Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '20

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
37
 

Laiklik mi?

1518 Lutherciliğin etkisi ile Alman Prenslerinin Vatikan’ı ve Kilisenin tutumunu “Protesto” eden davranışlarından dolayı, Protestanlık Mezhebi doğmuş; Avrupa’daki Krallar, Prensler ve asilzadeler, iktidarlarını ve mülklerini Kilisenin el koymasından korumak için “Devlet işi Krala, Din işi Kiliseye” kuralını koymuşlar ve kiliseyi devlet işlerine sokmama kararı almışlardır. Bu anlayışa, Eski Yunanca’da; din adamı dışındakilere yani Ruhban sınıfına mensup olmayanlara söylenen “Laos” dan türetilen Latince “Lâisizm” veya “Lâiklik” adı verilmiştir.

Günümüzde Lâiklik, en kısa ve Avrupa’daki tanımı ile: “Devlet işleri ile din işlerinin birbirine karıştırılmamasıdır” diye yaygın olarak tarif edilmektedir. Ancak bu tanım yeterli bir tanım değildir. Lâikliğin, kullanılacağı alana ve konusuna göre tanımları olmalıdır. Laiklik; Hukuki, felsefi ve siyasi alanda ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Hukuki Laiklik; Devlet işlerinde din kuralları yerine, hukuk kurallarının geçerli olmasıdır. Günümüz de Lâiklik, hukuki anlamda daha çok uygulama alanı bulabilmektedir. Örnek olarak; Hırsızlık yapan bir kişinin eli kesilmiyor, kanunda belirtilen Ceza veriliyor. Yaşadığımız modern hayatın gerektirdiği doğrultuda, din kitaplarında bulunması mümkün olmayan konulara, Hukuk çareler getirmiştir. Trafik ihlali yapan, kırmızı ışıkta geçenin cezasının karşılığı din kitaplarında ve fıkıh yorumlarında yoktur. Ancak kanunlarda yazılıdır.

Felsefi Laiklik;Dini bağnazlık yerine, aklın hür olarak sorgulayıcı ve araştırıcı   olmasıdır. Din aklın ve ilmin önüne geçmemeli, buluş ve gelişmeleri din adına engelle-memelidir. Ne yazık ki tarihimizde bunun acı ve telafi edilemez uygulamaları olmuştur. Örnek; Hezârfen Ahmet Çelebi bir yeniçeri askeridir. Fen bilimleri ile uğraştığı için Hezârfen adı verilmiştir. Hezârfen Ahmet Çelebi, kollarına ve ayak bileklerine kalın bir bezden yaptığı özel kanatları takarak, 1632 yılında Galata kulesinden, lodoslu bir havada, 3358 metre uçarak İstanbul Boğazı’nı geçmiş, Üsküdar’da Doğancılar Çayırı’na inmiştir. Ordunun ileri gelenleri, “Bu çok faydalı bir buluş, savaşlarda düşmanın gerilerine ineriz, düşmanı arkadan vururuz” demişlerdir. Gerçekten bu, dünyada ilk defa insanoğlunun ayağının yerden kesilmesi idi ve günümüzdeki uçar birlik harekâtı gibi düşman gerilerine inmeyi sağlayan ve ilk uçak fikrini veren büyük bir buluş idi. Devrin Şeyhülislamı olan bağnaz Yahya Efendi ise, “İnsanoğlu karada yaşamak için yaratılmıştır, bunun içinde şeytan vardır”demiş, Padişah IV ncü Murad’ı etkileyerek, Hezârfen’in önce Cezayir’e sürgün edilmesine, bilahare de katline fetva vermiştir. İngiltere’de Montgoldfier kardeşler ancak 220 yıl sonra balonu keşfetmiş ve insanoğlu Avrupa’da ilk defa 1852’de havaya çıkmıştır. Bu bağnaz ve İslamiyet’le ilgisi olmayan anlayışlar yüzünden teknik üstünlük, kısa zamanda Osmanlı’dan Avrupa’ya geçmiştir. İslam dininin bilimle çelişmediği gibi bilimi destekleyen öğretilerinin karşısındaki bu tutumu izah etmek mümkün değildir. Bir meselede akıl ve nakil çelişirse, akli delilin tercihi İslam’ın hükümlerindendir.

Diğer bir örnekte; Ünlü gök bilgini Takiyeddin ile ilgilidir. Takiyeddin 16’ncı yüzyılda kurduğu bir rasathane ile gözlemler yaparak astronomi ilmi üzerine çalışmalar yapmakta idi. Bağnaz bir dindar olan devrin Şeyhülislamı Ahmet Şemsettin Efendi; “Bilinmeyen şeyleri bilmeyi murat eder. Allah’ın işine karışır diye, fetva verince, rasathane yıkılmış ve Takiyeddin’in astronomi ile uğraşması yasak edilmiştir. Bunun gibi Avrupa’da din gerekçesi ile yasaklanan yüzlerce uygulama sayılabilir. Galileo ve Bruno’ların Engizisyon tarafından susturulması, okuma-yazma ve bilimsel çalışmaların Kilise tarafından yasaklanması gibi.

Siyasi Laiklik; Siyasi İktidarın, egemenliğin kaynağını; ilahi güce değil halka dayandırmasıdır. Dolayısıyla siyasette geçerli prensipler dini kitaplar ve şeriat değil, demokratik hukuk kurallarıdır.

Kaynak:

Kalelioğlu, U. B. (2018). Sosyolojide Hakim Eğilim Pozitivizm. Hipokrat Yayınevi. Ankara


Prof.Dr.Şemsettin Günaltay (1883-1961). Zulmetten Nura. s.65

Erhan Salman, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 842
Kayıt tarihi
: 11.03.20
 
 

Sosyolog ve Araştırmacı-Yazar İnsanoğlunun aydınlanma serüvenine naçizane bir destekte bulunmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster