Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '14

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
8099
 

Makinalaşmak istiyorum şiiri ve ondaki fütürizm etkisi

Makinalaşmak istiyorum şiiri ve ondaki fütürizm etkisi
 

trrrrum,

trrrrum,

trrrrum!

trak tiki tak!

makinalaşmak istiyorum!

 Yukarıda ilk dizesini görmekte olduğumuz Nazım Hikmet’in Makinalaşmak İstiyorum adlı şiirinde, şiir anlatıcısı şiirin yazıldığı dönemdeki baş döndürücü teknolojik gelişmelerin, insan hayatına olan psikolojik etkisini açık bir dille gözler önüne sermektedir.  Şöyle ki şiirin yazılmış olduğu tarihe bakacak olur isek ( 1923 ) ve ayrıca Nazım Hikmet’in bu tarihte Sovyetler Birliği’nde olduğunu da göz önünde bulundurduğumuz zaman bu durumu daha iyi anlamamız mümkün olacaktır. Ayrıca bu dönemde İtalya’da ortaya çıkıp daha sonra İngiliz ve Rus şairlerini etkilemiş bir akım olan Fütürizm’in de Türk Edebiyatı’na olan belki de nadir örneklerinden birini görmemiz bakımından da önemlidir.

 Öncelikle şiir anlatıcısının etkilendiği çevresel koşulları iyi analiz edebilmemiz gerekli olacaktır. Tarihsel olarak 1920’lerin Sovyet Ekonomi’sine göz attığımız zaman, tıpkı yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti gibi, Sovyetlerin de yeni yeni bitmiş olan Birinci Dünya Savaşı’nın ve Rus İç Savaşı’nın yaralarını sarmaya başladığı bir dönem ile karşılaşmış oluruz. Bu dönemin son büyük çatışması olan Sovyet-Polonya savaşını da 1921 yılında anlaşma ile sonuçlandıran Sovyet Hükümeti ekonomik gelişme için aradığı ortamı sonunda bulmuştu. Bu tarihten sonra NEP’in ( Yeni Ekonomi Politikası ) uygulanmaya başlanması ile birlikte görülen hızlı sanayileşme insanlar için bir umut olarak belirmiş olmalıdır. Bu sanayileşmenin şaşırtıcı hızına kapılan Rus Marksist şairler, teknolojik gelişmeleri ve sanayileşmeyi insanlık için oldukça yararlı görmüş, hayran kalmış ve açlık vs. gibi evrensel sorunları sona erdirecek bir araç olarak görmüşlerdir. Nazım Hikmet’in de marksist bir şair olduğunu düşündüğümüz zaman onun bu dönemdeki makinalaşmaya olan hayranlığının da böyle pragmatik sebepler içerdiğini söylemek yerinde olacaktır.

 İkinci olarak, bu dönemde Avrupa ülkelerinde görülmekte olan hızlı sanayileşmeye bağlı olarak İtalya’da ortaya çıkan Fütürizm akımının da Nazım’ın bu şiirinde etkisini gösterdiğini söyleyebiliriz. Fakat İtalyan şair Filippo Marinetti’nin 1909 yılında “Le Figaro” gazetesinde yayınlamış olduğu Fütürizm manifestosuyla[1] gelişmeye başlayan bu akım Rus Marksist yazarların düşüncesiyle bazı noktalarda çelişiyordu. Şöyle ki bu yayınlanmış olan bildiride "Biz dünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşa ve ölüme götüren güzel düşünceleri yüceltiyoruz.” deniyordu. Yani bir başka deyişle o dönemin yükselen siyasi akımı Faşizm’e açık bir destek verilmekte idi. Marinetti’nin Faşizm hariç bu gelecekçi düşüncelerinden etkilenen Velemir Hlebinikov ve Mayakovski gibi şairler de fütürizme yöneldiler. 1917 yılından itibaren Rusya’da etkili olmaya başlayan bu düşünce Nazım Hikmet’i de oldukça etkiledi. Öyle ki, Marinetti’nin bir yarış arabasını eski yunan heykellerinden daha güzel bulduğunu dile getirmesine paralel olarak “Makinalaşmak İstiyorum” adlı şiirde de şöyle bir bölüm görüyoruz :

her dinamoyu

altıma almak için çıldırıyorum!

tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor,

damarlarımda kovalıyor

oto-direzinler lokomotifleri!

Ayrıca geleceğin insanlık için çok yararlı ve muhteşem yenilikler getireceğine olan inancı da  şiirin şu bölümünde görmekteyiz :

ve ben ancak bahtiyar olacağım

karnıma bir türbin oturtup

kuyruğuma çift uskuru taktığım gün!

Toparladığımız zaman, şiir anlatıcısının dilinden o dönemde teknolojiye olan büyük hayranlığı, yeni gelişmelerin insan yaşamına büyük kolaylıklar getireceğine olan inancı ve bunların sonucu olarak Fütürist edebiyatçıların da bu büyük dönüşüm içersinde gelecekten oldukça umutlu olduklarını rahatlıkla ifade edebiliriz. Şiir anlatıcısı dönemde teknolojinin baş döndürücü etkisine kendisini kaptırmış ve ona duyduğu hayranlığı çarpıcı bir üslup ile dile getirmiş.



[1] The 20th-Century art book. (Reprinted. ed.). dsdLondon: Phaidon Press. 2001.

Hüseyin Başdoğan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 10219
Kayıt tarihi
: 17.01.14
 
 

Merhabalar. Ben Hüsamettin Şimşir. Boğaziçi Üniversitesi 2. sınıfta Türk Dili ve Edebiyatı bölümü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster