Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1313
 

Kurtuluş Son Durak

Kurtuluş Son Durak
 

Kurtuluş Son Durak filmini ne kadar çok er kişi izlese o kadar iyi.


Acıya paydaş kadınların bir apartmana sıkışmış traji-komik hallerini izledim. Gözyaşlarına kahkahalarını karmalarını, düşüp düşüp kalkmalarını, yüzlerine  aşkedilen   şamarları, içinde kasvet, kapısında Saadet yazılı hayatlarını...

Şehir : Mebzul hikâyelerin cirit attığı İstanbul.

Adres: Kurtuluş Son Durak.

Dipdibe yaşayan dört kadının, erkeğe tabi   vasat  hayatları, "başka türlü bir şey" nasıl olur konusunda çabasız ve çaresiz olduklarından  temcit pilavı kıvamında sürerken, apartmanlarına taşınan yeni komşularıyla birlikte değişmeye başlar.

Yeni komşu, Psikolog Eylem  ( Belçim Bilgin)  güzel ve gizemlidir. Dışarıdan bakınca kutup soğukluğunda görünme gayretkeşliğindedir önceleri. Derin bir depresyonun içinde, çıkmazken hiç gün yüzüne, apartmandaki kaderdaşlarının merakını daha da cezbetmeye başlar.  

Kapısı günaşırı tıklanır. Bir “yardım” eli uzanır, kapıdan kovsan, bacadan boca eden komşulardan. Kâh bir tencere dolmayla , halipür melali merak edilir, kâh helvayla...

Öyle ya, tencere dibin kara seninki benden kara bir hayatın içinde kimdir bu havalı “haspa”

Sonra dökülmeye başlar hikâyeler ardı sıra.

Hepsinin duyguları hoyrat ellerde çitilenip duruyordur. Biri, piyanist şantör kocanın elinde kalmıştır, diğeri pavyonda dost edindiğinin yatağında paçavra...

Bir apartman toplantısıyla Eylem, merak edilen her şeyini bir nefeste anlatır. Murada ermeye ramak kala, terk edilmiştir sebepsiz. Anlattığı hepsinin hikâyesidir. Her birine ayrı bir yerden değer.

Gelinliği başucunda, evleneceği  adamın, dostunun koynunda olduğunu anladıktan sonra, kara gözlüklerinin ardında, kendi hayatının ipini çekecekken, arkadaşlarının da aynı ipin ucunda olduğunu görür.

Sıvar kolları.

Gelsin Saadet Apartmanı'nın şanlı direnişi!  Renksiz  hayatları mora çalmaya başlar. Kadın kurtuluşuna bayraktarlık edecek mor fularlar biçilir, kaşkol yapılır, boyunlara atılır.

Eylem, ağzı burnu dağılmış  hemcinsine, her şeyin şiddet içermeksizin, iyilik güzellikle çözüleceğini salık verecektir.  Naif bir iyimserliktir bu.

Güya sinirleri alınmış bir et gibi olunursa, kadın kanaatkârlığıyla kalırsa, bülbül gibi şakır,çocuklar gibi şen olursa, sofralar sultan sofrası olursa güzelleşir dünya. Bu kadar iyimserliğe bu zamanda ne derler, aldırmaz.

Yeter ki birlik olunsun.

Mutluluğa ermek için kendince bulduğu doğru yolun, kadın birliğinin karşısına dikilen erkek hiyerarşisiyle tuzla buz olacağı gerçeğine uyanamayışı dışında her şey tamamdır.

O kadar kusurcukları da olsun.

Çıktıkları yol çetin, ettikleri dönülmez yemindir.

Devlet erkini oluşturan kurumların ve dahi zihniyetiyle tüm saltanatın kendi kurallarıyla ceberrutca hüküm sürdüğü bir yerde, oyunu yine erkeklerin kurallarıyla oynamaya mecbur edilirler.

Daha da mı kadının gözü dönmesin?

Kadın inceliği sökmüyorsa, birlik olunup, erkeğin hayaları “ inme kuyu dibine, ürkütme vakvakları”şarkısıyla burulacak, boynu mor fularlarla sıkılarak bi nefes bırakılacak, Amerikan boksuna taş çıkartan parendeler atılıp, izleyicinin  oh olsun vari kahkahaları eşliğinde tüm er kişiler, birer birer avludaki kuyuya tepetaklak atılarak saf dışı edilecektir.

Sarkık göğsün “kaportanı düzelt” düsturuyla, “sinemaya gidelim” isteği , “televizyon izle” diye savuşturularak, baş başa yenen yemeğin ağız burundan gelmesiyle sonlandığı nobran erkek dünyasına karşı az bile demeye getirir.

Bu hesaba göre, en iyi erkek ölü erkektir deyip  “son bir kez yapalım”cı uçkur hevesine boca edilir kurşunlar.

Saadet Apartmanında beş kadın...

Erkeklerden ikisini taammüden, birini de  soyunduğu küvette, elektrik kazasına kurban ederek hayatlarından defettikten sonra iş büyür, ülke gündemine yerleşir.

Kurtuluş Son Durak.

Kadınların beş çayına giderek kekler, kısırlar eşliğinde erkekleri her yerinden çekiştirdikleri hallerine mizah ağırlıklı dram sosuyla yer veriyor.

Benzer yaşantıların içindeki kadınların, ruhlarına, bedenlerine indirilen darbeleri bir nebze hafifletmeye yarar mı bilinmez.

Bildiğim; sinemada kadınlar matinesi gibi izlenen bu "ağdalı" filmi, ne kadar çok  er kişi izlese o kadar iyi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gülmek için gitmiştim. Bir çakım bir kıvılcım eğlendim yer yer. Çok güzel anlatmışsınız, kutluyorum...sevgiler...

Minörözgür 
 18.02.2012 12:47
Cevap :
Sarkastik mi diyorlar, hüznün içindeki drama...Güzel şey,hüznün mizaha yedirilmesi...Selamlar, sağolun.  20.02.2012 15:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 1401
Toplam mesaj
: 114
Ort. okunma sayısı
: 1637
Kayıt tarihi
: 02.12.06
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster