Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '14

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
757
 

Milliyetçilik ne değildir? Milliyetçilik, İslam’ın yerini almış, Kâbe değişmiş midir? (3)

Milliyetçilik ne değildir? Milliyetçilik, İslam’ın yerini almış, Kâbe değişmiş midir? (3)
 

W.SHAKESPEARE, Bakınız Tarih için ne demektedir; Bütün dünler bugünü aydınlatan fenerlerdir.


Tarih Felsefecisi  (Uygarlıklar ustası) anlatıyor; “1922’den beri Türkler İslâmî inceliklerle alay etmek için ellerinden geleni yaptılar, yine de, Türkleri küstah olarak ilân eden diğer Müslümanlar arasında bile saygınlıkları arttı. İşte bu yüzden bugün Türklerin oldukça kararlı yürüdükleri milliyetçilik yolunda, yarın diğer Müslümanların aynı biçimde yürümesi olası gözüküyor. Araplar ve İranlılar şimdiden gönüllü.

Oldukça uzak olmalarına rağmen “Zealot” çu (*)  Afganlılar bile aynı yolda yürümeye istekli. Gerçekte, milliyetçilik Müslümanların içine düştükleri bir oyun; Müslümanların büyük bir çoğunluğu için milliyetçiliğin kaçınılmaz sonucu, Batı dünyasının proleter kalabalığı içinde erimek olacaktır.

“Panislâmizm”in (**) bu yeni görünüşü, Halifeliği yeniden diriltme atılımlarının başarısızlıkla sonuçlanmasıyla doğdu. XIX. Yüzyılın ilk çeyreğinde, Halifelik unvanını Topkapı Sarayı’nın sandık odasında bulan Sultan II. Abdülhamit, onu kendi kişiliğinde “Panislâma” duyguyu canlandırmak için kullandı.

1922’den sonra, Mustafa Kemal ve arkadaşları yeniden diriltilen bu halifelik kurumunu kendi radikal “Herodian”a (***)  siyasal görüşlerine yakın bularak, önce halifeliği lâik bir kurum durumuna getirdiler ve sonra tamamıyla ortadan kaldırdılar.

Türkiye’deki bu hareket diğer Müslümanları üzdü ve 1926’da Kahire’de tarihsel İslâmî bu kurumu, çağın koşullarına uydurmanın yollarını araştırmak üzere bir konferans düzenlemeye zorladı. Bu konferansın belgelerini incelediğinizde, halifeliğin öldüğüne inanacaksınız. Bunun en büyük nedeni elbette ki “Panislâmizm” in uykuda olması. (1)

Uygarlıklar konusundaki çalışmaları ile tanınan Arnold Toynbee özetle ne demektedir:

-1922’den beri Türkler İslâmî inceliklerle alay etmek için ellerinden geleni yaptılar,

-Türklerin oldukça kararlı yürüdükleri milliyetçilik yolunda, yarın diğer Müslümanların aynı biçimde yürümesi olası gözüküyor. Araplar ve İranlılar şimdiden gönüllü. Afganlılar bile aynı yolda yürümeye istekli.

-Gerçekte, milliyetçilik Müslümanların içine düştükleri bir oyun; Müslümanların büyük bir çoğunluğu için milliyetçiliğin kaçınılmaz sonucu, Batı dünyasının proleter kalabalığı içinde erimek olacaktır.

-1922’den sonra, Mustafa Kemal ve arkadaşları yeniden diriltilen bu halifelik kurumunu kendi radikal “Herodian”a (***)  siyasal görüşlerine yakın bularak, önce halifeliği lâik bir kurum durumuna getirdiler ve sonra tamamıyla ortadan kaldırdılar.

Bu noktada bir açıklama gerekmektedir.

Avrupa Birliği’ne üye –kimi- ülkelerin, Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılmasına “Hayır!” demelerindeki nedenleri arasında:

Amerika’nın, Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesinin istemesinin arka planında, Türkiye’nin  (Amerika’nın) “Truva atı” olarak görülmesi vardır.

 

Devam edecek…

-Kabe, Çankaya ve….

-Kemalizm… Yalnız yaşamak dinini aşılayan ve bütün prensipleri ekonomik temeller üzerine kuran bir dindir.”

Bu “yeni dine” elbette “yeni bir kıble” de lâzımdı.

Onu da Kemalettin Kamu buluyor:

“Ne örümcek, ne yosun

Ne mu’cize, ne füsun.”

Kâbe Arab’ın olsun

Bize Çankaya yeter!”

 

www.canmehmet.com

Resim;

Açıklamalar;

(*) Zealot:Yabancı birisi karşısına son model silahlarla çıkıp üstün taktiklerle savaşa giriştiğinde ve bu karşılaşma durumu kötüye gittiğinde kendi geleneksel savaş taktiklerini titiz şekilde uygulayandır.

(**) Pan-İslamizm: ilk olarak 19. yüzyılda İslam liderleri tarafından ortaya atılmış, Müslüman nüfusun fazla olduğu tüm ülkelerin tek bir çatı altında birleştirilmesi düşüncesidir. Osmanlı Devleti'nin çöküş döneminde Avrupa'nın saldırılarına karşı bir kurtuluş düşüncesi olarak görülmüştür.


(***) Herodian:  Kendisinden hünerli ve daha iyi silahlanmış birisiyle karşılaştığında geleneksel savaş taktiklerini bırakarak düşmanın taktik ve silahlarıyla savaşmayı öğrenen insandır.

Kaynaklar;

(1)  “UYGARLIK YARGILANIYOR”, ARNOLD J. TOYNBEE ,  Îkinci Baskı :2011 ÖRGÜN YAYINEVİ, Sahife:179

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Malum kitaba cevaben Sadi Borak "Armstrong'tan Bozkurt: Mustafa Kemal ve İftiralara Cevap" adında başka bir kitap yazılmıştır,hatta kimi yabancılardan da eleştiri gelmiştir,kendisi 1923 senesinde Türkiye'yi terk etmiştir artık Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile nasıl bir temas sağladı ise kendi söylemlerine göre,Türkleri öven?Tipik İngiliz adımıdır,Gandi,Emanullah Han,Muhammed Ali Cinnah gibi liderlere de aynı saldırılar aynı cümleler ile devam etmiştir zira,dahası Mavi Kitabın yazarı daha önce ki yorumumda da belirttiğim söylemlere sahip olan Toynbee ise gene ayrı bir konu.

Baybars Oğuz 
 01.05.2014 1:28
Cevap :
Değerli Baybars Oğuz, Hepimiz ülkemizin gelişmiş ve tüm halkımızın refah içerisinde yaşamasını isteriz. Peki, bu nasıl sağlanacak? Elbette, Sanayi Devrimi'nde, Sanayii; Bilgi Devrimi'nde, "Bilgi toplumu" olabilirsek. Ancak, Bilgi Toplumu, "Düşünce-ifade hürriyeti" istemesinin yanında; "Tabu-yassak!-O başka! "ama"" bahanelerini kaldıramaz. Ülkemizde ise henüz bir prof. dahi düşüncelerini ifade edememektedir. Bir girmememiz gereken bir Dünya Savaşı'na girdik ve ağır bir yenilgi ile kaybettik. Kazananlar, İmparatorluğu kaldırarak, bizi Anadolu'ya hapsettiler. Bu, 5-8 Ocak 1918'de İng.ve ABD başkanınca açıklandı. (Lütfen, araştırınız.) Lozan Antlaşması, 8 ocak 1918 tarihli "Wilson ilkeleri" paralelindedir. 30 Ekim 1918 Mondros- 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması dönemi hazırlık dönemidir. 31 Mart 1909'da Osmanlı fiili olarak bitmiştir. "İhanet!" vb.ifadeler, "Yeni Devlet"e, geçerlilik kazandırmak içindir. Meraklısı yakın tarihi çok çeşitli kaynaklardan araştırmalıdır. Sağlıcakla kalınız.  04.05.2014 19:13
 

Tarih felsefecisi yada UYGARLIKLAR USTASI?! dediğiniz Toynbee'nin malum mavi kitabın (daha sonra yalan olduğunu ermenileri gaza getirmek için yazdığını itiraf etmiştir) yazarı olmadığını,kendisinin ingiliz propaganda bürosunda çalıştığını bilmesek...Hatta ve hatta Osmanlı'nın Türkler tarafından değil de daha sonra Müslüman olmuş rumlar tarafından kurulduğunu savunur zira Türkler'de böyle bir yetenek?! yoktur.Daha önce yazılarınızda H.Armstrong'dan alıntılar yapmışsınız,kendisi Birinci Dünya Savaşında atalarımız tarafından esir alınmış bir İngiliz subayıdır iki şahsında Türklere bakış açısını tahmin edebiliriz

Baybars Oğuz 
 26.04.2014 17:10
Cevap :
Değerli Baybars Oğuz, Konuya ilginize ve görüşlerinize teşekkür ediyorum. Bilirsiniz, düşüncelerimiz, edindiklerimizin paralelinde oluştuğundan farklı düşünürüz. Ulaştığımız noktada anlaşılan; Resmi tarihimizin gerçeklerle çok fazla bir ilgisinin olmadığıdır. İngiliz istihbarat Subayı Armstrong, Mustafa Kemal Paşa ile tanışmaktadır. M.Kemal Paşa bu kitabı sağlığında okumuş, karşı görüşlerini yazmıştır. Kitap, ilk biyografidir. Bu nedenle araştırmacılar tarafından "kaynak" olarak değerlendirilmektedir. Ve bir konuda, çok sayıda farklı görüşleri okumadan, belgelendirmeden, (ulaşabilirsek) kişinin kendi görüşlerini de katmadan yazmak adetlerimizden değildir. Bu nedenle, yazılarımız, bir çok yerde (kaynak) olarak kullanılmaktadır. Yakında, "Yunanlıları denizde döktük", "M.Kemal Paşa ve Seçim, "İzmir suikasti" vb.konuları da yazacağız. Çoğunun ilk kez yayınlanacağını, ezber bozacağını şimdiden belirtmiş olalım. İlginçtir, eleştirdiğiniz kitap, Türkleri yüceltmektedir. Sağlıcakla kalınız.  27.04.2014 10:27
 

Merhaba Canmehmet bey...Şunları da unutmayın : "Yaradansın, biz sana tapıyoruz"(Aka Gündüz) - "Atatürk Ekber! Atatürk Ekber! / Ancak o var. Atatürk, Peygamber odur.(Behçet Kemal Çağlar)- "Yoktan var ediyor. Tanrı gibi bir şey(Yusuf Ziya Ortaç)...Bir de Koç Grubundan bir ilan; "O olmasaydı biz olmazdık"...Neyse ki, günümüzde böyle Atatürkçüler yok...Bazı fanatikler ve Atatürk bilgisinden yoksun olanların dışında...Selamlar.

cdenizkent 
 22.04.2014 13:09
Cevap :
Değerli cdenizkent, bilirsiniz, rekabetçi olduğunuz devletler kadar ekonomik gücünüz yoksa, "Tam Bağımsızlık" hayaldir. 21'nci asırda gücü belirleyenin: toplumların "bilgi-teknoloji üretme yetenekleri" olduğu bilinir. Bir toplumun bilgi üretebilmesindeki temel etken ise, ülkede "ama"sız, "düşünce/ifade hürriyeti"dir. Bu ülkede bırakınız sanal ortamları, Profesörlerin dahi düşündüklerini ifadeleri suçtur. Düzeni sorgulayanların analarından emdikleri burunlarından getirilmektedir. Bu sansür kafası ile, ABD-Avrupa'nın ucuz işçi cenneti/teşeronu olmaktan dün olduğu gibi yarında kurtulamayız. Ülkesini seven, tüm sansürlere karşı çıkmalı, ülkeyi bağlayan (sis) zincirlerini kırmalıdır. Vatanseverlik ve samimiyet, düşünce ifade hürriyetini desteklemektir. Gelelim Koç'a; meraklısı, Lozan'da Türk Devleti'nin danışmanı, Son Osmanlı Hahambaşı'sı Haim Nahum'u araştırmalıdır. Ve neden Lozan antlaşmasından sonra Mısır'a yerleştiğini.Koç'un, "Biz olmazdık!" sözü boşuna değildir! Sağlıcakla kalınız.  23.04.2014 13:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1038
Toplam yorum
: 2658
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1729
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster