Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '13

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
109
 

Medeniyet ve Bedeviyet Cadde veya Patika'yı tercih etmemize mi bağlı?

Medeniler Caddeden, Bedeviler Patikadan Yürür

Medeniler Hakka ve Hukuka, Bedeviler ise Güce inanır. Hangisi biziz? Analiz Yazımı okuyunuz Lütfen

Medeniyet kelime olarak Medine (Şehir) kelimesinden türemiş bir kelimedir. Şehirli olmak şehrin sosyal yaşam kurallarına uymak, hak ve hukuk gözetmek şehirli (medeni) olmanın temelini teşkil etmekte. Oysa Bedeviyet aslında  Bedevi (Çöle ait, Çöllü, göçebe ) olma kökünden  bir kelime ve Medeniyet'in zıddı olarak bulunmakta.

Bedeviyet-Göçebe olmak sosyal olarak uyulması gereken kuralların pek uyulmadığı ve hak ve hukuk kavramlarının güçlü olanın gücüne göre belirlendiği bir sosyal yaşam biçimidir.

Bu durumda Medeniyet'in yani Şehirci sosyal anlayışın yolu CADDE, bedeviyetin yani göçebe toplum anlayışının yürüdüğü yolada PATİKA diyebiliriz.

Cadde, üzerinde uyulması gereken kuralların yazılı ya da işaretlerle belirlendiği yoldur ve sosyal olarak bir şehirde bulunur. Caddeden yürüyecek olan insanla şehir kuralları gereği o yolda yürürken o şehrin kurallarına uyarak yürürler. Şehirli olmanın getirdiği HAK ve HUKUK kavramı bunun için ve o CADDE'de nasıl yürüneceğini (yaşanacağını) anlatmak için vardır.

Kuran Bedevi yaşam tarzını kötüler. Bedevi yaşamın nifak ve küfre daha yakın olduğunu Tevbe Suresinde  97. Ayette belirtir. Güç odaklı olan Bedevi kültürünün yürüdüğü yolda hak ve hukuk kavramı bulunmaz, o dağlarda ve ovalarda patikalardan kural tanımaksızın güce inanarak yürür. Onun cahil olmasından dolayı inançlı ve dindar olması aslında onun sapmasınıda arttırır. (Bu konunun kanıtlarını az sonra açacağım)

Kuran her ne kadar Mekke'de inse de bir medeniyet projesi olarak MEDİNE'de sürecini tamamlamıştır.

Medine'de doğan bu vahiysel medeni sürecin hak ve hukuk kavramları ilk Müslümanlarca iyi algılanmış ve özümsenmişti. Bununla beraber hızla artan Müslüman sayısı ve Müslüman olan Bedevilerdeki artış kültürel çatışmaları da beraberinde getirmişti. 

En küçük örnek olarak size sunabileceğim olay, Medine'de camiye idarını döken Bedevi müslümana kızan medeni Hz. Ömer'in Peygamber tarafından "Bedevi ne yaptığını bilmiyor" diyerek sakinleştirilmesidir. Aslında çoğumuzun gözünden kaçan bu olgu Bedevi kültürün hak ve hukuk ölçülerini anlayamadığını, kuralları algılayamadığını ve adil olanı seçemediğini bize göstermekte değil mi?

Şimdi yukarda ki örneği daha belirgin bir uç örneğe götüreceğim. 

Halife İmam Hz. Ali, Sultan Muaviye ile amansız mücadele ederken kötü niyetli Medeni Amr İbnül As, kolayca Ali'nin ordusundaki iyi niyetli Bedevileri kandırabilmesi Bedevilerin işte burada anlatmaya çalıştığım sosyal gelişmemişliklerinin HAK ve HUKUKU algılayamamış olmalarından kaynaklanmaktadır. Ali'nin ordusu içinde Ali'ye karşı gelenlerin çoğu BEDEVİ ve sonradan müslüman olduğu halde İslamın medeniyet projesi olduğunu ve bunun HAK ve HUKUK kavramlarına dayandığını anlayamadılar. Sonradan HARİCİLER adını alan bu BEDEVİ güruh yok olup gitmediler. Günümüzde İslamın adını Terörle kirletmeye devam edenler işte bu güruhtur. Bosna'da beraber Sırplara karşı savaşan Müslüman kardeşinin işaret parmağını Namazda Etteyyatü de kaldırmıyor diye kıran zihniyet Medine'de camiye işeyen zihniyetle ve Hz. Ali'yi arkadan gelip bıçaklayan zihniyetle aynı olduğunu bilmem söylememe gerek var mı?

Buradan anlatmaya çalıştığım İslam bir Medeniyet Projesi olarak kendini şehirlerde daha iyi ifade eder. Yere tükürmemek, sokağa işememek, toplu taşım araçlarında ve ana yollarda arabaları kurallara uygun sürebilmek MEDENİ bir MÜSLÜMAN olmanın gereğidir.

Bunları yapmayan, sağa sola sataşan ve kuralları hiçe sayan, yanlış veya kötü park eden insandan Medeni değil Bedevi Müslüman çıkar ve  bu kişi potansiyel HARİCİDİR: Bu tipler kolay terörize olur ve mezhepçi kışkırtmalarla kolayca kendini kullandırtır.

Bu yüzden bazıları onu öte dünyada bir köprü sansada aslında Fatiha'da geçen SIRAT Cadde demektir ve o bu dünyadadır. Bu dünyada ki KURAN caddesinden ne düzeyde yürüdüğümüzden hesap vereceğiz. Bunu üfürükçü tayfa asla anlayacak durumda değil.

Dünyada ne değişim olacaksa bunun başlatıcısı Dünyanın en önemli şehrinde olacaktır. O şehir potansiyelini İstanbul taşımaktadır. 

Bu şehrin iyi yönde değişmesi demek dünyanın değişmesi anlamına gelmektedir. Bu değişime en çok ayak direyecek olanlarda İslama en çok zarar veren ve Kuran yerine atalarının bedevi geleneksel yolundan yürümek isteyen DÜŞÜNMEYEN ve SORGULAMAYAN tiplerdir.

Sizin yolunuz hangisi? Cadde mi yoksa Patika mı?

Yola dikkat etmezsek gerçekten bahtsız bedevi olabiliriz. Sonradan arkamıza geçenin ALASKA mı yoksa SİBİRYA Ayısı mı olduğunun da pek bir farkı olur mu sizce? İslam dünyasının arkasında şu an ya Alaska ya da Sibirya ayısı var. Coğrafyayı bilenler ne demek istediğimi gayet iyi anlarlar. 

O yüzden arkamızı bedevileşerek Alaska ya da Sibirya ayısına dayamayalım.

"Çalınan Hayatlar" adlı romanımı lütfen okuyunuz ve okutunuz. İnanın para kazanmıyorum yazdıklarımdan fakat bari topluma faydası olsun yazdıklarımın.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3653
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster