Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
725
 

Ağıt yüklü bir ezgiyim

Ağıt yüklü bir ezgiyim
 

Beni yakından tanıyanlar, kitaplara olan düşkünlüğümü iyi bilirler. Her fırsatta mutlaka okurum, çantamda en az bir kitap bulundururum hep. Otobüste, metroda, yemekte, tatilde mutlaka kitap okurum… Okumak benim için dinlencelerin en mükemmeli. Okuyunca rahatlar, dinlenirim. Bir arkadaşım yıllar önce üniversite yıllığına benim için “Sevgilisini kitaplarla aldatır” diye yazmıştı. Bu alışkanlığımla hep övündüm, övünürüm… Benim için kitaplardan uzak geçen bir yaşamın anlamı yoktur. Bu kadar kitaplarla içli dışlı olunca ister istemez her gün bir sürprizle, yeni bir kitapla karşılaşıyor insan. Dostlarım da sağ olsunlar kitaplara olan yakınlığımı bildiklerinden arada kitap gönderirler ya da “yeni bir kitap okudum, muhteşem!” diyerek önerilerde bulunurlar. Ben de ne yapar eder, o kitabı ele geçirir okurum. Severim yani okumayı, sözün özü bu…

Kitaplığımda henüz okumaya fırsat bulamadığım kitaplarım için ayrı bir bölüm vardır. Orada olanlar mutlaka er ya da geç okunacak olanlardır. Geçen gün o bölümden bir şiir kitabı geçti elime… İsmi ilginç “Ağıt Yüklü Bir Ezgiyim” Benim de “Ağıtsız Kadınlar” isimli bir romanım yakın zamanda yayınlandığı için daha bir ilgilendim. İkisinde de “Ağıt” var çünkü… Kitap öğretmen dostum, arkadaşım İbrahim KAYA’nın… Güneydoğu’da öğretmenlik yaptığım yıllarda Karacadağ’ın eteğinde, kara taşların içinde kaybolmuş bir köyde rastlamıştım ona… Coğrafyanın katılığına rağmen o güleç yüzüyle adeta sevinç dağıtıyordu çevresine… O gün orada başlayan dostluğumuz artarak hep devam etti.

Bugün “Ağıt Yüklü Bir Ezgiyim” isimli şiir-deneme kitabını elime alınca yine o günlere gittim. İbrahim Kaya’nın Gündüz Kitabevi tarafından yayınlanan seçkisi 96 sayfa, şiir ve düz yazılardan oluşuyor. Daha önce “Tutuşur Yüreğimde Çaresizliklerin” isimli şiir kitabını zevkle okuduğum sevgili şair dostumun bu yeni kitabı da birincisi gibi insanın yüreğine dokunan, yürek telini titreten dizelerle dolu… Seçki içindeki bir şiiri özellikle vurgulamak, ve böylece o şiirden yola çıkarak kitabı kısaca tanıtmak istiyorum.

Şiirin adı “Öylesine Sevmek Ama Korkusuzca”

“En başta yaşamayı sevmek, aşkla tutkuyla/Bir kelebeğin kanat çırptığı kadar.” Kelebekler hep uçmak isterler o kısacık ömürlerine inat…. Kanatlarının en dip noktalarına kadar özgürlüğü tadıp, kanatlanmak isterler. Bu yüzden çiçekten çiçeğe hep kanat çırparlar. Sonsuz bir istekle sevgiye sarılmayı düşlüyor şair. Ve devam ediyor, “Öylesine sevmek, yani hiç nedensiz yere” Aşkın, sevginin nedenini sorgulamak tuhaf değil mi? Gerçek ve büyük sevgiler hep karşılıksız olur. Zaten çıkar üzerine kurulu bir ilişkide de sevgiden bahsetmek olanaksızdır. Sevmek şairin dizelerinde büyüyor, büyüdükçe dünyaya sığmaz oluyor. “Çok sevmek, ay gibi, güneş gibi… / Öylesine sevmek yani hiç sebepsiz yere.” Kayıtsız, koşulsuz bir sevgidir vurgulamak istediği… sonraki dizelerde coşan, lirik bir dil kullanıyor, “Sevdiğimiz bir türkünün ritmine bırakarak ruhumuzu” ve alıp götürüyor uzaklara okuyucusunu…

Şair, şiirlerinde yaşamın her alanını çok iyi gözlemlediğinin ipuçlarını da veriyor. “Geç kalanı sevmek, ilk geleni sevdiğimiz kadar, unutulanı sevmek…” Ayrım yapmadan doğal bir sevgiden yanadır. Güzel, çirkin ayrımı yapmadan tüm varlıkları sevmek gibi yüce bir sevgidir anlatmak istediği, “Çirkini sevmek, felaket sevmek hem de…” diyebilen bir şairin yüreğini varın siz değerlendirin…

İbrahim Kaya şiiri, imge yüklüdür çoğu yerde… “….karanlığa çığlıklar saplandı” “Deli dumanlar içinde çınlayan bir ağıt” gibi uzadıkça uzayan imgeler. İmgesel şiir artık günümüz yazar ve şairlerinin vazgeçemediği bir tutku.

İbrahim Kaya; önü açık, yüreği sevgiyle atan hümanist bir şair.

“Şimdi ırmaklar akar uysal yüreğimde

Ve ben ağıt yüklü bir ezgiyim

Belki oyuncaksız bir çocuk

Bulutlara karışan

Ağlatan bir uçurtmayım”


Yolun açık olsun yüreği çocuk dostum.


İbrahim Kaya, Ağıt Yüklü Bir Ezgiyim, Şiir-Deneme, Gündüz Kitabevi Yayınları 2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ah be hocam,şimdi gerçekten ağlatın beni ve yazmanın ötesinde o eski günlere götürdün beni.Gözlerimda yeşerdi Karacadağ,Hatundere,hep bir telaşla köye gidecek son dolmuşu kaçıracak kokkusuyla deliler gibi çırpındığımız Siverek sokakları,,,Hani "tatşın ve aşkın ezgisi" ni bir müthiş hikaye olarak önümüze serdiğiniz o bahtsız coğrafya ve ben hala o toprakları kokluyorum,o çocukların başını eliyorum bir tür ızdırapla,,,kalemim hala onların gözlerinden fışkıran büyük öğrenmeleri yazıyor sonra şiir olup ellerinizde,belki de dilinizde ve kaleminizde can buluyor.Şimdi Bursa'nın süslü püslü caddelerindeyim ama yüreğim kaydı o topraklara o tozlu topraklı yollara..Yarın yine o yollardayım...Yazınızla biraz hüzünlendim,biraz keder,biraz umut,biraz hasret..biraz güzek dünyalar düşlemek gibi ve biraz da ağladım.Bazen ağlamak iyi gelir içten içte damıtarak gözyaşlarını içimize.Ne denebilir ki,o güçlü kaleminizden kendime bakmak bir tuhaf duyguydu ve de çok güzel.Yüreğiniz dert görmesin değerli hocam

İbrahim kaya 
 13.08.2007 17:06
Cevap :
O Sokaklar, o taşlı, çamurlu köy yolları, o elbiseleri yırtık çocuklar, o yüzleri kavruk kadınlar, o kalın bıyıklı, şalvarlı adamlar, o katı coğrafya değil mi şair yapan insanı... Oralar değil mi gerçek yaşamın nabzının attığı yerler... Hüzünlenmekte belki biraz haklısın be İbrahim'im, aynı kederli yolculuklara ben de çıkıyorum hep. Sağlıcakla kal... Dostça, dostlukla kal kardeşim. Sevgiyle.  13.08.2007 17:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 96
Toplam yorum
: 277
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1524
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

1970 yılında Siverek'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Tarsus'ta tamamladım. İstanbul Üniversites..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster