Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
65
 

Koridorlar

Koridorlar
 

Yaşamak, ortak bir boyutta koridorlar yürümek değil midir?


Uzun koridorlardan geçiyoruz.

Bazen sis, bazen ışık oyunları, bazen bir yerlerden esen soğuk ya da sıcak rüzgar dikkatimizi dağıtıyor.

Uzun koridorlardan geçtiğimizi çoğumuz bilmiyoruz.

Yürürken bazen mutlu olup bazen üzülüyoruz. Bazen ağlıyor, bazen gülüyoruz.

Birbirimize ya da yoldaki nesnelere çarpmıyor muyuz? Çarpıyoruz.

Yoldaki gözle görülmeyen, elletutulmayan şeylere de çarpıyoruz ama çoğu zaman farkına bile varmıyoruz.

Şiir okunan, dinlenen şehirlerin yanından geçiyoruz. Kimilermiz oralardan ödünç ya da satın aldığımız veya çaldığımız şiirleri; oradan öğrendiklerimizle kendi ürettiğimiz şiirleri yolboyunca başkalarına ya da kendimize okuyoruz. Şiirleri değiştire değiştire, dönüştüre dönüştüre okuduğumuz da çok oluyor.

Gerçek ya da yalan hikâyeler anlatılan, yaşanan ya da asla yaşanmayacak olan olayların konuşulduğu çevrelerden geçiyoruz. Devir devir değişen ve gerçek olmayan kahramanları da olan hikâyelerin, yaşanmış olayların kağıtlara, disklere, bilgisayarlara, bellek kartlarına ve kısmen de beyinlere kaydedildiği yerlere takılıyoruz.

Sosyal paylaşım yerlerinde bazı şeylerin bir anda bin, on bin, yüz bin olduğunu, bazı şeylerin de gerçekte değerli oldukları halde silinip yok olduklarını görüyoruz.

Hikâyelerin ve yaşanmış olanların; tanık olduklarımızın ya da sadece işittiklerimizin bir kısmını, o bize cazip ve önemli gelenlerini kendimizce işleyip heybemize koyuyoruz. Yürürken bir kısmını kullanıp tüketiyor, bir kısmına da kendi dağarcığımızdan bir şeyler ekleyip çoğaltıyoruz.

Doğruların da, yanlışların da; iyilerin de, kötülerin de; acıların da, tatlıların da; görsellerin de, işitsellerin de, mahremlerin de, namahremlerin de paylaşıldığına tanık oluyoruz.

Ortamda çok sayıda koku var, aşk kokusu, özlem kokusu, evlat, anne-baba kokusu, barut kokusu, parfüm kokusu, kadın ve erkek kokusu, ekzos kokusu, yağmur ve toprak kokusu, baharat kokusu, kan kokusu ve diğer pek çok koku.

Bu kokuları yayanlar var. Bu kokuları alanlar, almayanlar var. Bu kokulardan etkilenenler, etkilenmeyenler var.

İnançların, fikirlerin, yaşam biçimlerinin harman olduğu çarşılardan geçiyoruz. Sahaf dükkânlarına, mabetlere, ideolojilere, kemik kadar sert ya da pamuk kadar yumuşak geleneklere, mahalle baskısı derneklerine rastlıyoruz.

Kapalı nalbant ve kalaycı dükkanlarının tozlu pencerelerinden içeri bakıyoruz. Geçmiş uygarlıkların kalıntılarından anlamlar çıkarmaya çalışıyoruz. Mabetlerin, derneklerin, halıcı ve kitapçıların, şimdi artık pişirilmeyen yemeklerin yapıldığı mutfakların kapılarını çalanlarımız, açanlarımız, içeri girip alışveriş yapanlarımız oluyor.

Bu çarşılardan taşıyacak develerimiz ya da onun yerine geçenlerimiz varsa ve çok istiyorsak yukarıda saydıklarımızdan alıyoruz. Doymayanlarımız ipek hint halıları, şallar, kumaşlar, altın, gümüş, zümrüt takılar alıyor. Kimisi bir çift çarık, bir sağlam kaftan, bir asa ya da bir kılıç veya hançer alıyor.

Okuyanlarımız türlü dillerde ve türlü yaşlarda kitaplar alıyor. Avcılarımız eğitilmiş şahinler ya da tazılar alıyor. Türlü silahlar alıyor.

Uzun bir koridordan geçiyoruz. Geçerken karşılaşıyoruz, bazen tanışıyoruz. Yeteneklerimize, donanımımıza göre, birlikte kaldığımız süreye göre, konuştuğumuz dili kavrama ve problem çözme yeteneğimize göre az ya da çok birbirimizi tanıyoruz. Dost ya da düşman oluyoruz. Paylaşıyor ya da bir şeyleri birbirimizden kaçırıyoruz.

Koridorlar koridorlara bağlanıyor. Bazen kendimiz seçiyoruz, bazen kendimizi ortasında, kıyısında buluyoruz. Çoğumuz ince eleyip sık dokumadan, ayrıntılara bakmadan akıp duruyoruz birinden diğerine.

Yollarda yol gösteren mürşitlere de rastlıyoruz, uğrulara, soygunculara da. Bizden fikrimizi soranlar, yol iz soranlar oluyor. Bildiğimiz kadarıyla doğru cevaplar veriyoruz. Bizim onların kaderlerinde, onların da bizim kaderlerimizde izlerimiz oluyor. Bizim sorup danıştıklarımız, yiyeceklerini paylaştıklarımız, öğütlerini dinlediklerimiz de bizimkaderimize etki ediyorlar kendi çaplarında.

Yol boyu kervansaraylarda gecelediğimiz de oluyor, dışarıda da.

Birlikte yürüdüğümüz yerler ve zamanlar da oluyor, yalnız başımıza yürüdüklerimiz de.

Sevgililer, sevgili köşeler, sevgili işler, yerler bulup bağlanıyoruz. Çözülüp gittikten sonra da onların pek çoğunu unutuyoruz, bir kısmını bir süre için, bir kısmını da ölünceye kadar anımsıyoruz.

Tükenenleri bir araya gelip buharlaştırıyoruz. Küçük büyük törenlerle sonunda bizi de gönderecekleri yere uğurluyoruz. İnançlarımıza, kültürlerimize göre farklı buharlaştırma törenleri yapıyoruz.

Kimsenin durduğu, kaldığı, beklediği yok. Engelli – engelsiz, yaşlı – genç hepimiz her an gidiyoruz.

Uzun koridorlardan geçiyoruz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 227
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 197
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster