Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
846
 

Muhalefet yapmak üstüne

Muhalefet yapmak üstüne
 

Muhalefet nasıl yapılırsa yararlı olur?.. 

Bizce iki türlü: 

1.- İktidarın hata, zaaf ya yanlışları üzerinden ve bu olumsuzlukları açığa çıkartıp, bunlara dayanarak… 

2.- Kendi programınızı gerçekçi bir biçimde tespit edip, bunları halka anlatıp, inandırarak… 

Halkı, iktidardan daha iyi olduğunuza inandırmak için onları yerin dibine batırmanız gerekmez. 

Ve hatta daha da kötü sonuç getirir… 

Önemli olan, iyi taraflarınızı ortaya koyarak, halk nazarında iktidardan daha iyi şeyler yapabileceğiniz konusunda bir güven yaratmaktır. 

Kişileri hedef alan, onları karalayan bir strateji sizi hiçbir yere götürmez; götüremez… 

Böyle bir strateji sizin de, eleştirdiğiniz kişilerle aynı düzeyde ve aynı düzlemde olduğunuz sonucunu ortaya çıkarır. 

Karşı tarafın açıkları ve yanlışları sizin artı puanlarınız değildir. 

Bunlar, sadece eleştirdiğiniz kişilerin eksileridir. 

Oysa halk sizi, artılarınıza inanırsa seçer. 

İktidardakilerin eksileri nedeniyle, onların değil de, sizin tercih edileceğinizi ummak, eski deyimle “ehveni şer” olmayı peşinen kabul etmek anlamına gelir. 

Ehveni şer… Yani kötünün iyisi!.. 

Yani gerçekte iyi değil; kötü yanında sanal olarak iyi gibi görünen bir unsur… 

Eğer siz daha başlangıçta bu seçenekle yola çıkarsanız; yani ehveni şer olmayı seçerseniz, bu tutum sizin gerçekte “iyi” olmadığınızı itirafınızdan başka bir şey değildir. 

Bırakın Recep beyin, Devlet beyin ya da diğer feşmekân beyin kötülükleri, zaafları ya da eksiklikleri ile uğraşmayı… 

Siz kendinizse bakın. 

Onları yere çalmakla ulaşılacak bir menzil yoktur. 

Gazi Mustafa Kemal, Padişah’a muhalefet ederek bu ülkeyi kurtarmadı… 

Bu ülkenin temel sorunlarına çare üreterek, bunlar için mücadele vererek Atatürk oldu!.. 

Ne yaptı? 

Öncelikle asıl hedefi tespit etti. 

Bu hedef neydi? 

Emperyalizme karşı topyekûn bir mücadele vermek ve vatını kurtarmak. 

Topyekûn bir mücadele nasıl verilebilirdi? 

Tüm halkı örgütleyerek, birleştirerek… 

Onun muhatabı [ya da rakibi] ülkeyi yabancılara teslim eden Vahdettin değildi. 

Onun hedefi Vahdettin’in arkasındaki emperyalist güçlerdi. 

Bu güçlerle ortaklık kuranlar da hedefteydi. Ancak, onların hedefte olması esas hedefi gölgelemiyordu… İkinci plana atmıyordu. Stratejinin birincil meselesi haline getirmiyordu… 

Muhalefet bir karalama sanatı değil… Daha iyi hizmet verme konusundaki “demokratik” bir yarıştır. 

Çünkü karalama, karalayan kişileri de ister istemez pisleten iki ucu “kirli” bir değnektir. 

Ve bu değneği kullanarak iktidara gelenlerin, yol boyunca terkilerinde biriktirdikleri atık maddeler, onları öncekilerden daha “temiz” kılmaz… 

Bu gerçeklerin tartışılmadığı bir ortamdan da halka umut veren yeni iktidar doğamaz... 

www.soruyusormak.com 

www.dnm-ler.com 

www.kitlecizgisi.com 

 

Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atatürk örneği belki fazla kendine özgü bir durum ama, genel olarak söylediklerinizin tümüne katılıyorum. Normal şartlarda "iyi"nin kötüyü kovması lazım. Ama bunun için önce iyinin ortaya çıkması gerekiyor. "İyi"yi meydana getirmeden kötüyü ne kadar anlatsak o yerinden kıpırdamaz. Ne olur siyasetçilerimiz de şu gerçeği artık anlasalar. Selâm ve saygılarımla....

Ahmet YILMAZ 
 13.01.2011 15:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 475
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster