Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Kağıt Gemilerin Kaptanı

http://blog.milliyet.com.tr/hayrettinturan

16 Haziran '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
227
 

Kör Kemancı ve Dans eden Kız

Kör Kemancı ve Dans eden Kız
 

Kör Kemancı ve Dans Eden Kız


Kör kemancı her gün sokağın aynı yerinde keman çalıyor ve yere bıraktığı şapkanın içine, yoldan geçerken durup dinleyen insanların biraz para bırakmasını umut ediyordu. Fakat kemanı çok da iyi çalamadığı için, çok da fazla para bırakan olmuyor, gün içinde toplayabildiği para ile ancak biraz ekmek alabiliyor ve hayatta kalıyordu.
 
Bir gün genç ve güzel bir kız, onun bu durumunu gördü ve çok üzüldü. Kız bir öğrenciydi ve her gün okul çıkışı uzun zaman beri dans kursuna gidiyordu. Bir gün kemancıya rastladı ve onun ne kadar kötü çaldığını ve kimsenin yerdeki şapkasının içine para atmadığını görünce çok üzüldü.
 
Kemancı çalmaya devam ederken, ayakkabılarını çıkardı ve başladı çıplak ayak dans etmeye. Burası İtalya’ nın en güzel turistik caddelerinden biriydi ve kız da Filistin göçmen bir ailenin tek kızıydı.
 
Kız o kadar güzel dans ediyordu ki, kalabalık hızla büyüyor, kemancının yere bıraktığı şapka dolup taşıyordu. Şapkadan yere düşen paraların şıkırtısını ve dakikalarca süren uzun alkışların sesi, kemancıyı çok ama çok şaşırtmıştı. Ne olmuştu da birden insanlar kendisine ilgi göstermeye başlamıştı. Göremediği için hiçbir şey anlayamıyor, gururundan dolayı kimseye de soramıyordu.
 
Bu durum böyle aylarca devam etti. Kemancı artık bunun kendi başarısı olduğunu düşünmeye alışmıştı. Oysa ki iyi kalpli kız, sessizce ve dakikalarca her gün dans ediyor, kemancının şapkası dolunca usulca kayboluyordu.
 
Ama günlerden bir gün, kemancının alkışları kesildi, şapkasından taşarak kaldırıma düşen paraların şakırtısı da duyulmaz olmuştu. Bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı kemancı ama anlam veremiyordu. Acaba kötü mü çalmaya başlamıştı, yada insanlar mı geçmiyordu artık buradan. Oysa genç kız okula giderken bisikletiyle bir kaza geçirmiş ve ayakları sakatlanmış, günlerdir evde yatıyordu ve bir ömür dans edemeyeceğini söylemişti doktorlar.  Kör kemancı nihayet bir gün tüm cesaretini toplayıp, her gün önünde durup keman çaldığı lokantanın sahibine sordu, neler oluyordu, anlamak istiyordu. Dans eden kızdan ilk kez haberi olmuştu. Duyduklarına inanamıyordu. Kimdi bu iyi kız, şimdi neden kaybolmuştu.
 
Adeta ayakta durmakta zorlandı, başı döndü, sendeledi. Lokantacı onu bir iskemleye oturtup, her şeyi uzun uzun anlattı. Kör kemancı derhal oradan ayrıldı, bastonuyla yere dokuna dokuna yönünü bulmaya çalışarak uzaklaştı.
 
Kız yanına gelip dans etmeye başlayalı tomarla parası olmuş, hepsini bir çuvalda biriktirmişti. İçinden bir miktar alıp, lokantacının çektiği, kıza ait bir fotoğrafı, şehrin her yanına afiş yaptırıp astı ve telefonunu da bu afişlerin altına yazmıştı. Afişte kızın, kuşlar gibi kanatlanmış dans eden bir fotoğrafı vardı. Artık keman çalmaktan vazgeçmiş, parasının bir kısmıyla ameliyat olup, kız sayesinde uzun yıllar sonra yeniden görmeye başlamıştı kemancı. Traş ta olmuş, yakışıklı, uzun boylu bir adama dönüşmüştü. Üzüntüyle evinde kızı düşündüğü bir gün, aylar sonra telefonu çaldı ve ben kızın yerini biliyorum diyordu arayan ses. Dünyanın en güzel sesi, en iyi adamıydı sanki arayan. Kemancı dakikalarca teşekkür etti. Oysa kızın adresini, kalan parasını da bu arayan kişiye vererek öğrenebildi. Derhal bir taksiye binerek, kızın kapısına ulaştı. Heyecandan kalbi yerinden fırlayacak gibiydi. Kapının önünde dakikalarca cesaretini toplamaya çalıştı ve nihayet zile basabildi..
 
Kapıyı yaşlıca bir adam açtı ve kemancıya kızın yattığı odaya kadar eşlik etti. Kız karşısında kör kemancıyı görünce önce tanıyamadı, siz kimsiniz acaba diyebildi. Kemancı, kör olduğu ve sokaklarda perişan şekilde keman çaldığı dönemde taktığı simsiyah camlı gözlüğünü de yanında getirmişti ve cebinden çıkarıp yavaşça taktı. Sakalları o zamanki gibi gür olmasa da, kız onu hemen tanıdı ve çok şaşırdı, biraz da utanarak başı yastığa düştü. Kemancı kendisine olan minnet ve şükran duygularını dile getirdi.
 
Görür görmez kıza aşık olmuştu, onu her gün ziyaret etti. Geçen sürede birbiriyle çok iyi arkadaş oldular ve nihayet bir gün, kemancının evlenme teklifine kız evet dedi. Kemancı sevinçten kızı yatağından kucağına aldığı gibi sokakta koşup dans etmeye başladı. Kız da kucağında mutluluktan ağlıyordu. Aynı lokantanın önünde evlendiler. Herkes dans etti. Yaşlı lokantacı, bu olağan üstü gelişmeler karşısında o kadar duygulanmıştı ki, kırk yıllık lokantasını onlara hediye etti. Yaşlı lokantacı da onların çocuklarıyla zaman geçirerek, hayatı boyunca süren yalnızlığını, böylelikle bir aileye sahip olarak sonlandırmayı hayal ediyordu. Nitekim bir kızları bir de oğulları oldu.
 
Yıllar sonra bugün gitseniz, oğullarını lokantada keman çalarken, kızlarını da dans ederken görebilirsiniz. Yaşlı lokantacı da bir kenarda onları, bir zamanlar kederli yüzünde hiç bitmeyecek bir tebessümle izleyerek şarkılar mırıldanır. Ve o lokanta her daim kalabalıktır.
Gülcan Baran Turan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 98
Toplam yorum
: 165
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 617
Kayıt tarihi
: 21.08.07
 
 

Zonguldak'ın Ereğli İlçesinde, 1971 Yılının soğuk bir Şubat Gecesi doğdu. İlk ve orta öğrenimini ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster