Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '14

 
Kategori
Futbol
 

Korku, rüzgâr tersten esince, “kendine kahramanlar” yaratır!..

Son iki günümden ilki, gece gündüz, yollarda, ikincisi uykuda geçti. 

Deliksiz uyduğum da oldu, dalıp gittiğim anlar da... Gördüklerim, öncekilerin tersine döndüğünü gösteren görüntülerdi. Belki de “Kültür Birikimimin Başkenti” dediğim Ankara’nın havasından...

 

Gerçek yaşam geldi, geçmişten gelen örneklerle güncellendi. Şaşırmadım gördüklerime; çünkü hepsi, daha öncekilerinin bir başka “versiyon”uydu. Başrol oyuncuları yer değiştirmiş; konuk oyuncu/lar gelmişti. Önceki eylemlerinden yorulmuş ya da yıpranmış olmalılar ki, eskiler geride kalmış, geride kalanlar öne çıkmıştı.

 

Ne de olsa boy göstermek gerekiyordu. 

 

Gidip de gelmemek de var/dı, işin içinde. Öyle önde görünmek, hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyor havası yaratmak, “direnmek”, ne denli “kararlı” ve de “tutarlı” olduğunu  göstermek zamanı gelip çatmış olmalıydı.

 

Mevsimler, eskisi gibi değil. Haziran bitti bitecek. Ankara’da gördüğüm, aşırı bir sıcak, aslında olması gereken, ardından bir fırtına, yağmur...

 

Serinlik!..

 

Ama her serinlik, kimi yürekleri ferahlatır, kimilerini ferahlatmaz; ateş çıkartır!.

 

Bir ses duyar gibi oluyorum:

 

“Açık konuş, dolaştırma lafı, laf çakma, ayıp oluyor ama, tarafsız ol!..”

 

Uyanıyorum!..

 

*****

 

Dünya dönüyor, mevsimler değişiyor, gecikiyor, uzuyor bir bakıma... Bu da akla “devran döner”i getiriyor. 

 

Olanlar, yarın olacakların habercisi olunca, roller değişebilir. Çünkü senaryo, kimin eline geçerse, senaryoyu o güncelliyor. Bu arada kendi geleceği için “kendi senaryosu”nu yazdığını sanan/lar, eskiden olduğu gibi senaryoya “kuryelik” hevesinde olanlar yok değil!

 

Oysa çok şey değişti, bunun belirtileri daha da belirginleşecek. Onlar, “kuryelik”, “taşıyıcılık” yapanlar, bunun farkında değiller!. Böyle diyorum ama, gel de, iç konuşturmayla onlara sor, bakalım.

 

Bir ses duyar gibi oluyorum:

 

“Açık konuş, dolaştırma lafı, laf çakma, ayıp oluyor ama, tarafsız ol!..”

 

Uyanıyorum!..

 

*****

 

Dedim ya, son iki günümden ilki, gece gündüz,yollarda, ikincisi uykuda geçti. 

 

Şimdi ayaktayım; kendilerini ayakta sananlardan daha dik!.

 

Bilinir ki, kimilerinin burnu iyi koku alır!.

 

Kimi konularda eylemler ve söylemler, öncekilerden farklı, geri ya da ileri adım atma biçimindeyse, bu, “iyi koku alma”nın bir belirtisidir. Kişilerin özelliklerini, önceki ve o anki söylenenleri ve yapılanları kulak ardı edenler için, her şey, “hayatın normal akışı” içinde seyrediyordur. Öyle sanıldığı için, eylem ve söylemlerinde farklılık görülenler için, sonradan hemen yargıya varılır:

 

Uzağı gören adam, öngörüleri yerinde...

 

Uzlaşmacı, hoşgörülü adam; deneyim kazandı...

 

İyi koku alan/lar, kendileri açısından “geliyorum” diyen “tehlike”yi kendi yararlarına çevirmeye soyunurlar. “Bahane”ler, korku; “tutarlılık”, "kararlılık”la, “doğru mücadele edildiği” havası verilerek gizlenir.

 

Kişiler vardır, her gördüklerinde, kendi olumsuzluklarını başkalarında görürler. Sanırlar ki, onlar da aynı “tezgah”ın kurucularıdır. Bunda, güvendikleri dağlara kar yağıyor olmasının ya da öyle bir koku olmanın etkisi vardır.

 

Bir ses duyar gibi oluyorum:

 

“Açık konuş, dolaştırma lafı, laf çakma, ayıp oluyor ama, tarafsız ol!..”

 

Uyanıyorum!..

 

*****

 

Burnu iyi koku alanlardan biri/leri, “uzağı gören adam” unvanı almak için, “gaipten” haber verir; tuttururdu da... Şimdi “gaipten” gelen haberlerden olacak, bir başka yol tutturuyor. 

 

Kaygı, giderek korkuya dönüşürken, yeni yollara/ çarelere götürür kişiyi. 

 

Ses getirmeli, arkasına “gururu okşananlar"ı takacak, öne çıkmalar gerekli.

 

Gerekli de gerekli...

 

Günü kurtarmak; ama dünün gelip yakasına yapışacağı korkusunu geçici de olsa atlatmak...

 

“Ne günlerdi o günler!” diye iç geçirmeler. Oysa roller değişiyor, rüzgâr/lar tersine esiyor. Bir zamanlar rüzgârlara yön verenler, tersine esince rüzgâr/lar, rüzgâra kapılan “gazel yaprakları” misali...

 

Bekleyiş, sığınacak yeni limanlar aramaya yöneltiyor onları...

 

Bir ses duyar gibi oluyorum:

 

“Açık konuş, dolaştırma lafı, laf çakma, ayıp oluyor ama, tarafsız ol!..”

 

Uyanıyorum!..

 

Son söz:

 

Rüzgârın her zaman aynı yönde eseceğini sanan, başkasının gölgesine sığınanlar, rüzgâr tersten esince, “gazel yaprağı”ndan farksız olurlar.

 

 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Rüzgarın hep aynı yönden eseceğini tahmin edenler hep yanılmışlardır.Rüzgar ters yönden bir başka sertlikte eser.Rüzgarın yönünü tahmin etmeyenler ne kendilerine, ne ülkelerine bir fayda sağlayamadılar.Hep çirkin,nefret duygularıyla yatıp kalktılar.Bu yazınızdan önce sizinle konuştuğumuzda bekleyelim görelim yazımız hazır ancak yayına vermiyorum demiştiniz.Dünden beri o sözünüzü düşünüyorum. Turgut Çelik Hoca rüzgarın hem yönünü hemde sertlik derecesini biliyordu bir bana söylemiyordu.Ne yapalım hocam takdir sizindir.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 24.06.2014 8:31
Cevap :
Mehmet Bey... Size söylediklerim, saptamalarım. bir yazı olarak duruyordu. Ankara'ya gidince, yazının havası böyle olsun istedim. Ankara'nın havası bir başkaydı. Daha neler göreceğiz neler!.. Korkunun ecele faydası yok. Önemli olan, adalet yerini bulsun! Gerçekten suç varsa, öyle üretilmiş suçlar değil, herkes cezasını çeksin. AMY'nin "Balyoz" kararı, "balyoz" üreticilerin kafasına indi. Öbür üretimler de çöpe gidecek. Saygılar, selamlar.  24.06.2014 12:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2249
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

İspir, hem doğum yerim, hem memleketim. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil ve Tarih-..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster