Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
4104
 

Mustafa Balbay'ın tahliye gerekçesi mi 163 askeri tutuklattı?

Mustafa Balbay'ın tahliye gerekçesi mi 163 askeri tutuklattı?
 

Aksiyon Dergisi'nin Ağustos 2008 sayısında Balbay'ın 12 Eylül öncesi dava arkadaşı, yoldaşı olan Avukat Dr Bülent Tokuçoğlu ile yapılan bir röportaj yayımlanmıştı... 

İşte bu röportajdaki Bülent Tokuçoğlu'nun anlattıkları: 

"TKP ekseninde İlerici Gençler Derneği (İGD) denilen bir örgüt vardı. İzmir'de Balbay ile birlikte çalışıyorduk. TKP'ye gizli üye olmuştuk. Hücre tipi bir örgütlenme yöntemimiz vardı. Her hücre üçer kişiden oluşurdu. Birbirimizi kod adlarımızla tanırdık. Gençlik Örgütlenmesi Hücresi'nde: ben, Balbay ve Mustafa Atılgan isminde bir arkadaşımız vardı. Balbay Basın Yayın Yüksek Okulu'nda okuyordu.Başarılı bir öğrenciydi. Okulu birincilikle bitirmişti. Milliyet gazetesinde çalışıyordu. Mart 1982'de bizim fraksiyonumuza yönelik operasyon oldu. 32 gün İzmir Emniyet Müdürlüğü'nün siyasi olaylara bakan birinci şübesindeydik. İşkence ve kötü muameleyle karşılaştık. 

Günler süren işkenceye rağmen arkadaşlarımı koruma adına ben konuşmadım. Bir gün sevgili muhabir arkadaşımızı getirdiler. "Seni yüzleştireceğiz" dediler. "Kabul etmiyorum" dedim. Sorgu odasına alındım. Balbay'a sordular: "Anlat bakalım, Bülent Tokuçoğlu nasıl bir adam". Balbay örgüt kod adımı söyledi. "Sağ yanağında yara izi var" diye tarif etti. Arkasından nerede, nasıl örgütlenme yaptığımızı, benim ona örgüt sorumlusu olarak yayınları verdiğimi söyledi. 

Ben yaşımın küçük olduğunu, onun sorumlusu olamayacağımı söyledim. "Ben o zaman partinin yayınlarını taşıyan elemanıyım, yayınları getirip, götürüyordum" diyecek oldum. Balbay "Hayır, Bülent Tokuçoğlu, şu kod isimle benim sorumlumdu." dedi. Bu ifade daha fazla ceza almama sebep olacak cinstendi. Kendi ihbarcı konumunu güçlendirmek için altını çizerek, örgütlenme sorumlusu olarak görevimi detayıyla anlatıyordu..." 

Sonunda ne mi olmuş diyorsunuz... 

Balbay İzmir Emniyet Müdürlüğü'den elini kolunu sallayarak çıkarken, Bülent Tokuçoğlu ve Balbay'ın ispiyonladığı diğer arkadaşları yıllarca süren bir zulüm ve işkenceye maruz kalmışlar! 

*** 

Balbay Ergenekon davası sanığı olarak uzun bir süreden beri tutuklu bulunuyor. 

Aynı davada kendi konumunda bulunan daha pek çok tutuklu sanık bulunmaktadır. 

Bütün tutuklu sanıklar tutuksuz yargılanmak için her duruşmada tahliyelerini istiyorlar... 

Ama Balbay tahliyesini bir başka türlü istiyor... 

O diyor ki: "Dava madem ki bir darbe davası o halde davanın da esas aktörleri askerler olmalıdır. Neden esas jönler dışardayken, davanın bir figüranı olarak ben içerdeyim?" 

Çok mantıklı ve de mahkemenin adaletini zan altına bırakacak bir savunma. 

Öyle ya, esas sorumluları içeri almaya gücünüz yetmiyorsa beni dışarı çıkartın o zaman, demek istiyordu Balbay. 

Balbay'ın hesaba katmadığı bir olay meydana geldi. Gölcük'te bir askeri binada zemin altındaki zuladan çuvallarla belgeler ortaya çıkarıldı. Bu belgelere dayanarak toprak altında yeni cephaneler de bulundu. 

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olan Balyoz davası duruşmasında savcı yeni belgelere dayanarak askeri şahıslar hakkında tutuklama talebinde bulundu. Mahkeme heyeti de, aralarında müvazzaf subay ve emekli komutanlar bulunan 163 askerin tutuklanmasına karar verdi. 

Yani mahkeme Balbay'ın dışarı çıkmasına değil, askerlerin içeri alınmasına karar verdi. 

Her ne kadar Balbay Ergenekon davasının tutuklu sanığı olsa da Balyoz davası da bir darbe teşebbüsü davasıdır. Bu nedenle iki dava birbiriyle ilintilidir. 

Tutuklama kararında Balbay'ın savunmasının ne kadar etkili olduğunu bilemiyoruz. 

Ama Balbay'ın ortaya attığı çelişkiyi diğer tutuklu sanıklar görmüyorlar mıydı? 

Neden onlar susarken Balbay konuşuyordu? 

Balbay'ın savunmasından, beni dışarı çıkarmıyorsanız o zaman onları da içeri alın anlamı çıkmıyor muydu? 

Bu da bir nevi ispiyon değil miydi? 

Tokuçoğlu, 2008'deki röportajının devamında, Balbay yüzünden gördüğü işkencelerin, çektiği çilelerin bir karşılığı olarak, Balbay'ın tutuklanması için dua ettiğini söylüyordu... 

Tokuçoğlu'nun duasının fazlasıyla kabul edildiğini görüyoruz... 

Tabii ki hiç kimsenin özgürlüğünün kısıtlanmasından mutlu olmamız düşünülemez. Ama, eğer varsa, 73 milyonun özgürlüğüne kumpas kuranların da cezasız kalmamaları gerekir. 

zeki etferat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

iyi okumadığım için yanılmışım. iddia ilginç...

iskender kaya 
 14.12.2013 14:21
Cevap :
"Ben suçluysam askerler de suçlu olmalı" demek istemiş Mustafa Balbay. Bunun anlamı da ispiyonculuk. İlginç olan ise Balbay'ın bunu daha önce de yapmış olması. Hem de dava arkadaşlarına karşı. Bir kişilik anomalisine dikkat çekmek istedim sadece. Yorum için teşekkür ederim. Saygılar...  14.12.2013 19:02
 

üç kişilik hücre ise ve hücrenin iki elemanı önceden gözaltına alınmışsa, sonra balbay getirildiyse önceki elemanlar balbay'ın adını vermiş demektir. bu vatandaş ya yalan söylemekte balbayı veren o veya farkında yada değil yanında ki diğer kişi... balbay sorguya geldiğinde bunu bilemez ve ifadelerde çelişki olmaması için, sorguda başka yerlere sıçrama olmaması için ve eninde sonunda doğruyu söyleyeceğini düşünerek anlaşılan işkence görmeyi gerekli bulmamış. İç yüzünü bilemem ama mantık, olayın anlatılışı ve de akış onu gösteriyor.

iskender kaya 
 14.12.2013 14:19
Cevap :
İskender Bey, çok zorlama bir yorum olmuş. Ama maalesef mantik silsilesi, gerçekler ve hayatın olağan akışıyla pek uyuşmuyor. Bir kere muhbirlik yapanı değil, yapmayanı içeri alırlar. Olayımızda Balbay elini kolunu sallayarak dışarı çıkmış. İkincisi Tokuçoğlu olayla ilgili basın önünde yüzleşmeyi Balbay'a teklif ettiğini iddia ediyor. Demek ki kendisine güveniyor. Yüzleşmeden kaçanın Balbay olduğu anlaşılıyor. Ve son olarak, Balbay'ın Ergenekon davasındaki savunmasında ispiyon anlamına gelebilecek sözlerine ne demeli? Zaten bu yazı bu nedenle kaleme alınmıştır. Saygılar...   16.12.2013 21:43
 

Neden acaba bana bu tip şeyler hiç tuhaf gelmiyor? Selamlar Sevgiler

Yıldız Nihat 
 14.02.2011 13:57
Cevap :
Merhaba Yıldız Bey, herhalde kanıksamış olmalısınız :)) Keşke bu olaylar sizi ve hepimizi şaşırtabilseydi. Keşke ortaya çıkıp mertçe, yanıldık, hata ettik, eski rejimlerin modası geçti artık demokratiz diyebilseler ve bizleri şaşırtabilseler. Her şeyi ters yüz edip kendi lehlerine yorumluyorlar. İki yüzlülükler, sahtekarlıklar, menfaatperestlikler kırıla gidiyor. Üstelik bunu sureti haktan gözükerek yapıyorlar. Tunus'taki, Mısır'daki Baas devrilmesinden kendilerine bir Baas devrimi çıkarmaya çalıştılar. Komik ama gerçek. Beni esas şaşırtan bunun MB'de tartışma konusu yapılmasıdır. Selam ve sevgilerimle...  14.02.2011 15:29
 

Aynı hücre de üçüncü hücre elemanı olarak, Rauf Cankurtaran ismi de geçiyor... Ve her ikisinin de Mustafa Balbay'la TV'de yüzleşmek istedikleri ve Balbay'ın bu konu da inkara geçip, görüşmeden kaçındığı!... Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 13.02.2011 12:05
Cevap :
Haklısınız; isimlerden biri kod olabilir. Paylaşımınız için teşekkür ederim. Dostça selamlar ve saygılar...  13.02.2011 15:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3752
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster