Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1376
 

Kuşadası'nda saklı cennet; DEĞİRMEN (2)

Kuşadası'nda saklı cennet; DEĞİRMEN (2)
 

objektifimden...


Gezmeyi çok seviyorum.

 

Değişik yerleri görmeyi, gözlemlemeyi ve yeni yeni bilgiler öğrenip de bilgi dağarcığımı zenginleştirmeyi.

 

Ve… Hatta gördüklerimi, izlediklerimi fotoğraf kareleri ile de ölümsüzleştirmeyi.

 

Eminim ki benden sonra, çocuklarıma yazılarım kadar belki daha fazla bir fotoğraf arşivi kalacak.

 

Hani, biz şimdi yıllar öncesinin ki çoğunun uçları sararmış,siyah beyaz fotoğraf karelerine nasıl özlemle yüklenmiş bir halde bakıyor isek.Bir gün, onlar da öylece bakıp bakıp fotoğraflara, bizi anacaklar.

 

İşin gerçeğini söylemek gerekirse, bazen uzaklara gidip gezip görüyoruz da çoğu zaman burnumuzun ucundaki bir adım mesafedeki yerleri bilmiyoruz.

 

Değirmen’in adını çok duymuştum. Ve… Değirmen’i bir restoran olarak biliyordum da hiç gitmemiştim.

 

Çok uzaklardan gelen bir arkadaşımın  ‘’ Burada Değirmen diye bir yer varmış. Gidelim mi?’’ diye bir teklif getirmesi ile düştük yola.

 

Kuşadası, Davutlar yolu üzerinde çok geniş bir araziye kurulmuş Değirmen. İlk girişte kocaman bir yel değirmeni karşılıyor gelenleri.

 

Sol tarafta da Dünya’nın ilk ve tek zeytinyağı müzesi. Bin yıllar öncesinden bugüne değin zeytinyağının geçirdiği evrimler gözler önüne serilmiş hayli dökülen emeklerle.

 

Restoran kısmı çok güzel sakin ve alabildiğine huzur veren bir bölüm. Yemekler deseniz enfes.

 

Bir masal ülkesine gelmiş gibi hissediyor insan kendini.

 

Alabildiğine geniş bir arazi ve üzerinde kurulmuş bir cennet köşesi.

 

En çok Ana Tanrıça Kibele için kurulan köşe ilgimi çekti. Bir de arazi içerisinde var olan eski bir evin restore edilerek, ziyaretçilerin beğenilerine sunulması.

 

Her bir köşesi ayrı güzellikte.

 

Asma köprülerin süslediği dereler.

 

O derelerde yüzen kuğular, ördekler…

 

Minyatür bir hayvanat bahçesi ki neler neler var içinde.

Atlar için ayrılan bölüm ise gerçekten görülmeye değer.

 

Arkadaşımla uzun bir zaman gezdik dolandık. Kâh orada yaşam süren hayvanları gözledik, kâh göletin üzerine kurulmuş tahta iskelede oturup, sıcacık çaylarımızı yudumlarken, kuğuların danslarını izledik.

 

Ve… Gün Batımı’nın muhteşem görüntüsü eşliğinde; tekrar gelmek için, bakışlarımızla sözleştik sessizce.

 

Gidin ve görün derim.

 

Görün ve de huzurun sizi nasıl sarıp sarmaladığını fark edin, bu eşsiz güzelliklerin içinde.


Ay Şen
 

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ayşen Kardeşim. Ülkemizde böyle Cennetten bir köşeler çok var.Doğrusu Kuşadası'nda sizlerle birlikte olup, o güzellikleri doyasıya yaşamak isterdim. Selam ve sevgiler.Nahide Çelebi

NAHİDE ÇELEBİ 
 05.10.2013 21:28
Cevap :
Ahhh canım öğretmenim ahhh, ülkemizde öyle cennet köşeler var ki, ne saymakla ne de anlatmakla biter. İş ki kıymet bilene! Biliyor muyuz? Kocaman bir HAYIR... Kıymet bilmediğimiz gibi de buyurun, siz değerlendirin, işletin diye başkalarına veriyor ve sonra o köşelere girmek için bin bir meşakkat çekiyoruz hatta giremiyoruz. Elbette bu cennet köşede sizlerle birlikte olmayı ben de çok isterim. Kısmet. Dilerim bir gün birlikte görür ve yaşarız bu güzellikleri. Sevgi ve saygılar sunuyorum.   08.10.2013 13:01
 

Anlattıklarınızla hayallerimizde yaratılmış bir Cennetin yansımasından farksız sanırım orası,sayın Ay Şen.Özellikle baharda gitmeği düşündüm.Ana tanrıça Kibele için hazırlanmış o köşeyi görmek isterim doğrusu.Bouynları birbirine dolanık sadık kuğuların dansını da izlemiş olurum inşllah...Bilgilendirmeniz için sağolunuz.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 03.10.2013 22:13
Cevap :
Anlatımım ile o cennetin güzelliklerini hayalinizde canlandırabildiysem eğer sayın arkadaşım, ne mutlu bana. Tabiatın yeniden canlanmaya başladığı bahar aylarında da sanırım çok güzel olur ki biz gittiğimizde yaz dönemi idi. Elbette her mevsimin görselliği ve güzelliği tamamen farklı. Eğer giderseniz, zeytinyağı müzesini de gezmenizi öneririm. Çok büyük bir emek verilerek ve binlerce yıllık aletler toparlanarak oluşturulmuş bir yer. Hele ki müzesini antika kapısı ayrıca görülmeye değer. Selam ve saygılarımla.  04.10.2013 5:07
 

Siz anlatırken ben de oradaymışım gibi hissettim...Tatlı bir huzur ruhumu sardı. Bir de sahiden görmüş olsaydım nasıl bir durumda olurdum acaba?...:) Gezmek ve görmek lazım mümkün olduğunca ve siz bunu başarıyorsunuz...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 02.10.2013 10:06
Cevap :
Teşekkürler sevgili arkadaşım. İnan ki içeri girince o güzellikleri seyrederken, huzur doluyor insanın içi ve dışarı çıkmak istemiyor canı. Biz de arkadaşımla öyle mutlu öyle huzurlu idik ki saatler nasıl geçti anlamadık. Yemek faslının ardından da gelsin bakır cezvede kahveler, hadi fal bakalım derken; dışarı bir çıktık ki! Dolmuşlar bile seyr-i seferden kalkmış.Telefonlar yetişti imdada da bizi gelip aldılar oradan.İşte böyle güzel anılar da kaldı hafızalarda. Sevgilerimle canım.  02.10.2013 14:51
 

Merhaba Ayşe Şen Hanım, önce her zaman ŞEN ve mutlu olmanızı diliyorum.Davutlar-Kuşadası yolu üzerinde bulunan DEĞİRMEN'i ben de kimi zaman bize gelen konuklarımızla gidip geziyoruz. Geçen gün de gittik.Tüm anlattıklarınızı tek tek gezdik.Hele o köylü vatandaşların tarımda,arazide atlı arabalarla çalışır halde durumlarını gösteren minyatürleri harika. Gerçekten ilgi çekiyor..Ya traktör üsündeki kadınlar,erkekler,araba çeken,tarla süren atlar,çiftçilerin, minyatürleri..Daha önce bu Değirmen için şunları yazmıştım: "Değirmen değirmen buğdayı öğüt / Taşlarından ses çıksın bizlere olsun öğüt" diye....Değirmeni kuran ve bu güzeliklereri bizlere konuklarımıza yaşatan Sayın ilgilileri candan kutluyorum.Gerçekten dediğiniz gibi gezmeye, görülmeye değer bir yer. Buralaralara gelenlerin özellikle "DEĞİRMENİ" görmelerini tavsiye ederim.Selam ve saygılarımla...

Abdülkadir Güler 
 02.10.2013 10:06
Cevap :
Değerli hocam, öncelikle sayfama hoş geldiniz :) Gün oluyor ki en yakınımızdaki güzellikler içeren yerleri bilmeyip, göremeyip de taaa uzaklardaki yerlere gidiyoruz. Bir vesile ile gittiğim Değirmen'in güzelliğini ne zamandır yazacaktım lakin bir türlü kısmet olmamıştı. Gerçi zeytinyağı müzesini gittiğim zamanlarda yazıp yansıtmıştım okuyanlara ama diğer bölümleri anlatmak bu güne nasipmiş. Bu görsel güzelliği emek dökerek tasarlayan Gürsel Hanıma da ulaşmak için epey gayret sarf ettim ama işlerinin yoğunluğu yüzünden kendisine ulaşmam mümkün olmadı. İşin özü ne biliyor musunuz? Ülkemizde bu ve bunun gibi nice güzel yerler var da bilmediğimiz gibi kıymetini de bilmiyoruz ne yazık ki.Teşekkürlerimi ve en içten saygılar sunuyorum.  02.10.2013 22:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 531
Toplam yorum
: 2839
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1298
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster