Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
3658
 

Macellan'ın dünya turu

Macellan'ın dünya turu
 

Tüm meridyenlerden geçen ilk insan

Tüm zaman­ların en büyük deniz seferi,

Elcano komutasındaki Vic­toria'nın 6 Eylül 1522'de İspanya'nın San Lucar li­manına varmasıyla son bu­lur:

Üç yıl. 47 bin mil.

Sefe­re katılan 265 kişiden yal­nızca 18'i sağ dönmüştür.

*

Ferdinand Macellan

(d. 1480İlkbaharı, Sabrosa, Portekiz– ö. 27 Nisan1521,

Maktan Adası,Cebu, Filipinler),

Portekizli denizci, gezgin ve kâşif…

İspanya Krallığı'nın desteğiyle denize açıldı. Hikâyesi, bu seyahate eşlik eden Antonio Pigafetta'nın anılarını yazması sayesinde günümüze ulaşmıştır.

Büyük bir gezginin ilklerini yazacağım sizlere… Bu ilkler dünyadaki ilkler.

Onların sayesinde dünyayı tanıyoruz.

Onların sayesinde bugün bir çok şeyden haberdarız. Onlar keşifler için zamanlarını ve ömürlerini harcamışlar.

Bir çok keşif bu yolculuklarında hayatlarını yitirmişler…

Tarihe altın harflerle adını yazdıranlardan biri de; Büyük kâşif Ferdinand Macellan…

Bu konuda yazacaklarım hep ilklerle dolu…

Macellan’ın keşif gezisi dünya çevresinde yapılan ilk seyahatmiş.

Güney Amerika’daki boğazdan geçmiş ve Atlas ile Büyük Okyanus’u birleştiren ilk deniz yolculuğuymuş.

Güney Amerika’nın güney burnunda olan Tierra del Fuego’ya ulaşan ilk Avrupa’lıymış.

Güney Amerika’daki yerlileri gören ilk Avrupa’lıymış.

Devasa insanları gördü. Bunlar Dagonlarmış.

Filipinlere ilk ayak basan ve Filipin’lileri gören ilk Avrupa’lıymış.

En yakın iki galaksiyi Güney yarım kürede keşfetti ve onlara Macellan Bulutsuları dendi…

Dünyanın çevresini hesapladı. 69.800 Km…

Daha önce gittiği baharat Adalarının daha da ilerisene giden, büyük Okyanus’u çok sakin gördüğü için Pasifik ismini takmış.(sakin)

Güney Amerika’da keşfettiği boğaza kendi ismini vermiş.

(Macellan Boğazı, Güney Amerika'nın en güneyinde Atlas Okyanusu'nu Büyük Okyanus'una bağlayan boğaz. Ana kıta ile Tierra del Fuego Takımadaları'nı ayırır. Bu takımadalar, Arjantin ve Şili arasında paylaşılmıştır. Macellan Boğazı'nın uzunluğu 686 km, genişliği 4 ila 37 km'dir. Boğaz, 1520 yılında Magellan tarafından keşfedildiği için bu isimle anılmaktadır. Sis ve rüzgâr sebebiyle geçilmesi zordur. Boğaz üzerindeki en büyük liman, Punta Arenas'tır.)(alıntı)

Macellan ve ekibi bilmedikleri bir çok hayvanı bu sayede tanımışlar …

Bu yolculuk sayesinde, uluslararası bir saat sisteminin gerekliliği ortaya çıkmış.

Döndüklerinde, dikkatle tutulan seyir defterine rağmen geride kalanlarla günlerinin uyuşmadığını farkettiler.

Fakat günlerin uzunluğu arasındaki farkı hesaplayacak kadar kesin ölçüm yapabilen saatleri yoktu.

Zamanla ilgili bu olgu büyük heyecan yarattı, özel bir heyet bu garipliği bildirmek üzere Papa'ya yollandı.(alıntı)

Burada yeni bir çok keşifler olmuş, bunların büyük kazançlarının yanı sıra büyük kayıplarda verilmiş. Macellan dâhil 270 denizciden sadece on sekiz denizci geri dönebilmiş. Macellan’ın ölümünden sonra yönetimi Juan Sebastian Elcano almış.

16. Yüzyıl'da Atlantik ve Hint Okyanusu ayrıca Pasifik de bilinmekteydi. Bu denizler arasındaki bağlantı henüz kurulmamıştı. Macellan'ın izlediği yol sayesinde ilk kez yeryüzünün büyüklüğü ve okyanuslarla kara parçalarının ilişkileri hakkında doğru bir yargıya varılabildi.

Baharat ülkelerine giden bir deniz yolu bulmak için, 15. Yüzyıl’ın 3. çeyreğinde önce Portekizliler sonra da İspan­yollar atağa geçer. Portekizlilerin Ümit Burnu'nu keşfetme­si, Hindistan'ın zenginlikleri­ne ulaşmada önemli bir adım­dır.

Bir yandan da efsa­nevi 'Baharat Adaları' Malu­kular'ın bulunduğu 'Güney Denizi'ne götüren daha kısa bir yol aranır. Atlantik'in öte­sinde, kuzeyden güneye boylu boyunca uzanarak buraya ulaşmayı engelleyen toprak­lar, bir şekilde aşılmalıdır...

Macellan, yeni kralını batıya giderek bir geçit bulacağına ikna ediyor

Portekizli soylu genç Ma­cellan, Hindistan'da ve Afri­ka'da 10 yıl hizmetinde bu­lunduğu Portekiz Kralı tarafından azledildiğinde 35 ya­şındadır. İki yıl sonra 1517'de İspanya Kralı I. Carlos'un hiz­metine girer.

Carlos daha sonra Alman İmparatoru ola­rak taç giyerek V. Karl / Şarl­ken adıyla anılacaktır).

Macellan batıya doğru gi­derek bir geçit bulacağına ve böylece Maluku Adaları'nın Portekizlilere değil İspanyolla­ra ait olduğunu kanıtlayacağı­na kralı ikna eder, 22 Mart 1518'de imzaladığı sözleş­meyle I. Carlos kendisine 5 gemilik bir filo tahsis eder ve Tordesillas Antlaşması uya­rınca, İspanya denetiminde olan Okyanus bölgesinin en uç sınırına gitme yetkisi verir…

İnce ayrıntılarına kadar hesaplanan hazırlıklar nere­deyse bir buçuk yıl sü­rer.

Deneyimli bir de­nizci olan Macellan bilinmeyene giden bir yolculukta gerekebile­cek herşeyi, en ince ayrıntısına kadar he­saplar. Sefere katılan 265 kişiyi doyuracak tonlarca yiyecek ve içecek, doğayla mücadelede olası hasarlara karşı gemileri onarmaya yarayacak yığınla yedek malzeme, alet edevat, gök cisimlerini ve denizin derinliğini incelemeye yarayan dönemin en gelişmiş aletleri, keşfedilen topraklarda yerlilerle yapılacak takas olası­lığına karşı ayna, bı­çak, makas, tarak, çan gibi binlerce ıvır zıvır mal ve tabii, sa­vaş olasılığına karşı da güçlü bir donanım gerekmektedir…

Çoğunu İspanyolların oluş­turduğu mürettebatta 45 ya­bancı, 37 de Portekizli vardır. Bayrak gemisi Trinidad'ın ve seferin komutası kendindedir ama denetim görevi, kral tara­fından ikinci büyük gemi San Antonio'nun kaptanı, önde ge­len İspanyol soylularından Ju­an de Cartagena'ya verilir. Conception'un kaptanı Quesada, Victoria'nınki Mendoza, Santiago'nunki de Mesquita'dır.

10 Ağustos 1519'da Sevil­la'dan uğurlanan filo, yelken açıp Guadalquivir üzerinden açık denize çıkar. İki hafta San Lucar limanında kaldık­tan sonra 20 Eylül'de Atlan­tik'e açılır. Elverişli rüzgârlar eşliğinde Afrika kıyılarında ilerler, ilk Portekizli denizcile­rin 1464'te keşfettiği Sierra Leone açıklarına gelindiğinde, durum değişir: Kâh duran kâh nereden estiği belli olmayan rüzgâr, burada 20 gün oya­lanmalarına neden olur.

Daha yolun başında, diğer kaptanlarla izlenecek rota ko­nusunda sorun yaşayan Ma­cellan, San Antonio'nun kap­tanını itaatsizlik ve hakaretten tutukladıktan sonra ani­den rota değiştirir ve güneybatı doğrultu­sunda Atlantik'i geçerler.

Bu defa rüzgâr onlardan yanadır, 29 Ka­sım'da gözcü direğin­den Pernambuco'nun, bu­günkü adıyla Recife'in görün­düğü haykırılır.

Burada demir atılmaz, Brezilya kıyıla­rı boyunca, 11 hafta süren 2 bin millik yolculuktan sonra 13 Aralık'ta, 1502'de Portekizlilerin keşfettiği Rio de Ja­neiro körfezine girilir.

Su ve taze yiyecek ikmali yapılır, yerliler onlara çok sıcak dav­ranmıştır, mürettebat yorgun­luğunu atar. Aralık sonuna doğru körfezden ayrıldıkların­da, Macellan esrarlı 'Güney Denizi'ne gö­türecek geçide bir an önce varmak için yanıp tutuş­maktadır.

Güneye doğru yol alırlar. Daha önce hiçbir denizcinin geçmediği sularda ilerlemekte­dirler. 10 Ocak'ta dümdüz arazinin ortasında yüksek bir tepe görürler, Montevidi (bu­günkü Montevideo) derler bu­raya. Korkunç bir fırtına çı­kar, batıya doğru uzanan kör­feze sığınırlar.

Macelian, bu dev körfezin aradığı boğaz olabileceği dü­şüncesiyle, küçük gemileri keşfe gönderir ama sonuç ha­yal kırıklığıdır. Bugünkü adıy­la La Plata nehrinin ağzıdır burası. Yola devam edilir. Mürettebatı saran korku ve hoşnutsuzluk giderek artar. Macellan geçidi bulmaya kararlıdır, daha da güneye inerler. Hava soğumaktadır. 3 Şubat 1520'de ilk penguenleri görürler. Hava iyice sertleşir, 12 enlem derecelik kısa bir mesafeyi ancak iki ayda kat ederler.

31 Mart'ta, ıssız kıyıda buldukları bir körfeze sığınır­lar. Buraya San Julian adını verir Macellan. Subaylarına ve adamlarına kışı burada ge­çireceklerini ve bu zaman zar­fında mevcut yiyecekleri ida­reli kullanmak için tayın mik­tarının azaltılacağını açıklar. İtiraz sesleri yükselir, 1520 Paskalya Pazartesisi, Mesquita dışındaki kaptanlar isyan çıkarır. İsyan bastırılır, Victo­ria'nın kaptanı boğazlanır, Conception'un kaptanı ölüme mahkûm edilir ve kafası kesilir. San Anronio'nun eski kap­tanı Cartega da isyancı bir pa­pazla birlikte ıssız sahile terk edilir.

Burada kaldıkları süre bo­yunca Macellan mürettebatı boş bırakmaz, gemiler tepe­den tırnağa elden geçirilir. Buranın yerlisi dev gibi iri in­sanlarla karşılaşırlar, büyük ayakları (patagao) nedeniyle onların yaşadığı bu diyara Patagonya derler.

Patagonya kıyılarında keş­fe çıkan Santiago'nun batma­sından sonra Ağustos sonuna doğru yola koyulan filo, Puer­to Santa Cruz'da da iki ay ge­çirir. 18 Ekim'de yeniden de­mir alınır.

Üç gün sonra beyaz kaya­lardan oluşan bir burun görü­nür. Macellan'ın azizelerin anısına Virgenes Burnu adını verdiği bu çıkıntının ardında, kapkara suların aktığı, iki ya­nında dorukları karla kaplı yalçın tepeler bulunan derin bir körfez onları beklemekte­dir. Conception ile San Anto­nio keşfe gönderilir, haber iyi­dir, kanal batıya doğru devam etmektedir. Yine de huzursuz­luk sürer, San Antonio'nun kılavuzu yeni bir isyan başla­tır, kaptanı zincire vurarak gemiyi ele geçirdikten sonra gerisin geri İspanya'ya dön­meye karar verir. Bu, Macel­lan için ağır bir darbedir; ama hiç tereddüt etmez, geri kalan üç gemiyle boğazda ilerler.

Manzara ürkütücüdür, adeta bir labirentte yol almak­tadırlar. Fırtına da cabası. 320 millik mesafeyi ancak 38 günde kat ederler. Boğazın çı­kışını bulduklarında demir adam Macellan göz yaşlarını tutamaz. Amerika kıtası ile 'Ateş Toprakları' arasında yer alan, denizcilerin korkulu rü­yası bu boğaz, tarihe onun adıyla geçecektir.

28 Kasım 1520'de top atışıyla selamladıkları yeni okyanusa doğru yelken açarlar.

23 gün boyunca Güney Amerika kıyıların­dan fazla uzaklaşmadan kuzeye doğru giderek 1600 mil yol kat ettikten sonra batıya yönelirler. Boyutla­rını hiç bilmedikleri bu "su çölü"nde zorlu bir sınav onları beklemektedir. En ufak bir kara parçasına rastlamamış olmalarındanendişelenen Macellan rotayı kuzeybatıya, Ekvator'a doğru çevirir. Deniz sakindir ama açlık ve yokluk onlarla bir­liktedir.

Seferin vakanüvisi İtalyan Pigafetta çaresizlik­lerini şöyle anlatır:

"Sonunda açlıktan öl­memek için halatlar yıpran­masın diye büyük seren di­reğinin üzerine kaplanmış sığır derisini yedik... Köseleyi yumuşatmak için dört beş gün denize sallandırıyor, sonra da kömür ateşine tutup mideye indiriyorduk."

6 Mart 1521'de nihayet kara görünür. Guam Adası'na de­mir atıp yiyecek, içecek temin ederler. Bir hafta sonra Fili­pinler'in Şamar Adası'na çı­karlar. Hastalar karaya taşı­nır, mürettebat güç toplar...

Macellan, 'Baharat Adala­rına' doğru yola koyulmadan önce, Massava Adası'nın kra­lıyla yaptığı anlaşmaları ada­ların daha büyük krallıklarıy­la da yapmak ister. 7 Ni­san'da takımadaların en bü­yüğü Cebu'ya vardıklarında Macellan hayatının en büyük hatasını yapacaktır: İspanya kralının müttefiki olmayı ve Katolikliği benimseyen ya da benimser gözüken Cebu kralı­na kafa tutan komşu ada Mactan'ın asi reisine gereken ders verilmelidir…

Gözü pek 50 İspanyol'un bin yerlinin hakkından gele­bileceğini göstermek ni­yetindedir, saldırıya geçer, 27 Nisan 1521 günü zehirli bir mızrakla Maçtan Adası’nda öldürülür.

Gemilerden yalnızca Trinidad ve Victoria Maluku Adaları'na ulaşabilir.

Tüm zaman­ların en büyük deniz seferi, Elcano komutasındaki Vic­toria'nın 6 Eylül 1522'de İspanya'nın San Lucar li­manına varmasıyla son bu­lur: Üç yıl. 47 bin mil. Sefe­re katılan 265 kişiden yal­nızca 18'i sağ dönmüştür.

Ne mutlu ki bunların arasında vakanüvis Piga­fetta da bulunmaktadır. O olmasaydı, belki de pek çok bilgi, sonraki kuşakla­ra aktarılmadan yok olup gidecekti.

Macellan’ın ölümü de bir hayli hazin.

Macellan 27 Nisan1521'de Lapu-Lapuönderliğindeki yerlilerle girdiği Mactan Savaşı'nda öldü. Yolculuğa para vererek katılan Antonio Pigafetta adlı zengin turist Macellan'ın ölümü ile sonuçlanan olaylara tanıklık etmiştir ve bunu anılarında yazmış:

“Sabah olduğunda 49 kişi belimize kadar gelen suya atladık ve suyun içinden kıyıya ulaşana değin iki ok atımı mesafe kadar yürüdük. Botlarımız suyun içindeki kayalardan ötürü daha ileri gidemiyordu. 11 adamı botları korumak üzere geride bırakarak devam ettik. Kıyıya ulaştığımızda 1500 kadar yerli üç bölüm halinde gruplanmıştı. Bizi gördüklerinde savaş çığlıkları atmaya başladılar. Tüfekli adamlar ve okçular yarım saat kadar savaştılar, ancak bir işe yaramadı. Kaptanı tanıyan bazıları üzerine saldırdı ve kafasından miğferini düşürdüler. Bir yerli yüzüne doğru bambu bir mızrak savurdu, fakat kaptan kargısıyla onu derhal öldürdü, kargıyı vücudunda bırakarak. Sonra kılıcına el attı fakat yarıya kadar çekebildi, çünkü bambu mızrakla kolundan yaralanmıştı. Bunu gören yerliler topluca üstüne çullandılar. Biri sol bacağına bir pala ile vurdu, bu, kaptanın yüzüstü düşmesine sebep oldu. Derhal üzerine bambu ve demir mızraklarla, palalarla saldırdılar. Bizim ışığımızı, aynamızı, yardımcımızı, gerçek önderimizi öldürene değin. Onu yaraladıklarında hepimizin botlara bindiğinden emin olmak için birçok kez geriye dönüp baktı. Sonra onu ölü bir şekilde geride bırakarak biz yaralanmışlar, yenilmişler, elimizden geldiğince, hareket etmeye başlayan botlara doğru çekildik…”(alıntı)

Başka bir kâşifin hayatında buluşmak dileğiyle…

Nazan Şara Şatana

http://www.facebook.com/nazansara.satana.5

https://twitter.com/nazansarasatana

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1094
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2133
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Nazan Şara Şatana (d. 1957, İstanbul), Türk yazar. Eğitim hayatından sonra; Günaydın Gazetesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster