Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
723
 

Mavi Marmara,ikinci "van münit" vakası ve saire...

Mavi Marmara raporu basına yansıdıktan sonra iktidar “one minute” vakasında olduğu gibi yağından suyundan yararlanıyor. Medyaya bakılırsa İsrail Akdeniz’de kuş bile uçuramayacak, tabi yersen!

Sıfır sorun” diyerek tüm komşularımızla ilişkilerimizde geldiğimiz nokta ortada. Aklını başına devşiren vatandaş tabi merak ediyor, soruyor; ”Nato’nun Libya’da ne işi var!” diye celallenen Başbakan kısa zaman diliminde nasıl politika değiştirdi, iş “Kaddafi gitsin, demokrasi gelsin!” noktasına nasıl geldi diye.

Celallenmenin mürekkebi kurumadan Türkiye’nin İngiltere, Fransa ve tabii ki ABD’nin politikalarının yılmaz savunucusu ve işbirlikçisi haline nasıl geldiğini aklın kabullenmesi kolay değil yani.

Mısır, Tunus, Libya, Yemen, Bahreyn derken şimdi de Suriye’de yaşananları anlamadan Türkiye’nin İsrail politikalarını da anlamak olası değil ama isterseniz asıl kurgulanmak istenen, uygulanan senaryoya bir bakalım. Emperyalist batının daha düne kadar kanka olduğu ülkeler şimdinin “arap baharı rüzgarı ile” yeniden formatlanırken, yerine ikame edilen rejimler daha mı demokratik hale geliyor, bu soruyu sormak gerekiyor, kuşkusuz. Alınan yanıt hayır. Mısır’da Mübarek’in yerine askeri konsey iktidarı devam ettiriyor. Hatta kafes arkasına kapatılmış Mübarek “sirk maymunu” gibi gösterilerek işbirliği yapmayanlara “sonunuz böyle olur” mesajı veriliyor. Ya Libya? Daha Kaddafi teslim olmadan kontrolü elinde tutan isyancılar Fransa, İngiltere ile petrol anlaşmalarını yaptılar bile. Türkiye’de inşaat alanında müteahhitlerimizin yarım kalmış işleri ve savaş sonrasında yapılacaklardan pay kapma beklentisi ile çantayla dolarları götürdü, izledik… (Hey gidi dünya, Kaddafi’nin elinden ödül alan Erdoğan görüntüsü masal gibi geliyor şimdi.)

Neyse şu arap baharı nasıl getirildi öncesine biraz bakalım ve sonra İsrail Türkiye konusuna dönelim.

İletişim teknolojisi sınır tanımıyor. Emperyalist batı iç problemlerini çözemeyen ülkelerde her zaman işbirlikçi, satılık, her türden bireyi, grubu vb. bulabiliyor. Örneğin Suriye’de yaşananlar bu bakımdan ibretlik! Esad rejiminden rahatsız olanları eğitip, örgütleyip, silahlandırıp senaryolarını uygulamaya koyuyorlar. Sanki tek bir merkezden servis edildiği izlenimi yaratan görüntüler uydu telefonları ile dünyaya ulaştırılıyor, Suriye yönetimi aleyhine dünyada kamuoyu oluşturuluyor. Küresel televizyonların bu senaryoda payı yadsınamaz derecede büyük. BBC, El Cezire vb. uygulanan psikolojik harpte hayli işe yarıyorlar. Ülkeler farklılık gösterse de uygulanan senaryolar pek fark etmiyor.

İyi de, neden emperyalist batı işlerini rahatça hallettikleri ülkelerde ayaklanmalar örgütleyip, lider değişikliklerine gidiyorlar sorusu gelebilir akla. Yanıtını net bir şekilde vermek olası. Afganistan, Irak vs. derken batağa saplanan, ekonomileri sürekli kriz üreten emperyalist batı sömürüyü devam ettirebilmek için işbirlikçilere, savaşlara muhtaç. Adil olmayan sömürü düzenini sürdürmek zorundalar.

Tarihe bakın! Kapitalizmin yaşadığı derin krizler hep savaşlara neden olmuştur.

Şimdi dönüp soralım kendimize emperyalist batının ABD, AB, İngiltere’nin politikalarının ortakları, uygulayıcıları kimlerdir Ortadoğu’da? Demokrasi’nin kırıntısı bile olmayan vahabi yöneticilerin Suudi Arabistan’ı, İsrail ve tabi Türkiye!

Hani o meşhur BOP projesi. Yirmi ülkenin sınırlarının değiştireceği iddia edilen BOP projesini de anımsayalım yazının bu aşamasında. Uygulananlar BOP senaryosundan başka ne getiriyor aklınıza.

Ha birazda Türkiye’ye bakalım azıcık ufuk turu iyi olur. Bunun için çok eskilere gitmek gerekiyor ama biz kısaca sarı sayfaları karıştıralım.1960’ta dahil muhtıralar ve darbelerin arkasında olan ABD’nin bir biçimde eli sürekli Türkiye’de idi. Halada öyle. SSCB’nin çökmesi, soğuk savaş döneminin bitmesi ile ortadan kalkan komünizm tehdidi döneminde kullandığı yapılar bir biçimde tasfiye ediliyor, anladınız değil mi. Al sana “yeni Türkiye”…

Rahmetli babaannem “lafın tamamı deliye” söylenir derdi.

Milliyet Blog okuru soru yöneltmiş;

“1- ABD ve Avrupa birliği bizden ne istiyorlar ve neden ve de niçin istiyorlar? 2- Demokrasi ve özgürlük oralarda daha mı fazla, bekliyorum.

3-Arap baharı Türk baharına dönüşür mü?” diye.

Kısa zaman aralığında yanıt vermeye çalıştım;

”1.ABD, AB Emperyal politikalarını uygulamak için Türkiye'yi kullanıyorlar. 12 Eylül ile geçilen serbest piyasa yani liberal ekonomi ile sermayenin önündeki engelleri kaldırdılar. Özellikle son on yılda ucuz emek pazarı haline gelen ülkemiz özelleştirmelerle sermayenin talanına açık hale geldi.

2.Demokrasi ve özgürlük konusu nereden baktığınıza bağlı birazda. Ama şu gerçek ki bizim daha gidecek çok yolumuz var..

3.Arap baharı dediğiniz Mübarek'in yerine askerin ikamesi ise halk açısından değişen bir şey yok. ABD'nin işbirlikçisi Mübarek’in yerine gelenlerde farklı değil. Tunus, Libya şimdide Suriye sadece Emperyal politikaların uygulanabilmesi için yeniden formatlamak...

Şimdilerde yaşanan süreçte sadece okurun değil, aydınlarının bile kafası karışık güzide memleketimizde.

Birleşmiş Milletlerin “Mavi Marmara” raporu sonrası, Türkiye’de var olan iktidarın batının uyguladığı küresel politikalardaki rolünü yok sayarak “van minüt” vakasındaki gibi İsrail’e celallenmesini “hap gibi” yiyecek miyiz, yok kalsın! Malum “van minut” iç politikada AKP’ye bir hayli yaramıştı. Kuşkusuz bu vakada yarayacak. Baksanıza İngiltere, Fransa, Almanya, ABD Türkiye ve İsrail arasındaki suni gerginlikten rahatsız, aracılığa talipler. Krizi bitirmek için diplomatlar fazla mesai yapıyorlar. Aynı yolun yolcuları arasındaki kriz emperyal batıya göre anlaşılır şey değil.

Hakkı teslim edelim. Türkiye batı için vazgeçilmez. Ürettiklerini satacakları pazar, ucuz emek pazarı! Orta doğu ve Avrasya’ya uzanmak için köprü. BOP projesinin vazgeçilmezi. Say say bitmez…

Bu arada İsrail ile ticaretimiz zirve yapmış AKP döneminde, “van minut” ün etkisi vatandaşın oyunu cezbetmiş o kadar. “Paranın dini milliyeti yoktur” tescillenmiş.

En iyisi bu yazıyı U. Talu’nun dediği gibi “aklımız ermez” diye bitirelim. Talu; Galataport, Kuşadası ihalesi, Ofer ailesi, İsrail’e verilen tankların modernizasyonundan söz ederek iyice kafamı karıştırdı.

Tabi bütün bunlar yaşanırken Türkiye’de işler “İkinci Cumhuriyet” babında tıkır tıkır işliyor. Yandaşa göre memleket demokrasi gördü iyi mi,"van münit"!

cevodem1957 bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Basit" derken, "kolayca anlaşılan bir anlatım" demek istemiştim.. Selamlarımla..

Bekir Gümüş 
 09.09.2011 10:12
Cevap :
Sözüm size, yorumunuza değildi dost.Yorum üzerinden, verdiğiniz pastan gol çıkarmak istedim,tekrar teşekkürler.  10.09.2011 0:59
 

Güzel bir analiz olmuş, basit fakat detaylı bilgilerle donatmışsınız. Şu haberci bana da ulaşmıyor bir türlü. Arada bir herkesi listemden taradığımda ulaşıyorum. Zaman zaman geç de olsa yazılarınızı okuduğumu bilmenizi isterim. Teşekkür ediyorum emeklerinize. Sevgi ve selamlarımla..

Bekir Gümüş 
 08.09.2011 16:18
Cevap :
BLOG OKURU KISA YAZI SEVİYOR:-))Tabi bu arada yazı basit(!) olacak...Büyük resmi görmeyenlerin yaşananları sağlıklı değerlendirmesi olası değil.Bir nebze yaşananlar anlaşılsın diye verdiğimiz emek işe yarıyorsa ne mutlu.Yazı yazacağım diye harcadığım satler,verilen onca ameğin ve biriktirdiklerimin boşa gitmemesi en büyük ödül, takip ettiğiniz için teşekkür ederim.Bu aralar haberci konusunda çokça sitem alıyorum,vardır mutlaka bir açıklaması(!) diyerek geçiyorum.Dilimiz döndüğünce hayata dair sözümüzü söyleyeceğiz elbet,okunsada okunmasada...Dediğim gibi,büyük resmi görmek asıl olan,gerisi teferruat,selam ve dostlukla...  08.09.2011 23:46
 

Arap baharlarinda "askeri darbelerle yonetimi ele geçirip ulkeyi askeri vesayetle kontrol altinda tutanlar, bir halk hareketiyle devrildiler". Bu baglamda Turk bahari Kasim 2002'de gerçeklesmis, o zamana kadar bir avuç burokrat vesayetiyle yonetilen ulkemizde iktidar halkin seçtigi sivillere geçmistir.

Demokrasi Penceresinden 
 08.09.2011 14:14
Cevap :
Sevsinler 'arap baharı'ndaki halk hareketini...Yazıyı tam okumamışsın galiba. Türkiye'yi sadece iktidar yalakası liberal/yandaş takımından okuyorsun galiba.Askeri vesayetin yerine ne ikame edildiği hakkında bir fikrin var mı acaba.Haklarını arayan emekçilere,derelerini korumak isteyen Anadolu köylüsüne,muhalif olduğu için tutuklu bulunan gazetecilerin yaşadığını demokrasi diye hap gibi yutabilirsin,afiyet olsun.İktidarlar apoletleri olmadığı için sivilleşmez.Evrensel hukuk ilkelerini,amasız/lakinsiz demokrasiyi içselleştirdikleri için sivilleşirler.Ve bu iktidarlar GERÇEKTEN DEMOKRASİ İSTEYEN HALKIN TALEPLERİNİN sözcüsü/uygulayıcısı olduklarında demokrasiden söz edilebilir! Çokuluslu sermayenin önündeki engelleri kaldırarak memleketi ucuz emek cenneti yaparak,ülkenin birikimlerini üleşerek demokrasi geldiğini söylemek dilim varmıyor hödüklük demeye ama ne yaptığını bilmemektir...  08.09.2011 16:14
 

Güncele derli toplu bakan güzel bir yazı yine. Kaleminiz dert görmesin Yalnız şu Haberci ne işe yarıyor anlayamadım. İzlenen yazarların yazılarını bildirmemek sık rastlanan bir şey mi, bana mı denk geliyor? Saygılar...

Vildan Sevil 
 06.09.2011 1:55
Cevap :
Teşekkür ederim beğeniniz için.Habercinize kayıtlı olduğumu bilmek güzel,vardır bir açıklaması mutlaka.Görüşmek üzere...  06.09.2011 20:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1116
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 815
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster