Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
969
 

Mum yansın!

Mum yansın!
 

“Sen de Alevi misin yoksa enişte?”

Bu olayı unutmuyorum.

Babam ertesi gün Varto’ya gidecekti. Varto’da deprem olmuştu. Babamın çalıştığı fabrika orada deprem konutları yapacaktı.

Akşamüzeri halamla kocası bize geldiler. Gece yarılarına kadar sohbet ettiler. Sabah babam fabrikaya gitti, oradan da Varto’ya yollandı.

Bir hafta bizde kaldılar. Kaldıkları bu süre zarfında annem mutfağa girmedi. Enişte aşçıymış.

“Gelin hanım, sen mutfağa girmiyorsun biz buradayken. Yemeklerinizi ben hazırlayacağım!”

Beni denize götürürdü öğleden sonra.

Radyoda Ali Ekber Çiçek türküye başladığında pek keyiflenmişti! Annem anladı durumu!

“Sen de Alevi misin yoksa enişte?”

Eniştenin bakışları hâlâ gözümün önünde!

“Ne oldu kız? Hoşuna gitmedi galiba?”

Annem lafı dolandırmaya başlamıştı!

“Yok da, ne bileyim işte! Doğru mu diyor abla?”

Halam da başını sallamıştı.

Annemin hali enişteyi keyiflendirmişti.

“Cemile Cevher’i de vermeseydiniz Ali Ekber Çiçek’e, bunlar olmazdı. Bir laz kızı da biz alalım dedik, ne var bunda?”

Babam olayı önceden biliyordu tabi!

Babam ,Varto’da çok güzel günler geçirmiş. Fotoğraf albümümüzde orada çektirdiği fotoğrafları var. İlk ve son sakallı fotoğrafları bunlar.

“Adaaan gurban Hüseyin!”

Varto olunca ve de ismin Hüseyin olunca sevilmez mi insan?

Irakta da böyleydi!

Kontrolümüz Adile, dayı derdi babama!

“Dayii müşkilat! Demirler pasli. Lazım fırça!”

Babam kızardı!

“Yapma Adile! Beton geliyor kız! Uğraştırma çocukları!”

Adile’nin derdi , ya ayakkabıydı, ya battaniye, ya da elbise!

Hem de siyah!

Yazın siyah ve kışlık ayakkabı bulmak ne zordur biliyor musunuz?

Her izinde, karşılarda zor bulurdum bunları. Bir de kocamandı ayakları!

İnsan işte!

Mum yanmalı!

Dostluğu kardeşliği aydınlatmalı!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Alevi " melamet " hırkasını giyendir.. Melamet yok olmak demektir; ölmeden evvel ölmek, nefsini terbiye edip arifleşmek, varlığı-benliği dağıtıp hiçlikte yok olmak demektir.. Sövene dilsiz, vurana elsiz, aşık olup gönülsüzleşmek.. Vücut bir gemi, akıl yelkeni, fikir dümeni deyip yolu ona göre seçmek.. Pir 'i kaptan, kendimizi gemi varsaymak.. Üstadların yolunda yol alup, pişmek, yanmak, külü savurmak, yok olmak!.. Anlayana bir söz durur, yokuş değil dümdüz yoldur.. Ne demiş dili inciler döken Muhammet " Ben Ali 'yim, Ali benim.. " Seven de bizdendir, sevmeyen de.. Olsebep; daha fazla öğrenmeye ihtiyacımız var, daha alçak gönüllü olmaya, gönül adamı olmaya, daha fazla birbirimize dokunmaya.. Sivri ucları kimsenin canı yanmasın diye yuvarlatmaya belki de..

Kerem PORAZAN  
 12.10.2010 10:17
Cevap :
Türk tarihini incelediğimizde her devirde mazlumun yanında olmuş, Emevinin zulmünü başına geçirmiş, Abbasiye dersini vermiş bir Millet, bugün kendi içinde bu sıkıntılara maruz kaldı. Tarihin öcü diyelim. Aklımızı başımıza alalım.  12.10.2010 12:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1640
Toplam yorum
: 13554
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 458
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

Doğum tarihim değişmedi ama çok şey değişti bu güne kadar. En başta, dede oluyorum! Evet; şaşırdı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster