Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1480
 

Mucize'nin adı: Atatürk!

Mucize'nin adı: Atatürk!
 

ATA'M...!


İnsanoğlu var olduğundan bu yana hep kendini anlama, algılama, yeni eylem ve ideler geliştirmekte bunda da son derece başarılı olmakta...

Tarihi perdenin aralanması birçok veriyi gözlerimiz önüne sermiş, bilinmeyen
birçok bilgi, denizin altından süzülüp de gelmiş bir taş gibi parıldamakta...

En kıymetli hislerin bile bir zaman sonra yok olduğunu anlayan insan, çağlar boyu duygularını eylemleştirmeyi, o duyguları yaşamayı bilmiş, birçok gizemin bam telini tıngırdatmıştır...

Tarihten bu yana savrulur durur Anadolu'dan Mezopotamya'ya kadar birçok serüven...

Krallıkların papalığa değin uzandığı, derebeyliklerin, sonsuz bir yaşam gibi değerlendirilecek padişahlık yönetiminin ve nihayetinde demokrasi girişimlerinin bir seyir içinde kronolojisini yapan tarih, her çağ ve devirde farklı güçlere, farklı inançlara ve farklı görüşlere konuk olmuştur bu diyarlarda...

Arazi henüz şekillenmeye başlamadan evvel insanın ruhi sorunları, gizemleri, efsaneleri göçebe kültürü yaşayan Türklerde dahi görülmüş; Bozkurt'tan Ergenekon'a kadar birçok efsanevi olaylar yayılıp durmuştur bu diyarlarda...

Fakat öyle bir efsane vardır ki; bırakın Türk diyarlarını, yedi cihana kök salmış
bir deprem gibi sarsmıştır kâinatı...

Öyle bir efsane ki her şeyi diyebilir, her şeyi yakıştırabilirsiniz ona:

Tarihi yalnızca gözleriyle değiştirmeye bile yeten bir kabiliyet, "olağanüstü" denilebilecek bir asaletin sahibi örneğin...

Ya da diyecek sözünüzün bittiği yerde, imdadınıza koşacak küçük bir kelime muhtaçlığınıza inat her konuda söz sahibi olmuş bir gizem...

Yaratılan her şey mükemmel olmazken, onda mükemmelliğe şahit olacak bir zekâ, ona her olayı kılıfına giydiren bir terzi, ince ince dokuyan bir kuyumcu, kısacası bütün meziyetlerin beşiği diyebilir, okurken onu ağzınızın açıklığına engel olamayabilirsiniz...

Efsaneler de böyle değil midir?

Kısa bir şok etkisi yaratıp şaşırtmaz mı bizleri?

Dilden dile asırlarca dolaşmaz mı, namını salmaz mı cümle âleme, bütün kâinata...

Mucizenin diğer adı, geceye çöken apaydınlık bir güneştir...

Mucize son nefesini verirken susuzluktan, Kerbela’ya dönmüş âlemi okyanusa çevirmektir...

Mucize ALLAH’IN getirisi, bahşettiği bir güzellik değil sadece, aynı zamanda bunu kullanacak aklı yüreğine ekmektir...

İşte onun adı: MUSTAFA KEMAL!

Soyadı: ATATÜRK...

Bıkmadan, usanmadan ezberlediğim önderim!

Daima yanı başımda tuttuğum, okuduğum Nutuk sahibi...

Herkese inceden bir mesaj yollayan dizelerin kalemi...

Peki, hiç düşündünüz mü neden o?

MUSTAFA KEMAL tüm dünyanın saygıyla bahsettiği bir sıfat...

Onu bu kadar büyük yapan nedir:

Gücü mü, kudreti mi yoksa inançları mı?

Türk tarihine mucize gibi çökmüş bir isim...

Olmayacak katiyette her şeyi "olur" yapan dehası mı?

Bir başka dünya ATATÜRK... Çoğu insanın zekâsının onu anlamaya yetmediği
olağanüstü bir varlık...

Ben de anlayamıyorum; nasıl bu kadar güzel bir insan olunur, nasıl bir zekâdır bu!

Biliyorum ne yazsak nafile...

Onu anlamak sözde kalmasın diye, onun mucizelerini her yaşta anlamaya çalışacak olan ben...

Çok değerli bir insanın benimle paylaştığı Ata’mın mucizevî yönünü ele alan bir mailini sizlerle paylaşmak, özellikle de altını çizmek istiyorum... Mucize nasıl olunurmuş hep birlikte okuyup görelim...

Söz mailde:

ATATÜRK VE 19 SAYISI

*1881'de 19. yüzyılın bitimine 19 yıl kala doğmuştur.

*Atatürk, Selanik'te doğdu. ( Selanik sözcüğünün "ebced" hesabıyla değeri 171'dir. 9 x 19 = 171 )

1881, Rumi takvime göre 1297'dir. ( 1 + 2 + 9 + 7 = 19 )

*Atatürk'ün nüfus cüzdanı numarası : 993814 ( 19 x 52306 = 993814 )

*Atatürk, Harp Okulu'nu 20'nci olarak bitirdi. Subaylardan birisi yabancı olduğu için mezun olan 19 subaydan biri oldu.

*Atatürk, 19 Nisan 1909'da Hareket Ordusu ile İstanbul'a girdi

*Atatürk, 19 Aralık 1915'te albay oldu.

*Atatürk, 19 Mart 1916'da tuğgeneral oldu.

*Atatürk, Çanakkale Savaşı'nda 57'nci Alay'ın konutanlığını üstlendi. ( 3 x 19 = 57 )

*1900'de 19 yaşında Harbiye' ye girmiştir.

*19 Aralık 1904' de bağımsız düşüncelerinden ötürü yıldız sarayına çağrıldı.

*Harp akademisinden aldığı sicil 317-8 dir. 3+1+7+8=19

*Atatürk, Samsun'a çıktığında 38 yaşındaydı. ( 19 x 2 = 38 )

*Atatürk, Samsun'da 19 gün kaldı.

*Atatürk, 4 Temmuz 1919'da Erzurum'a gitti. 19 gün sonra 23 Temmuz'da Erzurum Kongresi'ni topladı.

*Atatürk, İstanbul'a toplam 19 kez geldi.

*Atatürk'ün Latife Hanım ile olan evliliği 912 gün sürdü. ( 19 x 48 = 912 )

*TBMM'nin ilk kütüğündeki sıra numarası 19'dur.

*Çanakkale Savaşının zaferle sonuçlanmasında 19' uncu fırka'yı (tümen) kurmuş ve ona komuta etmiştir.

*19 mayıs 1915' de albay oldu.

*19 Mayıs' ta Samsun' a çıkacak olan Atatürk' ün bindiği vapurda 19 yolcu vardı.
(19 Mayıs 1963 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya'nın 19 Mayıs ve ötesi adlı makalesinden.)

*19 yıl Türk Milleti'nin hakimiyetine bilfiil hakim olmuş, Türk Milletine Baş Komutan ve Devlet başkanı olarak hizmet etmiştir. (1919-1938)

*Milli Mücadele' ye fiili olarak başlaması için komutanlara yaptığı konuşma ve
Meclis'te Milli davanın gerçekleşmesi yolunda güdülecek siyasetin karara bağlanma tarihi de 19 Kasım 1919 'dur.

*Hitabet sanatının birr şaheseri olan Büyük Nutuk' un sonundaki Türk Gençliği'ne Hitabesi de başlangıç cümlesiyle beraber 19 cümledir.

*Büyük devlet adamı ve eşsiz kahramanın adı ve soyadı "MUSTAFA KEMAL ATATÜRK" 19 harftir.

*NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ". Bu şaheser cümle 19 harftir.

*"İSTİKLAL GÖKLERDEDİR" Ne rastlantıdır ki, Atatürk' ün bu sözleri de 19 harftir.

*10 Kasım 1938 (19x2x19) (10 Kasım günü saat 9 da 10+9=19) 3x19 =57 yaşında ölümlü yaşama gözlerini kapamıştır.

*Cenazesi büyük birr merasimle 19 Kasım 1938 günü Yavuz zırhlısı ile İzmit' e götürülmüştür.

*Doğum ve ölüm yılları (1881 ve 1938), 19 sayısının katlarıdır.

*Atatürk'ün cenaze töreninde Chopin'in 19 notalı 19'uncu Marşı çalındı.

*Atatürk'e verilen madalyaların toplamı 19'dur.

*Atatürk, 19.000 TL nakit miras bıraktı.

*Atatürk'ün, İstanbul Akaretler Yokuşu'nda oturduğu evinin numarası 76 idi.
( 19 x 4 = 76 )

Hala onu din düşmanı olarak gören beyinler varsa etrafta, ALLAH’ın bu güzellikleri bahşettiği bir başka insan var mı yakın çağında...? Bir okuyup da görsün! Üstelik eti de kemiği de belli...! Daha ne denilebilir ki...

Sözün bittiği yerdeyim...

Kemosmalist
2008-Aralık 11/Perş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

herşey'i açık ve net olarak yazmişsin. BENDE SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİMM... Yüreğine sağlık ablacim.......

Seren ÇARDAKKAYA 
 05.01.2009 23:13
Cevap :
Teşekkürler canım!  05.01.2009 23:47
 

Mustafa Kemal yönettiği savaşlarda cephenin ateş altında sık sık dururdu. Siperleri dolaşarak hatta bazen öne çıkarak askerlerin moralini yükseltmeye çalışır, tüm gelişmeleri yakından takip ederdi. Atatürk'ü karalayan bir yazar olarak bir hayli eleştirilen ve bir zamanlar kitabı Türkiye'de yasaklanan H.C. Armstrong bile “Bozkurt” adlı kitabında Mustafa Kemal'in mucizevi bir şekilde vurulamadığından bahseder: ''Bir keresinde yeni kazılmış bir siperin dışında duruyordu. Avcılarımızın yoğun ateşi altındaydı. Bir İngiliz Bataryası da o sipere ateş açtı. Toplar menzili ve hedefi buldukça şarapneller gitgide daha yakınlarına düşmeye başladı. Vurulması matematiksel olarak kesindi. Kurmayları sipere girmesi için yalvarmaya başladılar. Dürbünle görüyorduk. Fakat o sigara yakıp gayet sakin bir şekilde sigara içmeye başladı. Ne yakınında patlayan şarapneller, ne de yoğun avcı ateşi Mustafa Kemal'e bir şey olmuyordu. Çünkü O'nu vuramıyorduk.''Bir mucizeydi Atatürk ! Selâm ve sevgilerle

Mesut Selek 
 18.12.2008 16:05
Cevap :
Diyecek ne var ki başka siz o kadar güzel anlatmışsınız kii... Tamamladı blogumu,tesekkürler! Sevgiyle hocam!  18.12.2008 16:32
 

Canımcım nasılsın. Kusura bakma uzun zamandır bloglara akamaz oldum. Tarih hakkında çok özel ve güzel şeylerden bahsettin. Atatürk hakkında örümcekli fikirlere sahip olanlar bu yazını okusunlar bence. Atatürk'ü Türk olan anlar sadece. Türk bozuntuları, çarşafa saklanmış kas kafalı cahil insanlar, cübbeli,sarıklı modunda yaşayan geri kafalılar anlayamazlar. Gerçi bu aralar Ata'nın partisi diye adlandırılan bir partinin lideri de bu kişilere sahte destek vermekte ama olsun bakalım....

Sokrates 
 16.12.2008 8:02
Cevap :
Teşekkürler Gökhancım... Fikirlerini böylesine yürekten,açıkca dile getirmen sevindirici senin adına... Sevgiyle çoğal! Ayrıca "bir demet begonya" cümlesi çok güzel geldii bana.Günün morali diyebilirim.Teşekkürler!  16.12.2008 11:32
 

Var ol Aziz arkadaş! Kendini anlatışın da olaylara bakışında gerçekten dengeli. Aklınla bin yaşa... Atatürk için kendini çok zorlama! Sultan Vahdettin bile O'na dil uzatmamıştır. Ona göre tek kusuru vardır: Berlin'e kadar Enver Paşa'yı çekiştirmek! Başka suçu süduru yok! Murat Bardakçı'nın Şahbaba adlı eseri ortada; isteyen bakar... Arkadaşları ve askerleri ile birlikte düşmanları bu cennet vatandan kovan Atatürkümüz nur içinde yatsın! ALLAH uzun ömürler versin sana!

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 15.12.2008 3:44
Cevap :
Ona dil uzatanlar öyledir ki nihayetinde karşılıgını alacaktır... Efendim ALLAH sizin gibi vatanını,milletini ve bayrağını seven nice insanıza uzun uzun ömür versin... Güzel sözleriniz için teşekkür ediyorum... Sevgi ve Selamlar benden!  15.12.2008 14:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 658
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1182
Kayıt tarihi
: 31.07.08
 
 

Yasamanın ve varolmanın en güzel kanıtı olan ALLAH'ın yeryüzündeki en güzel yansımasıyım... İdeal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster