Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
5001
 

Kurt / Maymun Çocuklar: İnsan doğuyor muyuz? İnsan oluyor muyuz?

Kurt / Maymun Çocuklar: İnsan doğuyor muyuz? İnsan oluyor muyuz?
 

Şempanze çocuklar ile ilgili kitap


Kurtlar, maymunlar, ayılar tarafından büyütülmüş çocuklar efsanelere, mitolojilere konu olmuştur. Anlatılanlarda gerçeklik payı vardır. Zannedildiği kadar çok sayıda olmasa da, vahşi hayvanlar tarafından büyütüldüğü kesin olan, kurtlar tarafından 25, maymunlar tarafından 6, köpekler tarafından 5 ve leoparlar tarafından büyütülmüş 2 çocuk olduğu biliniyor.

Ayrıca İlhan Doğan’ın TV röportajlarında anlattığı ve kitabında yazdığı “şempanze çocuklar” var.

Afrika’da, Svaziland’da tek eğlencenin seks olarak kabul edildiğini, aile içinde herkesin herkesle ilişkiye girdiğini, bir günlük yolda birkaç kez tecavüze maruz kalmanın normal olduğunu söylüyor İlhan Doğan. Bu istenmeyen veya ensest ilişkiden doğan çocuklar ormana terk ediliyor.

Bunların bir kısmını dişi şempanzeler alıp kendi yavrularıyla birlikte büyütüyorlar. Ancak erkek şempanzeler bu çocukların yüzlerindeki yumuşak dokular olan gözlerini ve dillerini yiyorlar. O yüzden bulunan çocukların çoğu kör ve dilsiz.

Çocuklar maymunlar gibi sesler çıkarıp, maymunlar gibi yürüyorlar. Elleri üzerinde de yürüdükleri için bilekleri nasırlaşıp toynaklaşmış olanlar var.

Kurtlar tarafından büyütülen çocuklar içinde en bilinen örnek,  Amala ve Kamala isimli iki kız kardeştir.[1]

Hindistan’da bir kurt ininde bulunduklarında Amala 1 buçuk, Kamala 8 yaşındadır.  Hintli bir rahip çocukları korumasına alıp, topluma kazandırmaya, eğitmeye çalışır.

Amala, bulunduktan 1 yıl sonra tek kelime bile öğrenemeden ölür.

Bulunduğunda dört ayak üzerinde yürüyen, pişmiş et yemeyen, yerdeki kaptan çiğ et yiyen Kamala 3 yıl sonra dik yürümeyi öğrenir. Ancak acelesi olduğunda yine elleri ve ayakları üzerinde, dört ayakla yürümeye devam eder.

5 yıl sonra tuzlu yemekleri yemeyi kabul eder.

1929’da, 17 yaşında ölünceye kadar öğrenebildiği kelime sayısı sadece 30’dur. Bunların da ancak yarısını telaffuz edebilir.

Diğer örneklerden biri olan, Shamdeo, 1972’de, Hindistan’da bir kurt ininde bulunur. çocuktur. O da elleri ve ayakları üzerinde yürüyen,  fırsat buldukça “tavuk avlayıp” dişleriyle parçalayarak çiğ yiyen kurt çocuklardan biridir.

En az üç yıl kurtlarla yaşadığı, kurt yavrularıyla beraber büyüdüğü tahmin ediliyor.

Kurt çocukların ortak özellikleri ayrıca, ışığı sevmeyip, aksine korkmaları, gündüz uyuyup gece olunca uyanmaları, geceleri ve özellikle keyifle aya karşı ulumaları, çiğ eti ve kanı sevmeleri, uykularında veya kendilerine yaklaşan insanlara hırlamaları, tırmalayıp ısırmaları.

İstenmeyen çocuklar, ensest ilişkiden doğanlar, yoksul ülkelerdeki çok çocuklu aileler bazı çocuklarını ormana terk edebiliyorlar. Savaşta ailelerini veya yolunu kaybetmiş çocuklar da ormanda kaybolabiliyorlar.

Kendi yavruları olan dişi hayvanlar da, annelik içgüdüsüyle bunları av veya düşman olarak görmeyip kendi yavrularıyla birlikte büyütebiliyorlar.

Bu çocuklar daha sonra bulunup topluma kazandırılmak istendiğinde, eğitime alındıklarında ne tam dik yürüyebiliyor, ne de konuşmayı öğrenebiliyorlar.

Gülmeyi ve gülümsemeyi bilmiyor, yüz ifadeleriyle duygularını belli edemiyorlar.

Kurtlarla büyüyenler kurtlar gibi, maymunlarla büyüyenler maymun gibi ses çıkarıyor, onlar gibi davranıyorlar.

3 yaşına kadar insanlarla yaşamış, konuşmayı öğrenmiş olanlarsa konuşmayı becerebiliyorlar. Bunlardan biri olan Axel Rivas isimli, 11 yaşındaki Şili’li çocuk birkaç yıl köpeklerle yaşamış olarak 2001 yılında bulunduktan sonra:

“Köpeklerle yaşamak insanlarla yaşamaktan daha iyi. Hep birlikte uyuyorduk. Bir dişi köpek beni emzirdi” diye anlatıyor. Polisler çocuğu bulduğunda köpekler çocuğu vermek istemiyorlar. Polis 1 ay uğraşıyor. Kurtarılıp çocuk yurduna konulan çocuk sonra yurttan kaçıp tekrar köpeklerin yanına dönüyor.

Uganda’da 3 yaşında kaybolduktan sonra 6 yaşında bulunan John Ssebunya anlatıyor:

” Yapraklar, ağaç kabukları ve meyveler toplayıp yemem için ayakucuma atıyorlardı. Böylece nelerin yenebileceğini, nelerin zehirli olduğunu öğrendim. Zehirlenirsem veya hasta olursam yemem için tedavi edici bitkiler getiriyorlardı.”

Yapılan testler bu çocukların hepsinin son derecede zeki olmalarına karşın öğrenme yeteneklerinin ve sosyal uyum yeteneklerinin köreldiğini gösteriyor.

Buna karşılık duyuları normal insandan çok daha fazla gelişkin oluyor:

Normalden kat kat fazla gelişmiş gece görüş özellikleri var. Duymaları çok güçlü. Koku alma özelliklerinin normal insanın 40 katından fazla gelişmiş olduğu tespit ediliyor.

İnsan genetik olarak mı insandır, onu insan yapan çevresi ve aldığı eğitim midir? Bunu merak eden ve bu konuda deneyler yapanlar da vardır.

Bunlardan biri olan bir Alman soylusu, II.Friedrich, 1211 yılında hiç dokunulmasa ve yanlarında konuşulmasa çocukların hangi dili konuşacaklarını merak eder.

Yedi tane bebek alır. Bunlara bakıcılar tutar. Bakıcıların görevi kucaklarına almadan bebekleri doyurmak, temizleyip yataklarına bırakmaktır.

Birkaç ay sonra deney biter: Kendileriyle konuşulmayan, kucaklanmayan bebeklerin hepsi 3 ay sonra ölür!

Bu da gösteriyor ki, annesi maymun veya kurt olsa da, insan yavrusunun sevgiye, sarılıp sarmalanmaya, şefkate ihtiyacı vardır.

İnsanın doğuştan insan” olduğuna inanan ABD’li psikolog W.Kellogg, bunu kanıtlamak için, 1931 yılında, 1,5 yaşındaki oğlunu küçük bir maymunla birlikte büyütür ve izler.

14 ay sonra maymun çocuğu değil, çocuk maymunu taklit etmeye başlar.

19 ay sonra yaşıtları 50 kelimeden fazla öğrenmişken, çocuğun söyleyebileceği kelime sayısı sadece 6’dır. Deneyi sonlandırır.

Yurtlarda büyüyen, yeterince sevgi ve şefkat göremeyen kimsesiz çocukların diğer çocuklara oranla hem öğrenme, hem sosyalleşme açısından geri kaldıkları, güvensizlik ve uyum sorunları yaşadıkları, daha agresif oldukları da söyleniyor.

Beyin analistlerine göre, doğumdan 6 yaşına kadar olan dönem sosyalleşme, farklı deneyleri yaşama, dil öğrenme açısından en verimli olan dönemdir.

Bu süre içinde çalışmayan beyin bölümü geri dönüşsüz bir şekilde körelmektedir.

Yapılan araştırmalar yetişkinlerin bile sanıldığından daha kısa sürede vahşileşebileceklerini göstermiştir:

Normal bir yetişkin hücreye kapatıldıktan, yani izolasyondan 8 saat sonra yüksek sese ve ışığa aşırı tepki vermeye başlar. (Bu yüzden kayıp çocukları arayanların sessiz olmaları, yüksek ses ve bağırma ile onların panikleyip kendilerinden uzağa kaçmalarına neden olmamaları gerekir deniyor.)

İzolasyondan 3 hafta sonra vücut temizliği hissi neredeyse yok oluyor.  Duyular yüzde yirmi oranında güçleniyor.  

3 ay sonra sosyal yaşam kuralları unutulmaya başlıyor.

3 yıl hücrede kalan bir kişinin sosyal yaşama dönebilmesi için pek çok şeyi baştan hatırlaması ve öğrenmesi gerekiyor.

Sonuçta ortaya çıkıyor ki, sevgi, ilgi, eğitim olmadan insan olunmuyor.

Sadece insan topluluğunun bir parçası, kimlik olarak insan olmak değil, gerçek anlamda insan olmak için, hırstan, cimrilikten, müsriflikten, bencillikten, saldırganlıktan kurtulmuş, affedici, paylaşmacı, yardım sever, duyarlı, kısaca adam gibi adam olmak için insanın kendisini ayrıca eğitmesi gerekiyor. Bu eğitim ömür boyu sürüyor.



[1] Amala ve Kamala’nın yaşları itibarıyla kız kardeş olmaları, aynı yerde bulunmaları biraz tuhaf, ama bundan bahseden her kaynak ikisinin kardeş olduğunu belirtiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 170
Toplam yorum
: 110
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4357
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958  doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, zam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster