Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
5927
 

Mevlana haketmiyor

Mevlana haketmiyor
 

MEVLANA HAKETMİYOR


Son zamanlardaki toplumsal gidişat üzerine bunu hatırlatmakta yarar görüyorum!.. Bizlere bir şeyler oldu!.. İlginç bir sürece girdik. Önümüzü göremez, günümüzü kestiremez bir hale geldik. Herkes istediği şeyi söyleyebilir; ama bizler, toplum olarak dedikoduculuk, iftiracılık bir yana; kolay kolay yetişmeyen mana erlerine, akılcı ve inandırıcı olamayan yorumlarla, marifetmiş gibi, yersiz korku ve kuruntularla donanmış bir kişilikle saldırır olduk... Hem de paranoyaklık derecesinde!.. Kendi adıma konuşuyorum !.. Bunu yapanlar, Allah’ın sistemiyle değil, bireysellik bulguları ile donanmış olanlar. Hepsinin ortak özelliği de sancılı ve ürkütücü olmaları. Ne yazık ki huzursuzluk, kargaşa ve acıdan başka hiçbir şey getirmiyorlar. Topluma yararlı bilgilerin verilmesi için, bunların cesurca ayıklanması şart... Uzun süre önce Mevlâna’ya yapılan amansız saldırılardan bahsediyorum!.. Bunlarla uğraşıp durmak, hem yorucu hem üzücü. Yeryüzünde manâ aleminin sarrafı olarak bilinen ve yüreği insan sevgisi ile dolu bu Zât’ı, hileyle karalamak, adını olmayacak konulara karıştırmak, kör olan yaşantımızda neleri değiştirecek, ne fayda getirecek acaba ?O’nun büyüklüğünü ve paha biçilmez zenginliğini göremeyip, sadece kendi kısıtlı kapasiteleri ile değerlendirenler, hatalı olduklarını bir şekilde anlayacaklar; ama o zaman iş işten geçmiş olacak. Aslında bunu yapanların kafasında yenilikle, değişimle, doğrulukla ilgili bir olgu yok. Makul olanı bulmak gibi bir düşüncelerinin olduğunu da sanmıyorum. Zira, olumsuzluk beyinlerinde öylesine kök salmış ki, anlatılması mümkün değil. Ağızlarında evrensellik teraneleri, ancak kafa yapıları molla. Kendi kendisiyle çelişkiye düşen bu kişilere göre Mevlâna normal değil, anormaldir. Ve toplum dışı kalmaya mahkûmdur. O ise gerçekte, yaşamı boyunca; yoldan çıkmış olanı düzeltmiş, olumsuzluktan kurtararak, doğrulara yaklaşım yapmasını sağlamıştır. Bir bakıma, sağlam olmayan ayakkabılara ökçe olmuştur. Mevlâna, toplum içinde herkesin dostu olarak bilinir, öyle tanınır... Yaşamı; düşünmeyi, araştırmayı, eleştiriyi, soruşturmayı, anlamayı, anlatmayı, alternatif görüşleri ortaya koymakla geçmiş, bir gönül eridir Mevlâna Hazretleri...

İnsanı alçaltan, karamsarlığa götüren biri değildir. Her zaman dürüst olmuş, insanın hücrelerinde yer almış, sinir sisteminin dengesini oluşturmuştur. Kısacası; insanın içine, iliklerine işlemiştir. Benliği yoğrulmuş, doğru bilgi ile donanmış, hayatı güçleştirmemiş, aksine kolaylaştırmıştır. Hiçbir zaman kendisi için yapılan ve dalga dalga yükselen kışkırtmalara kulak asmamıştır. İnsanın O’nun yanında kendini güvende hissetmesi bu nedenlere dayanır.  Mevlâna'yı kimin ne kadar içine sindirdiği, neden sindiremediği düşüncesine karışamam. Asıl korkum, yapılanların amacı aşması ve bu tür tutumların bir alışkanlık haline gelmesidir. Yazımı onun anlam taşıyan sözleri ile noktalamak istiyorum :“Herkes kendi anlayışına göre benim yârim oldu. İçimdeki esrarı araştırmadı. Ben mi ? Sırrım, feryadımdan uzak değildir. Lakin her gözde onu görecek nur, Her kulakta onu işitecek kudret yoktur."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mevlana'yı haşa Allah gibi görenlerin olduğu bir memlekette ona yapılan övgü yazısını yüzbinlerin okuması gerekirdi.Mutlaka yazının başlığını farklı anlamışlardır.Başlık olarak "Mevlanayı Sevelim" deseydiniz okuyan sayısı 50 bini aşardı.İyi bir insan olabilir ama ben Mevlana'nın abartıldığını düşünüyorum.700 yıl önce yaşamış bir dervişin aklına muhtaçsak yazık bize.Böyle yazılar çok okunabilir ama toplumu ileri götürmez.Türk Milleti Mevlana'nın nefesleriyle mi aya çıkacak?

Kerim Korkut 
 23.04.2012 21:45
 

"Mevlana hak etmiyor" başlığını görünce hemen blogunuzu okumak gereği hissettim. Ama yazınızdan Mevlana'ya ne ve nasıl bir haksızlık yapıldığını, dedikodu yapıldığını, iftira edildiğini anlayamadım. Demek ki Mevlana'ya karşı yapılmış bir haksızlık yokmuş, huzur içinde sonsuz varlığını sürdürebilirmiş. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 21.12.2011 12:58
 

Güzel yazınız için teşekkür ederim.Mevlana ile ilgili farklı düşünenleri güzel dile getirmişsiniz. Mevlana birçok doküman taradım. Bazı çevrelerin Mevleviliği ve Bektaşiliği İslam felsefesi dışına taşan bir oluşum gibi göstermeye çalıştığını gördüm. Kaldı ki hangi mezhepten olursak olalım Horasan'dan çıkıp, bu topraklara gelen bizleri bir bayrak altında toplayan birlik ruhunu Hz Mevlana gibi gönül insanlarına borçluyuz. Osmanlı'yı oluşturan, farklı mezhepten insanları bu ruh içinde bugünlere getiren onların açtığı yoldur. Her yıl Şeb-i Arus törenlerinde iktidarı ve muhalefeti bir çatı altında toplayan Hz Mevlana'ya söz söyleyenler önce kendilerine sonra çevrelerine bakmalıdırlar.Günümüzde kirli savaşlara alet olanlar, din istismarcılığı ile saltanat kuranlar onu iyi anlamalıdırlar.Unutmayalım ki Hz Mevlana sadece bizim değil çevremizdeki ve dünyadaki insanların sahiplendiği bir gönül insandır.Söyleyin "Ne olursan ol gel" diyen inancın insanlığa ne kötülüğü olabilir.

Ünal Örnek 
 21.12.2011 10:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 629
Toplam yorum
: 2039
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10021
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster