Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
714
 

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı virüsü değişime mi uğradı?

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı virüsü değişime mi uğradı?
 

46. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı kurbanı da toprağa verildi.

Bolu Köroğlu Devlet Hastanesi hemşiresi Arzu Öğren, hastanedeki tedavisinin ardından Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle Ankara Numune Hastanesi'ne sevk edilmişti. Uygulanan tüm müdahaleler genç hemşireyi hayatta tutmaya yetmedi. Diğer KKKA kurbanları gibi talihsiz hemşirenin kabrinin daha derin kazılması, defneden görevlilerin özel kıyafet giyip maske takması, en son tabutun kireçle kaplanmasını sadece bilinmeyen tehlikeye karşı önlem olarak değerlendirmek mi gerekiyor?

Son ölüm gerçekte sırlarla dolu KKKA virüsünün bir gizemini daha gündeme getirdi.

Çünkü Bolu Devlet Hastanesinde görevli hemşirenin ölümünden (yapılan açıklamaya göre) KKKA virüsü sorumluydu. Garip olan hemşire Arzu Öğren ne bir kene tarafından ısırılmış, ne de bu virüsü taşıyan herhangi bir hastayla temasta bulunmuştu. Korkutucu olan da buydu.

Ortada ne bir kene, ne de hasta vardı? Hemşire bu virüsü nereden kapmıştı?

Bu virüsü hava yoluyla bulaşabiliyor muydu? Yoksa gıda veya başka bir yolla bulaşabilme yeteneği mi kazanmıştı? Sinsice değişime mi uğruyordu?

KKKA hastalığının kaynağı kesin olarak bilinmiyor. Bilinmeyen tehlikelidir. Elimizde komplo iddialarından başka bilgi yok.

KKKA ile nasıl mücadele edeceğimizi bilmiyoruz. Sadece koruyucu önlemlere ilişkin tavsiyelerde bulunabiliyoruz, yetiniyoruz.

İlk kez fiziki özellikleri birbirinden tamamen farklı coğrafyalar olan Kırım ile Kongo’da görülmesi sınır tanımazlığını ortaya koyuyor. Kırım, Karadeniz’in kuzeyinde dört mevsimin yaşandığı ılıman iklim kuşağındayken, Kongo ekvator üzerinde tek mevsimin yaşandığı sıcak iklim kuşağındadır. Bu bilgi işte 600-900 metreler arasında üreyip öldürücü virüs oluşturabildiği bilgisine şüpheyle bakmamızı gerektiriyor.

Türkiye dışında başka bir ülkede bu denli etkili olmayışı da komplo teorilerini güçlendiriyor.

Kuş gibiyle ilişkilendiren teorilerin açıklayamadığı ise hayvancılığın yapılmadığı büyük şehirlerin park ve bahçelerinin de keneler tarafından istila edilmiş olması…

Türkiye siyasi, ekonomik veya sosyal sorunlar yaşayan bir ülke… Sorunlarıyla baş edebilecek güçte. Bu sorunların sebepleri açık… Etkileri ortada… Çözümleri de bellidir.

Toplum sağlığını tehdit eden KKKA hastalığının ne sebebi açıktır, ne bulaşma yolları nettir, ne de elimizde buna karşı mücadele edeceğimiz etkili bir ilacımız vardır. Ortadaki gerçek; öldürücü olduğudur.

Sağlık bakanlığı KKKA hastalığına karşı boş durmadığı yapılan çalışmalardan anlaşılmaktadır. Geldiğimiz nokta bu çalışmaların yeterli olmadığını göstermektedir.

İnsanlık tarihinden korkutucu örnekler vererek böyle bir salgının eşiğindeyiz demiyorum. Diyorum ki kapımızda alt edebileceğimiz bir düşman var. Bu düşman daha da güçlenmeden bütün imkân ve kaynaklarımızla (aşı ya da serum geliştirerek) onu yok edelim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bak kenenin çaresini birkaç yıl içinde bulmuşlar. Kırmızı karınca. Yiyip bitiriyormuş. Biraz zaiat oldu. Ama Pasteur de kuduzu bitirene kadar nice insan ölmüş. Hatta kendi hastaları bile ölmüş. Şimdi keneyi bitirdiğimize göre geriye bunu bulan uzmanımızı iyi korumak kalıyor. Belki kenenin büyüğünü de bitirecek bir mahluk bulur. Bu büyük keneler, genelde politikacıi bürokrat ve iş adamı şekline giriyor. Ama fark etmek çok kolay. Kene tiplerinde olduğu gibi bakınca anlamak mümkün. Bizim derdimiz olan asıl bu keneler. Bir yudumda litrelerce kanı hüp diye içtiği için insan irisi oluyorlar. Genellikle sıcak yerlerde takılıyorlar. Ama en sevdikleri şey, o iri gövdelerini yatırıp dinlendirmek. Alüm, yük haddini epeyce bir aştıkları için motor tıkanıyor. Acaba kırmızı karıncalar bunları da yermi. Ben bu karıncalardan bir de istek yapsam! Öyle kuru kuru yemesinler. Önce hüpletip sonra gümletsinler. Çok istiyorum bunu. Yaşasın! Artık "Gene kene" demiycez! Sevgilerimle.

Murat SEVGİ 
 30.08.2008 11:03
Cevap :
Murat Bey, tam bir kene uzmanısınız. İki ayaklı, büyük kenelerle ilgili sayfanızda daha geniş yazmanızı öneririm. Aydınlatıcı olacaktır. :)) Selamlar... Sevgiler  30.08.2008 17:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 3884
Kayıt tarihi
: 25.08.07
 
 

Samsun Terme Şuvayip Köyü'nde doğmuşum. İlk ve ortaokulu Terme'de, lise öğrenimimi Ünye'de tamala..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster