık ki, çoğunlukla korku veya cesaretin kurbanı oluyoruz. Gaileler saymakla bitmez. Kimi zaman aşk, kimi zaman iş, kimi zaman kimi zaman aş yolundan eder insanı. Bütün engelleri yenmemiz yine bizlere düşüyor.Yeter ki umutsuzluğa terk etmeyelim kendimizi. Sağlıcakla kalın...

Cemalettin 
 20.11.2006 12:04
Cevap :
Sevgili Cemalettin Bey, Çok teşekkür ederim öncelikle.Umut çok önemli elbet ve cesareti nasıl ve nerede kullanacağını bilmek. Engeller bizi yolumuzdan ediyor. Ama o engelleri aklı kullanarak, başkalarına zarar vermeden atlamayı bilmek değil midir en akıllı karar? Sevgiler...  20.11.2006 14:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1069
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster