Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
351
 

Kitapların dışındayım...

Kitapların dışındayım...
 

En samimi ve çekinmeden dokunabildiğim arkadaşlarım kitaplar. Elime aldığımın, dokunduğumun farkına, bazan hiç varmam. Alır götürür, romanlardaki aşk vadilerine, beyaz rüya odalarına. Oturduğum mekanı unuturum. Ben aşka ben olurum kendim yaşarım. Bazan Eflatunla reerkarnasyondayım duygusu alır beni götürür ege sularına. Filozoflarla sohbetteyim sanırım. Zaman uzar gider ama ben aynı an'dayım.

Şiir kitapları çağırınca, dalgaya kapılmış deniz kabukları gibi çevremde düşüncelerim kum olur. Sedefleşir duygularım şiir ışıkları arasında parlar hayal denizimin sahillerinde. Bazan yazarların düşüncelerine kapılır giderim. Sokak çocukları ile karşılaşırım. Bazan Anadolunun nasırlı elleriyle tokalaşırım. Ama sevgiye susamış çocuklarla aşkın mağduru kızların gözyaşlarına hiç dayanamam, ben de ağlarım.

Zaten mutlu olanlarla karşılaşamam; onları göremem fark edilmezler. Kendileride fark eder mi bilmem neden kitaplarda bizimle tanışmazlar. Yoksa sevda olmayan, somutlaşmayan aşk mı? Mutluluklar aşka ulaşamıyor mu? Birde satırlara döksünler sevdalarını bulup yaşayanlar. Kitablar cömerttir sunarlar bize.

Bu kitablar beni hep içine çekmeye çalışır. Ben şöyle bir dışta gezineyim.Bir de kitabların dışındayım diyeyim de el dokundurayım. Eğer manyetik alanına yakalanmazsam.

Birazda sizinle konuşayım.

Bu kitablar hep okunmak için yazılır, dizilir, basılır, ciltlenir ve ticari organizasyonlardan geçerek vitrinlere gelir. Bazan acelesi olur önce kitap fuarlarından geçer. Hatta doğumunu sağlayan yazarını gel beni tescil et diye imzaya çağırır. Okuyucular daha heyecanlıdır. Çünkü içinde henüz sır saklıdır. Merak ya sıraya bile girer parasını ödediği halde kendisini tanımayan yazarın imzasına kavuşmak için. Fuar gezi süresi kadar zamanda kaybeder. Okur tanıyor ama aldığı kitabın yazarını, bağrına basıyor kitab gibi.

Ama bazan bu kitaba yazıları dolduranlar, bunun farkını mı unutuyorlar bilmem. Bu noktada anektodumu düşmeliyim:İzmir Enternasyonal fuarında geziyordum. Kitap fuarına uğradım. reyonları gezerken ne de olsa öğrenciyiz, cebime baktım fazla harçlığım o anda yok. Ama kitap almadan çıkamam. Bence de kitabların hepsi değerlidir. Para kazanmak için yazılan kitap da tutmaz. Meşhur yazarlarımızdan birinin (Allah rahmet etsin) küçük ebatlı ve fiyatlı bir kitabını aldım, imza için kuyruğa girdim. Kuyruktaki diğer okurların kitabları imzalandıktan sonra, Ben kitabı önüne uzattım, şöyle bir çevresine baktı kafasını reyon görevlilerine doğru kaldırarak "Oğlum ! bu kitablar dan hala varmı, diğerlerini ön tarafa koyun." Ben sesimi çıkarmadım ama. Saygısızlık edip te geride bırakmadım. Ne de olsa ben şahsi duygusal kişiliğini almıyordum. Ama ondan sonra, yazarlığı daha değişik açıdan değerlendirmeye başladım. Oysa bir yazanın bir kelimesi bile değersiz olmamalı. Zaten onun için profesyonelliğe hiç özenmedim. Yazar için, kitabın üzerindeki fiyatıyla değerlendirilmez kasa cirosuna bakılmaz, ona yayınevi bakar. (Bu konuyu bu gibi yanlış tavırlara dikkat çekip, daha duyarlı davranmaları için yazdım. Maksadım kimseyi kötülemek değildir.)

Esas gezime ciltlerden devan edeyim, Unutmadım İnönü'nün Milli şef ünvanı ile önsözü'nü gördüğüm, felsefe ve batı klasiklerini. Ciltleri karton kapak, kitap ağzı bile ciltle doğru düzgün kesilmemiş. İşte okul kütüphanesinin kimsenin fazla uğramadığı köşesindeydi, İlk ciddi felsefe tezleriyle bunlarla tanıştım. Marmaradaki bir şehrimizin okul kütüphanesinde.

Kitaplar hep içindekilerin özdenliğine bakarak görünmezler. Tüketicinin maksatına göre ciltleri renklenir, sayfa kağıtları sararır beyazlaşır. Hamur kalitesi değişir, bütün bunlar fiyatlarına da yansır. Vitrinlik, büfelik, ev kütüphaneliği için, büro için dışı, kalitesi hep değişir. Yayın evinin kaliteside vardır tabii. İçindeki yazı, imla, dil ve redaksiyon önemlidir.

Bazı bankaların, kamu kuruluşlarının ve sanat evlerinin lüx kitapları daha çok sanat ve turizm ağırlıklıdır. Popüler kitaplar son yıllarda kalitesini oldukça artırdı. Ama benim en çok dikkatimi çeken boyut farklılıklarının çokluğu. Bu konuda geniş bir platform oluşturarak standart getirilmesidir. Belki kitab özgürlüğü olarak algılayabilirsiniz ama evlerimizi kutüphane gibi rafla dolduracak halimiz de yok. Benimkilerin çoğu sandıkta. Standardı yok ki sığdırayım. Zaten her tarafı işgal ettiler.

Dergilere yer kalmıyor, onlar arasıra toplu imhaya kurban gidiyor. Ben fark edip görürsem kurtarma aktivitesi gösteriyorum.Çok zaman arasına kitaplardan da karışıklıkla girdirilenler ve eve dönenler oluyor kapıdan. Kitaplarda korumasız canlılar gibi, kendilerini koruyamazlar koruyan olmazsa.

Dışarıda çok mu gezdim yoksa, sayfalar açılıveriyor önümde gel gir der gibi. Orhan Eyuboğlu'nun yunus'undan A.Kadir'in mevlanasına, Cüney-i Bağdadi'nin tasavvufundan Gazali'nin ihyasına bir rüzgar esiyor. Sanki Das Kapital'den Ne Yapmalı'ya. Bu insanlar rüzgara çabuk kapılsalar da yaşam realitesini bulmaya yine bu kitaplara borçlu kalacaklar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlk kitabım ki, bana ait olan herşeyiyle, babamın bana yaş günü armagınıydı. Çocuk yüreğimle o gece kitapla beraber uyumuştum. Gerçi kocaman olduktan sonrada çok uyudum kitaplarımla...İlk kitabım yok artık kütüphanemde, içim acıyor. Kimbilir kime verildi ve geri gelemdi.( ayakalrı olsaydı geri gelir miydi sanmıyorum . unutulmuş sevgili gibi )Okadar çok şehir değiştirdik ki belkide başka bir şehirde tek avuntum o kitabın hala bir rafta duruyor olması... Eski dergileri çok seviyorum, sararmış önemini yitirmiş tarihi çok gerilerde kalmış ne varsa işte onları okumayı reimlerine bakmayı çok seviyorum. Çok güzel anlatmışsınız kitapların insanların yaşam kalitesine etkisini. SEVGİLERLE...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 20.08.2007 13:11
Cevap :
Teşekkür ederim katkınız için.Benim ilk kitablarım dergilerim duruyor, ama dergilerin çoğu gitti gibi;tdk,sanat, M.sanat,doğa, felsefe, aktüalite (Ayna dergisi vardı okuyucuları sayfasında adım çok geçmiştir.)daha v.s. Sizin sevdiğiniz zaten anlaşılıyor.Bazılarıda bacalarda kaldı benim kitapların. Bazılarınıda yürüttüler.İki gündür "İnsan ve vücudu" çeviri kitabını bir türlü bulamıyoryum,aramaya devam edeceğim tabi. sevgi ve mutluluklar.  20.08.2007 13:32
 

Ah sevgili Nariçi. Ne güzel anlatmışsınız tatlı derdimiz kitaplarımızı. Nereye koyacağız.?Raflara sığdırabilecek miyiz? Hele o kitap öbekleri arasında o anda aradığına ulaşamamak. Evet bir standart olmalı haklısınız.Herkes kitaplarını inci gibi dizebilmelki raflara. Hele o güzelim dergiler. Onlardan da ayrılmak öyle zorki..Sevgiyle ve dostlukla. ezgi umut

Ezgi Umut 
 15.08.2007 13:44
Cevap :
Teşekkür ederim,sizinki yine iyi durumdadır. Benimkiler tutuklu. Siz bayansınız daha hassas davranırsınız.bizim evde kimse sevmez. Sevgilerimle.  15.08.2007 19:24
 

Sevgili nariçi. Ben kitap okumayı çok çok severim ama onlara ne yazık ki sizin gibi nazik davranamazdım, hala da davranamam. Benim okuduğum kitabın sayfaları ayrılır, cildi kopar, altı çizilir, not alınır, okurken yemeyi sevdiğim için sayfa aralarında reçel bulaşığı, ekmek kırıntısı, kahve izi olur. Bu nedenle ne kimse benim okuduğum kitabı okuyabilir ne de başkası bana ödünç verir. Kitapları koklayarak, dokunarak, incitmeden okuyanlara ve kitapçıdan yeni çıkmış gibi saklayan sizin gibilere hep özenmişimdir. Kitaba davranış biçiminin, kişilikle yakından ilgisi olduğunu düşünmekteyim bu yüzden. Sevgilerimle.

Kwan Yin 
 13.08.2007 17:36
Cevap :
Teşekkür ederim, sizinkilere dokunan olmuyor demekki, biliyorsunuz davranışlar anti davranışlar yansıtır.Ama inan okuru tarafından yapılan her etki veya iz Yavuz'un hocasının çamur izlerini fark ettirmez sizinkileri öyle görürüm.Bloglarıma göz atmanızı bilirkişi olarak değerlendiriyorum onun içindi.sevgilerimle.  13.08.2007 19:33
 

Kitaplar denince kilitleniyorum ben ancak en çok da şu sokak çocukları ile mağdur aşıklar kilitledi beni bugün. Yazarlara gelince bu konuda yorum yok; sadece okumayı redettiğim kalemler var.. Yine de kitaplar dünyamızdan eksik olmasın...

Mezopotamya Prensesi 
 13.08.2007 10:04
Cevap :
Teşekkür ederim,Bu gün Gaziantep'deydim,iki saatlık bir zaman aralığı vardı ancak kütüphanede dinlendim.Ben okuma yolumda kör nokta kalmasın istiyorum,ama elime ilk ulaşanı okurum ret edemem değişik yöndekileri okuma nedenimle ilgili de bir blog yazacağım dini yazılarımda kendime ait deneme fikirlerim var bir gözat.sevgilerimle.  13.08.2007 19:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 376
Toplam yorum
: 933
Toplam mesaj
: 229
Ort. okunma sayısı
: 1807
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Hayat herkes için aslında yalnızlıktır. hiç kimsenin doğal garantisi yoktur. (Günlük atüel haberl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster