Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '09

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
584
 

Medeniyetler çatismasi: 20. yüzyilin Türk mucizesi

Insan varligini sarmalayip, teokratik yönetimle onu ümmet niteliginde, bâtil inançlara mahkûm eden çag disi medeniyetin vecibelerinden arindirip, müspet bilimin çizdigi yolda, akilcilik, düsünce ve inanç özgürlügü, öz güven ve sorumluluk degerlerinin hâkim oldugu çagdas medeniyete geçistir.
Cagdas medeniyeti olusturan Bati Avrupa ülkelerinin yüz yillara sigidiramadiklari evrensel degerleri, genç Türkiye Cumhuriyetinin kisa bir zamanda özümseyebilmesi emsalsiz örnek, adeta bir mucizedir.

Birinci Cihan Savasi yenilgiyle sonuçlanmis, galiplerin savas gemileri Istanbul önüne demirlemisti, Rumeli ve Anadolu isgal altinda ... Osmanliyla birlikte, Türk varligini da haritadan silmeyi amaçlayan galip devletler, bir "yokolus"'u simgeleyen Sevr anlasmasini, Türkler adina Padisah'a kabul ettirtiler. Osmanlinin ihmal ettigi, ancak savastan savasa hatirlayip, kirdirttigi Anadolu halki yokluk içinde, bitkin, kaderine razi. Istanbuldaki bir çok yazar ve düsünür galip devletlerin himayesini dilenmekte. Anadoluda yer yer bazi yöresel haklarin korunmasi çabasi var. Hepsi o kadar.

Mustafa Kemal ve arkadaslarinin tasidiklari Kuvayi-Milliye ruhu, dalga dalga yayilir, Anadolu halkini canlandirir. Hedef istiklâldir. Milli egemenligin sembolü Birinci Meclise bagli ordu, milletin ordusu, zafere ulasir.
Savasimin ikinci alani ise Müdafayi-Hukuktur. Galip devletlerin bagli olduklari evrensel degerleri, kendilerinden baska milletlere tanimama egilimlerine karsi, bu degerleri onlara ragmen savunan da gene Türlerdir. Cagdas medeniyeti sahiplenen Birinci Dünya Savasi galibi devletler, kendi ilkelerini çigneyerek, Türklere reva gördükleri bu haksizliga yenik düstüler. Müdafayi-Hukukun bu zaferi, Lozan Antlasmasiyla noktalanip, onlara ister istemez kabul ettirilip imzalattirildi.

Daha Kurtulus Savasi sirasinda evrensel degerlere vurgu yapilmasi, yeni ve aydinlik bir sürecin baslatilacagina isaretti. Bu süreç, Anadolu Türk halkinin topyekün katilarak önce istiklâli, ve devaminda yasadigi çaga uyum saglayarak var olma savasimidir.

Ordu muzafferdir, asker görevini yapmistir, Mustafa Kemal bu defa farkli bir ordunun basina geçer. Aydinlanma çaginin vazgeçilmez mücahitleri, kadin erkek ögretmenler ordusu Anadolunun dört bir yanina dagilir. Inkilâplar araliksiz birbirini izler. Amaç, cehalete terk edilmis, bâtil inançlarin gölgesinde yasayan ve kaderci Anadolu insanini, düsünce ve inanç sahibi, sorumluluk duygusu tasiyan uygar insan niteligine kavusturmaktir.
Cünkü, çagdasliga giden yolda, her inkilâp bir ötekinin tamamlayicisi ve tümün bir parçasidir. Orta diregi Laiklik olusturur. Yobazligin bundan böyle kök salamayacagi Anadolu topragi...
Inkilâp, devletin en üst düzeyinden baslayarak toplumun temel yapisina kadar, bütün alanlarda meydana getirdigi olusumdur.
Inkilâpcilik: bu umde, inkilâplarin kesinlikle donuk kaliplar olmayip, yasanan ve yasatilan, sürekli olusan, kendini yenileyen bir öz tasidiginin kanitidir.

Teokratik düzenin ümmet anlayisindan, Cumhuriyetin vatandaslik anlayisina geçis;
Vatandaslarin olusturdugu Ulke Bütünlügü, Ulusal Devlet;
Siyasal, ekonomik, toplumsal Bagimsizlik;
Din ve inanç özgürlügü, Laiklik;
Müspet bilimin kazanilmasina götüren, Egitim Seferbirligi;
Cagdas yasam düzenini yerlestiren, Hukuk Devrimi;
"Toplum yasaminda kadinlarin yer almadigi bir millet, yarim millettir", Kadin-Erkerk Esitligi;
Ulkemizi ve inkilâplari korumakla görevli kilinan Türkiye Cumhuriyeti Büyuk Millet Meclisi ve onun Türk Silahli Kuvvetleri.

Bunlar eksizsiz 10 - 15 yil gibi, tarih ölçüsünde hiç sayilacak bir zamanda gerçeklestirildi. Türkiyenin sayginligi Bati'da ve Dogu'da hayranlikla izlendi, kabul gördü. "Mazlum milletler" bu medeniyet savasiminin sadece siyasal yönünü gördüler, özünü tam kavrayamadilar. Bunlarin içinden bazilari emperiyalizme karsi siyasal bagimsizliklarini elde etseler de, donuk medeniyetlerinin çagdisi vecibelerinden kendilerini bir türlü kurtaramadilar.

21. Yüzyilin Medeniyetler çatismasina dönüsecegini öngören Samuel Huntington'un tezini, tek rahatsiz eden Türkiye Cumhuriyeti örnegi ve Atatürkcü dünya görüsüydü. Samuel Huntington, bu görüsün gerçeklesmesinin mümkün olamayacagi kanisinda... Türkiye'de, 1950'lerden bu yana, bilhassa bu son yillarda, inkilâplara karsi atilan geri adimlara bakilirsa, bir tehlike var elbette. Umalim, Türk halki silkinir ve yönetenler bu tehlike karsisinda Samuel Huntington'u haksiz çikarirlar!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 02.04.09
 
 

10 Şubat 1931'de Ankara'da dogdum. Ilk, orta ve liseyi "Galatasaray" Lisesinde tamamladim. Isviçre, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster