Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '09

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1523
 

Ayşe Uzpakı bile bile acılı ölümüne terk ettiler

İsviçre'ye ilticacı olarak gelmişlerdi, Anadolu'nun doğusundaki bir köyden. Ali Uzpak ve eşi Ayşe Uzpak. Amaçları da para biriktirip, köyde bıraktıkları çocuklarının yanına erken dönmekti. Ali Uzpak, her zaman koyu renk kompleli, uzunca boylu, esmer, sâkin bir kişi. Eşi Ayşe, ince yapılı, kumral, yeşil gözlü, zarif bir kadın.

Ali bir otel lokantasının mutfağında iş buldu. Bu işe başlama, emellerinin gerçekleşmesinde başlangıç noktası, eşi Ayşe'nin, sol bacağındaki ağrıların artmasıyla gölgelendi. Kızıl Haçta hastabakıcı, Alice Decosterd, Ayşeyi hastahaneye götürdü. Teşhis, hemen ameliyat gerektiren ve nâdir rastlanan kemik kanseri. Bacağı kesmek lâzım. Operatör tereddüt ediyor, diz hizasından mı, yoksa kalçadan mı? Diyor ki "Kalçadan kesmek feci bir şey, adeta kasaplık" ve kararını bildiriyor. İlk etapta, kanserin belirgin olduğu, diz hizasından ameliyata almak, sonra kontrol altında tutarak, kanser üst bölüme sıçramışsa ikinci ameliyatı göze almak. Ancak bu yöntemde hastabakıcıya bir şart koşuyor, ameliyat sonrası hastanın her ay kontrole getirilmesi zorunlu. Kontrol ihmal edilirse, o zaman kanserin iç organlara yayılma riski var. Hastabakıcı Alice Decosterd'in cevabı "Bu zaten benim görevim, kontroller için hiç kuşkunuz olmasın".

Ayşe Uzpak, Fribourg Kızıl Haç'ının aileler için ayırdığı "Foyer des Remparts" yurduna kabul edilmiş, takılan protezle artık yürüyebiliyor. Uzpakların iyilik göstergesinden rahatsız olan Kızıl Haç görevlileri, ayrı ayrı, ama hepsi sanki bir ağızdan, Ayşe'ye yükleniyorlar "artık iyileşti, yurtta kalamaz" ... "topallar gibi yapıyor, ama numara" ... "boş oda sıkıntımız var, onu yurtta tutamayız" ve hastabakıcı Alice Decosterd'in alınacak kararı noktalıyan sözleri "Remparts'da rahatını buldu, koskoca odayı tek başına işgâl ediyor, topalayıp kendisini acındıracak, zaten hastahanede kontrolüne de luzum yok". Ve Ayşe hemen, gözden uzak, ücrada, Kızıl Haçın kiraladığı bir odaya naklediliyor.

Ayşe'den ilk haberi kocası getirdi. Ne eşi yurttayken, ne de nakledildiği yerde kontrole hiç götürülmemiş, kaldıkları yere de uğrayan soran olmamış. Ayşe bacağın üst bölümünde çok ağrı çekıyor ve meydana gelen yaralardan irin akıyormuş. Hastabakıcıya ne zaman başvursa kovuluyormuş, cevab hazırmış "yalan söylüyorsun, eşini tekrar "Foyer"ye getirmeyi hiç düşünme, hasta sade senin karın mı var".

İkinci haber, her tarafa koşturulup, boşlukları kapatan, temiz ruhlu genç bir görevliden geldi. Önce Alice Decosterd'e, sonra üst görevlilere, Ayşe'nin yatağında ölümle pençeleştiğini, ilaç bile gönderilmediğini, çok acı çektiğini, bacağın üst bölümünün bütün yara olduğunu bildirdi.

Ayşe Uzpak, Fribourg Kanton Hastanesinde, bakım ve kontrolden sonra, ilk ameliyatı yapan doktorun teşhisini dinlemek üzere, çağırıldı. Bu çağrıya Ayşe'nın kocası, kontroleri yapmakla görevli Alice Decosterd katıldılar. Alice Decosterd, toplantı gün ve saatinin görevli olduğu Kızıl Haçtan bile saklıyordu. Yanına yakını bir hastabakıcı bir de tercüman almıştı. Kızıl Haç'tan gizlenen bu toplantıyı haber alan, Uzpak ailesinden sorumlu görevli kişi, doktor'dan izin isteyerek salon'da önceden yerini aldı. Alice Decosterd salona girer girmez şaşırdı ve Kızıl Haç görevlisinin bulunmasına itiraz ederek çıkmasını istedi. Aileden görevli kişi doktora kendisini tanıttı ve toplantı başladı. Aslında, bu toplantı Ayşe'nin ölüm fermanıydı. Kontrol yapılmadığından ikinci ameliyata gidilememiş ve kanser iç organlara sıçramıştı. Doktor, yaşama şansına 3 -5 aylık bir süre tanıyor. Yaşam süresi hastahanede geçerse, hastanın pek acı çekmeyeceği garantisi veriyordu, ancak Ayşe "Çocuklarımı görmeliyim, beni Türkiye'ye gönderinde" ısrar ediyor. "Köy yerinde hastane yok, dayanılmaz acılara katlanamazsınız" ikazına rağmen Ayşe ısrarlı. Bu sırada Kızıl Haç görevlisi doktora şu soruyu yöneltıyor "Hasta iki ay önce kontrole getirilmiş olsaydı, kurtarılabilirmiydi?" Doktorun cevabı çok açık "Tabii kurtulurdu, kalça hizasından ikinci ameliyatı yapardık, kanser daha iç uzuvlara bulaşmamıştı". Görevli, bu defa Alice Decosterd ve arkadaşına dönerek "Doktorun cevabını duydunuz" dedi. Hastabakıcılardan "Biz hiç bir şey işitmedik" cevabı geldi...

Ayşe'yi Zürıch havalanından yurduna uğurladılar. Uçak havalandıktan sonra Ali Uzpak, bulunduğu yere çakılmış, heykel gibi duruyor, ne söyleneni işitiyor, ne de cevap verebiliyordu. Belli ki kendini başka bir yere taşımış, acı çekiyordu.

Ali Kızıl Haça, izbe evlerinin önünde başları öne eğik iki cılız çocuğunun resmini gösterip, Ayşe'nin bitmeyen acı çığılıklarından, köy halkının da ızdırab çektiğini, anlatmaya çalışıyordu. Ayşe ölünce, Ali Uzpak'a, sanki ölümün karşılığıymış gibi Fribourg Kantonu tarafından "A Permisi" (İsviçrede geçici kalma izni) bağışlandı!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 458
Kayıt tarihi
: 02.04.09
 
 

10 Şubat 1931'de Ankara'da dogdum. Ilk, orta ve liseyi "Galatasaray" Lisesinde tamamladim. Isviçre, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster