Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
715
 

Molla Hatice-2

Molla Hatice-2
 

Mutfakta bir süre daha kaldı, İstanbul a tekrar gelme kararını nasıl aldığını düşündü, kasabanın en büyük konağı nın alt kat penceresinden bakarken su dolduran iki kadının birbirlerine İstanbul dan Şakir beyin Hatice hanımı istediğini Hatice hanımın Şakir beyin yüzüne bile bakmayacağını konuştuklarını duymuştu, düşündü, bu konuşmaları, içeri girip abisi katip Ahmet efendiye, abi ben çeşme başlarında konuşulacak kadınmıyım. İstanbul a gidiyorum, Şakir beyin teklifini kabul ettim dedikten sonra hızla odadan çıkışını hatırladı. Artık İstanbul daydı ikinci kez. Biliyordu dönemezdi artık abisinin yanına ve konağa.

İçeri geçti, Şakir bey çocukların çoraplarını çekmiş, kılık kıyafetlerini biraz toparlamış, divanın örtüsünü düzeltmiş, İlhan ve Yükselide üstüne yanyana oturtarak onu bekliyordu. Şakir bey Hatice hanımın gözlerine bakmaktan kaçınarak yerinden kalktı kare şeklinde beyaz bir gelincik sigarası kutusunu açtı sigarasını çıkarttı, cebinden kibrit kutusunu buldu usulca salladı içinde bulunan ve birkaç tane kibritin çıkardığı sesi dinledi, bir kibrit çıkardı, yavaşca sürdü kutunun yanına, çıkan ses odayı doldurdu ve arkasından alev yüzünü aydınlattı. sigarasını yaktı, tek seferde bitirmek istercesine derin bir nefes çekti, yanakları içine gömülmüştü, dumanı dışarı bıraktığında yüzü birkaç saniyeliğine görünmez oldu. kısık bir sesle odaya giren Hatice hanıma.

"Emine hanım geçen yaz vefat etti, zaten hastaydı, ince hastalıktı iyileşmedi" hatice hanım duraksamadan sordu

"Neden ben"

Şakir bey soruyu anlamış ama hangi ruh haliyle sorulduğunu bulmaya çalışıyordu, bir hesap sormamı, bir beğenimiydi. Devam etti.

"Kabul edeceğini ummamıştım"

"Ummadığımız ve bilmediğimiz çok şey var, abimin beni çok sevmesinin bedeli demek hala bitmemiş"

"Benle ilgili bilmediğin en önemli iki şeyi gördün"diyerek divanda oturan çocuklarına baktı.

"Sana söylendiğini sanıyordum"

"Abim, kasabadaki hastaların şehire götürülüp götürülmeyeceği ona sorulan abim, her evlenenin önce kendine sorulduğu abim, kasabada her doğanın kulağına seslenen, her ölenin üzerine son suyu döken abim. Neden beni bu kadar çok sevdin beni abi" dedi.

Ayağa kalktı, Yükselin burnunun aktığını, her nefes alıp verdiğinde burnundaki minik damlanın içeri girip çıktığını farketmişti, hırkasının cebinden kenarları işlemeli bembeyaz bir mendil çıkarttı, incitmemeye özen göstererek sildi, dikkatlice katladı yerine koydu. İsterse hemen çıkıp gidebilirdi girdiği büyük kanatlı kocaman demir kilitli kapıdan. Daha öncede yapmıştı, çok sevdiği severek evlendiği Ömer efendiyi arkasına bir kez bile bakmadan çıkıp gitmişti Fatih teki muhteşem konağından. Molla hatice kendi hayatını tanrısıydı, sadece abisini yaratmamıştı, onu dışında herşey ve herkes kendi yarattığı kadar gerçekti onun için.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 480
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

7 ayda tamamlanan embrio gelişimi, 2 burcu olan ama ikisinde de inanmayan, tramvay delisi, acelem..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster