Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
138
 

Mükâfat ve mücâzat; ya da; alışıldık söylenişiyle, ödül ve ceza

Mükâfat ve mücâzat; ya da; alışıldık söylenişiyle, ödül ve ceza
 

Çalışanın, adil ve ehliyetli 1 liyakat esasına,ve,doğru yorumlanmış 1 mükâfat ve mücâzat anlayışına göre istihdam edilmezse,olacağı budur!


Mükâfat ve mücâzat, osmanlı türkçesinde 'ödül ve ceza' karşılığında kullanılan kavramlardır.
Bu terimler,  dinde sevap ve günah bağlamındaki amellerin karşılığıdır.
 
Gündelik yaşamda ise; içinde yaşadığımız sosyal düzenin normlarının - kanunlarının - örfünün iyilik ve kötülük bağlamında değerlendirdiği faaliyetlerimize; olumlu ve olumsuz olarak tavsif ettiği davranışlarımıza; pozitif - yapıcı eylem ve suç şeklinde algıladığı - algılattığı fiil ve edimlerimize cevaben, bize tatbik edilmesini önerdiği - istediği - dayattığı karşılıklar, müeyyideler ve toplumsal kodlardır.
 
Metnin 'doğal akışı'nın vadettiği devam yolundan, ve, onun 'fıtrat'ına (mahiyetine, genetiğine, kumaşına, kimyasına) ait olan ('ait olan' yerine 'müteallik olan' yazacaktım ki, bir kısım okurun metne
 
 
yabancılaşabileceğini düşünerek, vazgeçtim bu tercihten!) kodlarının üzerinden ilerlemeden önce; zaruri bir adım atacağım. O zaruri adım; metnin ruhuna nüfûz eden okurun rahatlıkla tahmin edebileceği üzere, kürre-i arz'da, okuması yazması olan herhangi birine 'suç ve ceza nedir?' diye sorduğunuzda, yüksek olasılıkla, alacağınız cevaba; yani, Dostoyevski'nin immortal şaheserine, 'Suç ve Ceza'ya bir ihtiram selâmı vermektir.
 
'Verili aktüel uğrakta, mükâfat ve mücâzat, insanlığın boğuşmak zorunda kaldığı en çetin belâya, en azılı leviathan'a tahvil olmuştur' diyorum ve bunun gerekçelerini de, muhtasaren olmak kaydıyla, aşağıda paylaşıyorum.
 
Kapitalizmin emperyalizm şeklinde örgütlenmeye başladığı 19. asrın son çeyreğinden itibaren öne çıkan 'verimlilik' putu, 'üretkenlik' tanrısı; mükâfat ve mücâzat' uygulamasını toplumsal örgütlenmenin ve kapitalist hiyerarşinin asal eksenine yerleştirmiştir.
 
 
2. Dünya Savaşı'ndan sonra, günümüze kadar yaşanılan 'post-modernist' süreçte ise, ödül ve ceza mekanizmaları, kâdim ve pre-modern dönemlerdeki olumlu - yapıcı - holistik - varoluşla barışık içeriğini bütünüyle kaybetmiştir.
 
Yukarıda zikredilen olumlu mahiyet ve vasıflarını, neredeyse, büyük ölçüde yitiren mükâfat ve mücâzat; bu dikotomik birliktelik, bu diyalektik düalizm; son 60 yılda, giderek artan bir sür'atle olmak kaydıyla, hayatımızın en ücra organellerine, en periferik hücrelerine, en ince kılcallarına değin nüfûz etmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak da o; beşeri - içtimai - siyasi - ideolojik - fikri süreç ve fenomenlerin hem muharrik unsuru, hem kor çekirdeği, hem manası, hem amacı, ve, hem de örtük mukaddesi ve muazzezi olarak algılanılmaya başlanmıştır ne yazık ki!
 
'Verili aktüel uğrakta, mükâfat ve mücâzat, insanlığın boğuşmak zorunda kaldığı en çetin belâya, en azılı leviathan'a tahvil olmuştur!' diyorsam, işte bundandır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 297
Toplam yorum
: 148
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1591
Kayıt tarihi
: 29.08.11
 
 

1958 Fatih / İstanbul doğumlu. Etiler Lisesi ve İTÜ Maden Fakültesi Petrol Mühendisliği Bölümü me..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster