Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
172
 

Köprüler yıkılırken ...

Köprüler yıkılırken ...
 

İki kişinin yaşadığı bir ilişkide yeterince cesur olamamak...

Sevdiğinin gözlerinin içine bakarak gerçekleri söyleyememek…

Onun yerine mektuplara baş vurmak…

Kırık dökük kelimelerden medet ummak.

Bu bir sevda haykırışı da olsa, bir ayrılık senfonisi de olsa fark etmiyor.

Evet kelimeler sihirlidir, evet sözcüklerle kendini ifade etmek bir sanattır. Ve bazı insanlar konuşarak değil, yazarak kendilerini çok daha iyi anlatabildiklerine inanırlar. Hepsini kabul ediyorum ve yazmayı, kelimelerle dans etmeyi çok seven birisi olarak hepsine inanıyorum.

Ama özellikle ayrılık bildirimlerinde bu yolun tercih edilmesini kabul etmiyorum, edemiyorum. Çünkü bunu sevginin engin denizinde beraber kulaç atan insanlara yapılacak bir haksızlık olarak görüyorum.

Genelde köprüleri yıkma kararı verince sığınır insanlar kaleme kağıda. O zamana değin iki satır yazmışlıkları olmasa da; ayrılığın o gök gürleten, yeri göğü inleten sızılarını yazılara hapsetmek isterler. Sanki yazılara aktarıldığında  gerçeklerin o kor gibi yakıcılığı azalacakmış gibi. Sanki yazılanları okumak daha az can acıtacakmış gibi. Aslında sevdiklerinin o an ki tepkileri görmeye cesaretleri yoktur. Ve belli ki bir Çini vazo misali yere düşüp paramparça olan kalbin o naif sesini duymaktan korkarlar.

Oysa ki severken gururla taşıdığınız koskocaman bir yüreğiniz ve sevme cesaretiniz vardı. O halde verdiğiniz ayrılık kararında da  aynı cesareti, hatta daha fazlasını göstermeniz gerekir diye düşünüyorum. Unutmayın ki bir mektubun sayfaları arasına sıkıştırdığınız kırık dökük cümleleriniz aslında daha da yıkıcı olacak, okundukça kanayan yerler sızım sızım sızlayacak. İşte bu nedenle tüm cesaretinizi toplayın. Ardından  alın bir zamanlar deli divane olduğunuz kişiyi karşınıza ve gözlerinin içine bakarak ayrılık kararınızı söyleyin. Yepyeni bir denize yelken açarken geride bıraktığınız kırgın kalbin tepkilerine ise hazırlıklı olun. Belki sonradan patlak verecek bir kıyametin sessizliği içine hapsolmuş, yaralı bir kalple karşı karşıyasınız; belki o anda tozu dumana katacak bir afetin orta yerinde; belki de özür dilemenin hiç olmadığı kadar çaresiz kaldığı bir  araftasınız.

Tamam, çok zor bir karardı hayatınızdaki köprüleri yıkmak. O yıkımdan sağ çıkıp hayallerinize bir an önce kavuşma istediğiniz artık sizi esir almış, geri dönüşünüz de yok. Elbette hayat sizin hayatınız, hayallerde size ait. Hepsine evet ama; yıkılan o köprülerin altında kalan başkaları da var. Ve onların da bir hayatı, geleceği, belki dile getiremediği hayalleri… Üstelik siz çoktan köprünüzü  yıkıp karşıya sağ salim geçtiniz ama; o köprünün yıkıntıları arasında ezilmiş, sıkışmış bir kişiyi bıraktınız. O kişi ki… bir zamanlar onun için dağları delerdiniz, ama olsun. Bundan sonra ne geriye dönüp köprüyü yeniden yapabilirsiniz, ne de tuzla buz olmuş kalbi yapıştırıp eski haline döndürebilirsiniz.O izleri silmek hiçbir zaman mümkün olmayacak artık.

İşte tüm bunları yaşacaksınız ha bir fazla ha bir eksikliğiyle. Bunları baştan bilmekte fayda var.

Şimdi içiniz rahatsa hala, arkanıza bile bakmadan hayallerinize koşma vaktidir. ‘’Acaba ne yaptı, nasıl karşıladı, çok mu ağladı, acaba beni affedebilecek mi, bana hak verecek mi… ‘’ sorularına anında yanıtınızı aldınız nasılsa. Ama yine de şu son  soruyu sormadan edemeyeceğim. Gerçekten içiniz rahat mı?

Bu yazımın her zamankilerden biraz farklı, biraz daha sert olduğunun farkındayım. Bir hakim torunu olarak haksızlıklar karşısında sessiz kalmak istemediğim için belki de, bilemiyorum. Ama sizleri üzmek, yaralarınızı deşmek, kabuk bağlayan yerlerinizi yeniden kanatmak değildi isteğim. Sadece birlikte çıkılan yolların tek taraflı olarak bırakılması ve o anda arkaya bile bakılmadan kaçılması haksızlık gibi geliyor bana. Hepsi o kadar…

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

09.09.2011

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız sert değil aksine gene gerçekler ama ayrılırken takılan tavırlar acı...Yani ayrılmayı bile bilememek..Ve ayrılmayı becerememek.. Sevgimle.

Olgun Ekinci 
 06.01.2012 12:18
Cevap :
Sevgili Olgun bey, Hani sevmeleri biliyoruz da neden ayrılmaları bilemiyoruz? işte asıl mesele orada. saygı varsa her daim olmalı, özellikle kalbin kırıldığı anlarda daha da çok yaşatılmalı. Teşekkürler yorumunuz için. sevgiyle kalın. belgin  06.01.2012 14:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 522
Kayıt tarihi
: 09.04.11
 
 

Makine mühendisiyim, bir kız annesiyim. Okumayı, yazı yazmayı, yazarak paylaşımlarda bulunmayı, insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster