Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
478
 

Kurtulamaz azmin elinden başarı!

Kurtulamaz azmin elinden başarı!
 

Yıl 2003, aylardan Kasım ayı, kışın yüzünü esirgemeden göstermeye başladığı günleri yaşıyorduk. Yağmurlar o yıl, mevsim normallerini de aşmış, yağıyor yağıyordu durmaksızın. Hani yağmur ağlıyordu derler ya, öyle bir kış karşılamasındaydık. 

Sosyal Yardımlaşma projesinde çalışan bir arkadaşımın telefonu ile yoğun günlerim mutlu bir yoğunluğa dönüştü. Buca Lisesinde parasız yatılı bölümünde okuyan, ama bir öğrencinin üniversite sınavlarına hazırlanması aşamasında, yardımcı olup olamayacağımı sordu. 

Kişilerin hayata bakış açılarının değiştiği, hayatı daha değerli kılan ve farklı gözlerle görmeye başladığı dönemler vardır, yaşamları süresince. Bu teklif de benim bakış açımın, değiştiği bir dönemin başladığı anın, başlangıcı oldu. Hem çok mutlu olmuştum, hem de onurlanmıştım. 

Tabii ki, tereddütsüz hemen kabul ettim. 

O gün okuluna ilk kez gidip, Mustafa(adını değiştirdim) ile tanışıp, nasıl ve ne günler çalışacağımıza ilişkin plan yapacaktık. Benim gideceğim de ona da bildirilmişti. Beni beklediğini biliyor ve böyle bir projede yer aldığım için çok heyecanlıydım. 

Kul gülerken, felek gülermiş. 

Oğlumun okuduğu okulda da Okul aile Birliği Başkanlığı görevini sürdürüyordum aynı zamanda. Okuldan çıkıp da Buca lise ’sine gitmeye hazırlanıyor iken, ansızın yine yağmur başladı ve şiddetini arttırarak yağmaya başladı. Öyle ki Buca’nın tüm sokak ve caddeleri sel sularına esir olmak üzereydi. Sanki koca ilçe dört bir yandan dere misali çağlıyordu. Abartısız ifade edebilirim ki, neredeyse sel suları, arabaların üzerinden aşmaya çalışıyordu. 

Okulda, birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarım; bu yağmurda gitmemin yanlış olduğunu ve bugünlük vaz geçmemi söylediler. 

Hayır! Söz vermiştim. 

İnatla yola çıktım. Tabiat şartlarına belki başkaldırı, belki de isyan duyguları içerisinde yola çıktım. Yürüyerek 10 dakikada ulaşacağım okula, minibüsle gitmeye çalıştığım halde, ancak bir saatte varabildim. 

Yanılmamıştım! Beni bekliyordu. 

Buca Lisesinde ilk kez Müdür yardımcısı ile karşılaştım, durumu beyan ettim. Haberi yoktu. Düştüğü şaşkınlığı, üzerinden hemen atıp, bize bir sınıf tahsis etti. 

Daha sonra Mustafa ile tanışıp, nasıl ve hangi günlerde çalışacağımıza ilişkin plan yaptık. Haftada 3 gün saat 14.30 dan sonra çalışacaktık. Ben ona üniversite hazırlık test kitaplarından soruları okuyacak, o da doğru şıkları söyleyecek ve kontrol edecektik. Planımızı yaptıktan sonra, ilk gün yağmurun azizliğine uğrayan ben, sırılsıklam bir halde eve döndüm. 

Ege’nin şirin bir ilçesinde yaşayan ailesinin 7. Çocuğu idi ve ne yazık ki doğuştan görme yeteneğine sahip olamamıştı. 

Mustafa ile yedi ay süresince aralıksız ders çalıştık. Bu arada ona arkadaşlarımın desteği ile hafta sonları için ücretsiz dershane ayarladım. 

Bakıp da, görebilen gözleri ile etrafındaki olanları göremeyen insanlardan daha akıllı, duygusal, çalışkan ve başarılı idi. Test kitabı yetiştiremiyorduk. Dershaneleri dolaşıp ona kitap bulmaya çalışıyordum. Arkadaşlarım da en büyük desteğimdi bu arada. 

Aynı zamanda, son derece tok gözlü ve de onurluydu. Bir okul gömleği ile bir çift çorabı, bayramı bahane ederek zorla kabul ettirebildik eşimle. 

Buca Lisesindeki öğretmenler de bizim çalışmalarımıza hem destek veriyorlar, hem de şaşmaktan da geri kalmıyorlardı. Eğer ki o yıl ben de sınava girmiş olsaydım kesin üniversiteyi kazanırdım zira öyle bilgi yüklenmiştik. 

Diğer okuldaki ekip arkadaşlarım ki üniversiteye hazırlanan çocukları vardı. 

‘’Sen hafta da 3 gün çalıştırıyorsun, bizim kızlara da şevk olsun 2 günde biz çalıştıralım’’ diye teklif ettiler. 

Böylece biz, tüm ekip elele verip, başarı öyküsü yazmaya başladık. 

Sınav günü geldi çattı. Mustafa’nın sınavı çok iyi geçti. Neticeler belli olduğunda hepimiz çok ama çok mutluyduk. Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji bölümünü kazandı. Arkadaşlarımın çocukları da başarılı oldular, onlar da üniversiteli oldular. Bu azmin zaferiydi. Birlikteliğin ve yardımlaşmanın eseri. 

Tabii ki Mustafa’nın bitmeyen azmi, birçok öğrenciye kırbaç olmuştu. 

Mustafa, üniversiteyi bitirdi ve şu an bir kurumda psikolojik danışman olarak görev yapıyor. 

Her bayram ve özellikle anneler gününde beni asla unutmaz, arar ve kutlar. 

Onurluyum, onun gibi bir evladım var. 

Seviniyorum, başarılı olmasında ve hayata atılmasında az da olsa katkım var. 

Mutluyum, hayata bakış açımın değişmesinde dönüm noktası yaşadım. 

Karşılıksız sevginin ve yardımlaşmanın dayanılmaz yüceliğini fark ettim. 

Her daim, insanlara el verelim derim. 

Ayşen Arslangiray Kura 

31.5.2011/Kuşadası 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

He3rkeste bir yardım duygusu vardır. Sizinki dört başı mamur olmuş. Kendiliğinizden yüklendiğiniz misyon, her türlü övgüye değer. O âmâ faakat, bütün azaları ile sizi görüyor. Tahayyül ediyor ve gönlünde şekillendiriyor. Asil bir duygu. Zaten her yere tereddütsüz yetişmeniz, aktivitelere ortak olmanız, üce kalbinizin eseri. O şiddetli Buca yağmuru, bir hafta önce mi olldu? Yoksa eski bir Buca yağmurumuydu: Eski yağmurdur her halde. Olay eski. Çocuk meslek sahibi olduğuna göre . değil mi? Sevgi ve saygı ile

Muzaffer CELLEK 
 02.06.2011 18:01
Cevap :
Sayın Üstadım, övgülerinize layık olabilmek için ne yapmalıyım bilmiyorum. Bizim yardımlaşmamız bir ekip çalışması idi, hep birlikte başardık. Yağmur da ilk çalışacağımız gün yağmıştı ama başarının bereketiymiş. Saygı ve sevgilerimi sunuyorum o sıcak gönlünüze.  02.06.2011 22:19
 

İnsanlara yardım etmek, yardımlaşmak karınca / kararınca güzel ve pırıl pırıl bir kalbin göstergesi. Seni yürekten kutluyorum arkadaşım. Güzel kalbini öpüyorum, sevgilerimle.

A.Nilgün Aktaş 
 01.06.2011 9:47
Cevap :
Canım arkadaşım teşekkür ederim. Daha devam etsem mi derim ha ne dersin? Ben de bu öykülerden hayli var!! Ufacık ama ufacık bir şey yapınca hak edenlere, aynen inan ki dönüyor geriye, hem de fazlası ile. İmbat esintilerine yüklediğim sevgilerim gelsin senin de güzel yüreğine. Mutluyum, mutlusun, mutlu, işte budur bütün mesele.  01.06.2011 13:09
 

Bu sözün ecnebicesini:) biliyordum; "İnsanlar plan yaparken Tanrı gülermiş" diye, bizimki daha güzel :) Gülsün bakalım kahpe felek!.. Sevgilerimle de ne zaman kalktın be kardeşim :)

derinmavi.. 
 31.05.2011 10:59
Cevap :
Çok oldu ooooo ben iki saat uyudum mu tamam. Öptüm gülümmm. Hiç kimselere felek kötü gülmesin. Bize de canım arkadaşım.  31.05.2011 11:05
 

Böyle örnek bir davranışınız için sizi tebrik ederim. Ne mutlu sizin gibi toplumun bireysel ve sosyal gelişmesine katkı yaparak bir tane de olsa deniz yıldızını denize kavuşturan fedakar ve erdemli insanlara.

Özkan Salman 
 31.05.2011 10:43
Cevap :
Sayın arkadaşım, övgülerinize teşekkürlerimi sunuyorum. İnanınız ki bunları yaşadıktan sonra hayata daha farklı gözlerle bakar oldum. Şimdi böyle bir durum olduğunda da ne mutlu ki bana hemen beni arıyor insanlar. Aslında geldik gidiyoruz, ardımızda ne bıraktık işte en büyük zenginliğimiz diye düşünüyorum.Dost selamlarımla.  31.05.2011 11:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 447
Toplam yorum
: 2377
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 859
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos’un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster