Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '08

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
2154
 

Küçük hanım

Küçük hanım
 

Sinha Moça Türkiye'de kullandığımız adıyla Küçük Hanım haksızlıklara karşı gelen, cesur, özgürlükçü bir kadının etrafında filizlenen olayları konu alıyor. 90 lı yıllarda çok beğenilen bir diziyi kaçırmış olmanın ve tekrar izleme fırsatını yakalamış olmanın mutluluğunu birlikte yaşıyorum. Küçükken izlediğim Köle İzaura hafızamdan tamamiyle silinmiş ve ben Kökler dizisini ve o dizinin kült kahramanı Kunte Kinta'yı hiç tanıyamadım. Bu üç dizinin de konularının çok fazla değiştiğini sanmamakla birlikte, Küçük Hanım dizisinin mutemetlisi oldum çıkıverdim.

80'li yıllarda Brazilya'da yayılan özgürlük hareketlerine karşı direnen Araruna Kasabası Baronu; Albay Ferraz himaye ettiği kölelerine çok kötü davranmakta ve Onların özgür olması halinde ekonomik olarak bir çöküntü yaşayacağını bununla birlikte kasaba üzerindeki yaptırım gücünü kaybedeceğini bilmektedir.

Baron'un kızı namıdeğer Küçük Hanım ise Deborah Falebella; El Clone (Aşkın Peşinde) adlı dizide Mel Ferraz rolünde, Brazilyada yaşayan yahudi bir ailenin küçük kızıydı. Uyuşturucunun pençesinde geçirdiği kriz anlarını sanki bu gerçek dedirterek izletmişti bana. O diziden sonra Portekizce öğrenmek istiyorum diye dolanmıştım ortalıkta. Malesef öyle bir kurs yoktu. Uzun zamandır sönen bu isteğimin tekrar alevlenmesinden korkuyorum.

Joze'nin torunları olduğuna inanan çiftlikteki köleler O'nun kazıkta kırbaçlandıktan sonra nasıl öldürüldüğünü görenlerin hikayelerini dinleyerek büyüyorlar ve her gün biraz daha çoğalan öfkeleriyle Baron'a hepberaber karşı gelecekleri günü bekliyorlar.

Özgürlük kavramının bile size ait olmadığı bir beden düşünün? Kurduğunuz hayallerde hiç et, patates ve pirinç yiyebilmek oldu mu? Ya da bulutlar kadar yumuşak bir yatağa sahip olabilmek? Bu diziyle beraber yıllardır yaşadıkları topraklara çöreklenen beyazların, Afrika, Avustralya ve Güney Amerikada yaptıkları zulümlere tek tek şahit oluyorum. Kendi ırkına pis diye hitap edilmesinden hoşlanabilecek tek bir insan bile tanımıyorum. Ve bu kelimeye karşın içi kinle dolmayacak biri daha.

Aşk her dizinin vazgeçilmezidir aslında. Belki de insan insan olduğunu bilmeden aşkla karşılaşmıştı ve herşeyin önüne aşkı bir kalkan gibi koymamız bundan kaynaklanıyordu. Bilinemez çok eski bir tarih, hayal gücümün bile erişemeyeceği kadar uzak.

Küçük Hanım ve Bay Rudolfo kasabalarından uzakta okullarını bitirir ve Araruna'ya geri dönerler. Tesadüf olmalı ki ikisi de aynı trene binmişlerdir. Belki de bunun sebebi o zamanlar ulaşım ağının sandığımız kadar gelişmemiş olmasıydı. Belki de Aşk tanrısı okunu tam da o anda fırlatmak istemişti ikisinin de yüreğine. Bilinemez.

Bay Rudolfo Cumhuriyetçi bir partiye üyeydi ilk tanıştıkları anda bunu Küçük Hanım'dan gizleme gereği duydu. Ve yaptığı türlü yalakalıklarla Baron'u kafaya almayı başarıp kızıyla nişanladı. Üstelik Küçük Hanım'ın bir özgürlükçü ve köle yanlısı olduğunu bilmiyordu daha. Öğrendiğinde ise iş işten geçmiş Küçük Hanım çoktan babasının düşüncelerine sahip biriyle evlenmenin, O'nun ölümü olacağını açıklamıştı, kendisine. Aslında her ikisi de birbirlerini yanlış anladılar. Bu yanlışı kimin nasıl düzelteceğini merakla bekliyorum.

Küçük Hanım şu sıralar, iki köleyi atının terkesine atmış kaçırmaya çalışan, bu esnada da Küçük Hanım'ın penceresinin altında yaptığı sessiz gürültülerle pencereden bakmasını sağlayıp O'na attğı kıpkırmızı bir gülle aklını çelmeyi başaran kara Şövalye'yi bekliyor. Ve o her gelmediğinde huysuzlaşıyor.

Brazilya dizileri çok fazla kahramanı içerisinde barındırdığı için farklı hikayelere tanık olmak zor olmuyor. Bu da dizinin bir başrol oyuncusu olmakla birlikte, her hikayenin de bir kahramanı olabileceğini gözler önüne seriyor ve insanı izlerken sıkılmaktan kurtarıyor. Brazilya dizilerinin çok uzun sürmesinin nedenlerinden birinin de bu olduğu kanısındayım.

Küçük Hanım, izlemekten zevk aldığım bir dizi. Hangi kanalda ve saat kaçta yayınlandığını söylemekte açıkçası bir sakınca buluyorum. Ben konusunu anlattım; araştırıp izlemekte size kalsın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cnbce deki bazı dizileri tavsiye edeceğim. Diyaloglar muhteşem. Yeni sezon eylül de başlayacak ama tekrarları veriliyor. Smalville, bestle of galactica. Ve özellikle Avrupa sineması. Size tavsiye edeceklerim arasında.

Meltem Şahin 
 31.08.2008 17:49
Cevap :
Teşekkür ederim önerileriniz için..... Blog Habercimdesiniz; takipteyim..:)  01.09.2008 15:22
 

Diyaloglar basit ve derinlikten yoksun. Gereksiz ,uzun ve sıkıcı anlatımlar. Oyunculuklar yapay ve gerçekliten uzak. Örneğin üzüldüğünü görüyoruz ama hissedemiyoruz. Sinema ya da dizi filmlerde hayattan kesitler verilir. Orda oynanmamalı o yaşatılmalıdır ozaman gerçekçi olur bence. Bu konu hakkında ki düşüncelerimi bu kısıtlı yerde bir kaç kelime ile anlatmak mümkün değil ama size yeterli özeti çıkarmaya çalıştım umarım ifade edebilmişimdir.

Meltem Şahin 
 30.08.2008 0:17
Cevap :
Teşekkür ederim açıklamanız için. Bir kaç bölüm izlemediğinizde olayları kolaylıkla yakalayabiliyorsunuz. Sürenin fazla uzun tutulmuş olması diyologların uzamasına sebep oluyor. Ve buna sinema filmlerinde de rastlayabiliyoruz.  31.08.2008 14:23
 

Bende bu diziyi izliyorum. Açıkçası, konu gayet iyi ama kabul etmek gerek ki senaryo ve oyunculuk zayıf. Bu eksiklik diziyi seyretmeme engel olmayacak, artık kaç yüz bölüm bilmem sonuna kadar seyredeceğim. Çünkü Görüntüler harika ,yemyeşil çayırlar,muhteşem döşenmiş ,döneme özgü evler giysiler , kölelerin çalışma anları bir tablo gibi anlatılmış. Bu görsel şölen kaçmaz. Görülüyor ki senaro ve oyunculuk eksikliği sadece ülkemize özgü değil.

Meltem Şahin 
 29.08.2008 15:51
Cevap :
Tüm insanlığı ilgilendirdiği için olsa gerek güzel bir konu işlenmiş dizide. Hak veriyorum size manzarada izlenesi. Fakat oyunculuk ve senaryo zayıf derken neyi kastettiğinizi tam olarak anlayamadım. Açıklarsanız sevinirim. Teşekkürler...  29.08.2008 17:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 372
Kayıt tarihi
: 26.08.07
 
 

Ben Serpil Yüksel. Çanakkale'de dünyaya geldim. İlkokulda yazar olmamı isteyen harika bir öğretmenim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster