Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
60
 

Maden

Maden
 

Ölüm vurdu yine kıyılara, karardı umutlar ve karardı ufuklar.. Biliyorum yurttaş olarak üzülenlerimiz hayli fazla, inanın biliyorum içinizin sızladığını hemde çok iyi biliyorum ateşin düştüğü yeri yaktığını.
 
Maden şehrinin çocuğuyum ben Zonguldak çocuğuyum bir kaç kuşak aynı acıyı aynı korkuyu yaşadık bizde evlerimizde dedelerimizden sonra babalarda o ölüm kuyularında aradı ekmek paralarımızı.
 
O simsiyah baca dumanlarında biz nefes almayı öğrendik şükrettik çünkü bacalar tütmezse aç kalacağımızı bildik. Siz bilir misiniz bir kazma bir küreğe adanarak kıyılan nikahlarda üredi bizim burada çocuklar,ve babasız büyüdü o çocuklar.
Siz bilir misiniz vardiyaları hangi saat diliminde olursa olsun hep karanlıkta parladı o ekmek olan taşlar hep umut oldu o kapkara taşlar.  Babam gündüz vardiyasına gittiğinde ölmeyecek ve evimize dönebilecek diye mutlu olduğumuzu hatırlatır bana çocukluk hatıralarım.
 
Sanki işe gece gittiği zaman karanlıkta derin kuyularda çalışıyor düşüncesiyle yorganın altında sessizce dua ettiğim geceler yine aynı işe gündüz gittiğinde babam yer altına değilde daha güvenli bir yerde çalıştığını düşündürürdü bana.
 
Oysa gecesi de gündüzü de ölüm kuyularında geçerdi babamın ve o kuyulardan doyardı karnımız bütün maden işçilerinin çocukları gibi.
 
Bizler her göçük olduğunda caddelerimizde her ambulans sirenleri çaldığında nefes bile alamazdık korkudan. Annelerimiz toparlanır eşlerinden kardeşlerinden ve hatta tanıdık tanımadık her bir maden işçisinden gelebilecek kötü haberler için ağıtlar yakmaya başlarlardı.
 
Düşünebiliyor musunuz çocukların neler yaşamak zorunda kaldıklarını annelerin hangi ruh haliyle yaşamak zorunda kaldıklarını ve onca korkuyu onca yokluğu yaşamak zorunda olduklarını bile bile bir ayakları ileri bir ayakları geri giderek yine o kuyulara girmek zorunda kalan babaları.
 
İnsanız, soyumuz ırkımız insan, peki nedir insan değersiz midir insan çok mu vardır yeryüzünde de bir kaçı ölse ne olur mu deniliyor.bu mesleği seçmişlerse ölümü de kabul mü etsinler deniliyor.
 
Ölüm elbette kaçınılmaz her şeyin sonu elbette var ama o öksüz kalan çocuklar o öksüz kalan maden şehirleri o korkuyla nefes alamayan korkularımız, hiç mi önemli değil biraz daha umutla biraz daha fazla yaşayabilmek hakkı değil mi maden işçisinin güneşi görmek.
 
Ben Zonguldak' lıyım bir madenci ailesinin çocuğum korkularla büyümek zorunda kalan bir çocuk.Ülkemin neresinde olursa olsun her gün bir çok felaket haberleriyle yüzleşiyorum ve inanın bir çoğumuz gibi çok üzülüyorum. Fakat ben canımı en çok ne yaktıysa onun acısını biliyorum yani maden kazalarının can acısını yani ateşin düştüğü yeri yaktığını en iyi ben  en iyi bizler biliyoruz. Çünkü kaç kuşaktır yaşadık yaşıyoruz bu acıları son bulmasını ümit ediyoruz hakkımızı istiyoruz, yaşamak hakkımızı dediğimizde susturuluyoruz evet ölüm en büyük gerçek ama pisi pisine değil.
 
(Bu şiirde Zonguldak için yada Karaman yada herhangi bir madenci şehri ve bütün madenciler için)
 
Çok sözler kaleme alınmış bunca yıl
tarihin yazılmış ama, aslın yinede bir sır
yüzüne gülmüş dost düşman izini sürmüş
kömürü bulmuşlar çok sonra,  yüzün gülmüş
cefakarlığın vefakarlığının önüne geçmiş
gün yüzü göremediğin için karanlık içini çekmiş
hamal etmişler seni gözünü açtırmadan
beslendikçe senden sırtını sıvazlamadan
işlerine gelmiş sesini çıkartmaman
dünya nimetlerini haram bilmişsin
ayağına çizme üstüne tulum giymişsin
oyun cümbüş bilmeden, günün yok ki yerin altına girmeden
evdekiler kulağı kapıda, beklemişler seni dualarla
egede zeybek oynanmış  karadenizde horon
trakyada  roman  doğuda halay
senin  oyunun  yok senin oyun oynamaya  hakkın yok
aç gözünü Zonguldak  kaderin bu değil
hayat yerin altında karanlık kuyulardan ibaret değil
emeğine saygı duymuyor seni gönüllerince sömürüyorlar
eline vermişler bir kazma kürek 
başka iş bilmeden, üret babam üret
bebeler babasız kalmış analar dul
sanıyorlar ki, köle bunlar, işçisi de kul
tutalım el ele, verelim gönül günüle
hesabını soralım soytarılardan, emeğimizi çalanlardan
hakkını teslim edin işçinin, sonu iyi değil bu hiçliğin
ekmek paramız,  bizim kömürümüz 
iyi biliriz değerini, yerin altında bitiyor ömrümüz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 142
Kayıt tarihi
: 24.12.11
 
 

1965 Zonguldak doğumlu ve halen Zonguldak'ta yaşamaktayım.Yazarım ve çeşitli platformlarda sunucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster