Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
874
 

Müdahaleler,Tutulmuş Akıl ve Doğanın İntikamı!

Müdahaleler,Tutulmuş Akıl ve Doğanın İntikamı!
 

Özlem: Yağmacı akıldan güneşin çocuklarına... Artık ne kadar sağlam kalmışlarsa...


Küresel iktisadi kriz, patlak verdiği 2007 yazından bu yana boyut değiştirerek derinleşiyor. Bir yanda Libya’ya yöneltilen müdahale, diğer yanda doğanın acımasız yasaları karşısında Japonya’da yaşanan çevre felaketi... Pazartesi günkü yazısında sevgili Ergin Yıldızoğlu’nun vurgusuyla, “Son günlerde dünya iki ucundan birden yanan bir muma benziyor...”.

Sermaye huzursuzdur; devamlı ilerlemek, devinmek, yeni pazarlar ele geçirmek, birikmek; kâr peşinde koşmak ve yaygınlaşmak zorundadır. Ancak bu sürecin temelinde kapitalist (anamalcı) piyasanın anarşik yapısı yatmaktadır. Kapitalist birikim süreci derinleştikçe kâr oranlarında kaçınılmaz bir gerileme yaşanır; teknolojiler eskir, kapitalist sistemin yürütücü kurumları köhneleşir. Bir yanda da mülksüzleştirilen, ücretleri devamlı bastırılan emekçilerin alım gücünde gerilemeler yaşanır. Aşırı üretim / eksik talep koşulları ağırlaşır.Krize neden olan bu üretim fazlasının bir şekilde “yakılması” gerekir. Dolayısıyla, iktisadi yatırıma dönüştürülemeyen, satın alınamayan mal fazlasının savaş konjonktürü içinde yakılması gündeme gelir. Çünkü bu sayede sermayenin yeni teknolojilere kavuşturulması, askeri silah teknolojisinden yeni üretim tekniklerine ulaşılması, atıl sermayenin, köhnemiş kurumların, modası geçmiş üretim tekniklerinin yakılıp, yerine modern teknolojilerin, modern kurumların, modern toplumların inşası sağlanabilir.

İşte bu akıl,

Daha önce Vietnam'da, Kamboçya'da, Cezayir'de, Mozambik'de, Angola, Kongo, Grenada, Dominik Cumhuriyeti'nde ve daha birçok yerde, yakın zamanlarda Afganistan'da, Irak'da, Gazze'de, en son olarak da Kuzey Afrika kıyılarında oluk oluk kan içen vahşi akıl.

Öznel (subjektif), mekanik, araçsal, pragmatik ve soğukkanlı akıl.

Modernliğin yitik mirasını parlatıp parlatıp tank namlularına durmaksızın süren akıl... Plazma, LCD ya da LED ekranlarda, olup bitenleri seyreden bizlere sinsice, nevrotik, duyarsız ve otoriter kişilikler sunan, kâh 7,65, kâh 105 milimetre çapında namluların kustuğu akıl...

Doğayı amansızca kuşatırken "küçük adamlar / kadınlar" olarak gördüğü bizleri yeni yeni tanrılara tapınmaya, mitolojilere ve masallara sorgusuzca kanmaya, ama yanıbaşındakileri ötelemeye iten akıl...

Her şeyi, önce biriktirip yığmaya, sonrası da tükettirip yakıp yıkmaya dünden hazır eden tutulmuş akıl!

Bu hazır oluş halindeki insanları, demokrasiyle totaliterlik, eşitlikle eşitsizlik, özgürlükle esaret, varsıllıkla yoksulluk arasında hep muâllakta bırakan bulanık ve tutulmuş akıl...

Modernite, post-modernite sarkacının merkez ekseninde salınan ayraç, kentsoylu, anamalcı gelişmeyle güçlenen, öznel, nesnel ayrımında öznelin yanında yer alan araçsal akıl.

Algıyı doğadan soyutlayan, birey zihnini mekân kılan, her ama her şeyi salt çıkar ve yararlılık işlevine indirgeyen, engin bir derinliği bu amaçla dizginleyen mekanik akıl.

Pervasızca kâr amacına saplanmış, güçlünün söylemini her daim doğruluğa yücelten, böylece her eylemine meşruluk veren batılı, beyaz, kentsoylu, eski ve yeni ahitçi ve erkek akıl!

'Doğu'yu sürekli kemirerek etkisizleştiren, 'Doğu'dan ve 'Güney'den de gelse tüm doğruları bencilce sahiplenen, üstüne üstlük tüm bunları küresel fayda ve iyilikle özdeşleştiren, asıl ürkütücü yanı da 'olağan akıl' diye öğretilip dayatılması olan, ikiyüzlü akıl.

Sürekli bir yenisi icat edilen ikâme hazların renkli merdivenleriyle, iktisat ilminin temel amentüsü 'Kıt kaynaklarla-sınırsız ihtiyaçlar' söylemiyle bazen de usul usul, sinsi sinsi, ve arsızca yükselen akıl!

Geriye kalansa... Kendisine dayatılan -ya da yarattığı- modern putlara ne pahasına olursa olsun tapınan, sonrası da, kriziyle, savaşıyla ve sayısız hayâl kırıklığıyla yıkıldığında sıkça da enkaz altında kalan onca insan!

Bu bir tür "tutulma"(*)

Değil de ne? Erk sahibi, yöneten, yönlendiren kesimler açısından 'akıl tutulması', yönetilen, edilgin ve çoğunluktaki kesim açısından, bilinçli ya da bilinçsiz, bir amaç doğrultusunda kullanılmak üzere 'kiraya verilmiş' ya da 'satılarak devredilmiş akıl' gibi sanki...

Bu yazdıklarımız sakın Libya'nın başına 40 yıldır çöreklenmiş olan, dünün devrimcisi, günümüzün despotu Kaddafi'yi korumak olarak anlaşılmasın. Onu iktidardan uzaklaştırmanın -ya da güçten düşürmenin- herhalde çok iyi bilinen başka yolları da vardır! Fakat temel amaç Libya petrollerini kontrol altında tutmak, enerji güvenliğini pekiştirmek olunca sapla saman karıştırılmaktadır.

Bilmem söz konusu kavram 20 Mart 2003’te başlayan Irak’ın işgalini, bundan iki yıl önceki Afganistan müdahalesini ve geçen hafta sonu başlatılan Libya’ya saldırıların anlamını, dünyada sık sık olan ama Japonya'da ki son nükleer formatıyla daha da ürkütücü hale gelen doğanın intikamını kucaklar mı?

İ.Ersin Kabaoğlu,

23 Mart 2011, Ankara

Blognot:

(*) Bu konudaki şiirim için bkz.: http://blog.milliyet.com.tr/Tutulmus_akil/Blog/?BlogNo=156458

zeki etferat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doyumsuzluğu tavan yapmış sömürge zihniyetlerin elinde zavallı insanlar ya da kurbanlar! Akıl? Umarsızca tüketmek midir acaba? Ya da tüm bu senaryolar uygulanırken hiç bir şey yapmadan sıranın bana geleceği günü sabırsızlıkla beklemek midir aptallık!? Kocaman soruların süslediği kocaman endişelerim çocuklarımız için! Ve bir gün bana hesap sormaları korkum! Duyarlı yüreğinize sağlık,saygılarımla, yolu sevgiden geçenler yoldaşımız olsun!

Dilek Yaka 
 29.03.2011 14:03
Cevap :
Evet, bizler için artık biraz geç ama yerinde ve anlamlı tanımlamanızla;" çocuklarım(ız) için kocaman soruların süslediği kocaman endişeler(imiz)" bunlar değerli Dilek hanım. Yarınlar adına da maalesef geçerli olan... Yazımı daha bir anlamlandırıp taçlandıran değerli yorumunuz için içtenlikli teşekkürler, sevgiler ve dost selamlar size...  29.03.2011 17:39
 

Altının ve doların o gizemli ve kirli gücü, islamı da kapitalistleştirdi ya, bu örnek gücün, öyküsel cambazı da Türkiye!...Şimdiden, batının Kuzey Afrika ve ortadoğuya işeret edip, baktırdığı!... Nükleer lobisiyle, petrol lobisinin süregelen,Hacivat-Karagöz kavgaları sürerken, beslendikleri o kapitalist üretim zihniyeti de doğayı ve insanı tahrip etmeyi sürdürüyor!.. Ve sen uygarlığın ve insanlığın geleceği adına, nükleere karşı çıkınca bu defa , petrol lobisininin adamı olduruluyorsun!...Çamur atılıp kirletiliyorsun.. Gönül ister ki, güneş ve rüzgar ülkesinin çocukları, uygarlıkların beşiği bu ülkede, hiç olmazsa temiz bir enerjiyi misyonlarına eklesinler!... Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 27.03.2011 14:59
Cevap :
Sevgili Etrefat, konu ile ilgili etkileyici ve çarpıcı vurguları içeren yorumunuz tam da benim vurgulamak istediğim noktaları güncelin sahnesinde(n) kavrayan bir kıvamda! Bilesiniz. İşin garibi tüm bu olan-bitenler 'reel politik' adıyla normal, olağan karşılanmakta! Bu durumda Adorno'nun " Modern dünyanın insanı asıl irkiten yönü, korkunçluğu değil, olağanlığıdır" sözü de zihinlerde daha bir şiddetle çalkalanmakta... Bu değerli katkı ve desteğiniz için yürek dolusu teşekkür, saygı, sevgi ve dostça selamlar...  28.03.2011 11:21
 

Ersin bey çok güzel bir analiz yapmışsınız.Dediğiniz gibi müdahaleler haklı olamaz.

Kerim Korkut 
 27.03.2011 10:22
Cevap :
13 Mart tarihli bloğunuzda haklı bir serzenişle 'Eyvah Anadolum Vah Anadolum' başlığını kullanmışsınız değerli Kerim Bey. Son dönemlerde de 'Eyvah Kuzey Afrikam Vah Afrikam' serzenişi noktasındayız. Ben de bu bloğumla insanlığın ortak gücü ve bilinci hepimizi 'Eyvah Dünyam Vah Dünyam' hayıflanmasından korusun diye cari aklın sorgulamasına giriştim. Nezdinde 'haklı' görülmek hoş bir duygu. İçten teşekkürler ve dost selamlarımla...  28.03.2011 11:30
 

Olsun ki cebinde para taşımaya gerek dahi olmayanların,ellerini yüzlerini 40 defa yıkasalarda kirlilikleri üzerlerine zamkla yapışmış hiç utanmadan!hiç sıkılmadan dişlerinin arasında masum insanların kanı varken insan haklarından söz edenlerin suratına ayna tutsun kaleminiz.Kaleminiz daim olsun olsun ki;Dünyanın altınıda üstünüde öbür dünyaya gerek bırakmadan cehenneme çeviren tüm dünyanın masum halklarının elinden yaşama hakkını alan canavarlara tokat olsun kaleminiz.Harcamış olduğunuz emeğe saygılar.Düş ve Düşüncelerinize saygılar,sevgilerimle...

GÜNEŞİNSULARI 
 25.03.2011 13:18
Cevap :
Sizinki gibi derin, bilge ve yeri geldiğinde ak sayfalara dize dize akan duyarlı bir akıl, bu değinmelerim karşısında 'kaleminiz daim olsun, ayna olsun, tokat olsun..." diyorsa eğer, bu benim maharetimden çok, o irrasyonel aklın yaydığı dehşet ve vahşetin boyutundan olsa gerek sevgideğer 'Güneşin Suları'.Yorumunuzla yeniden onur, şevk ve güç verdiniz. İçten teşekkürler, sevgi, saygı ve dost selamlarımla...  28.03.2011 11:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 350
Toplam yorum
: 3308
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2368
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster