Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
1412
 

Mustafa Denizli bu yazıyı okuyabilseydi...

Mustafa Denizli bu yazıyı okuyabilseydi...
 

?


‘Beşiktaş’lı bir futbolsever’ olarak bu haftasonumu futbola ayırdım...

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki verdiğim bu karardan dolayı son derece pişmanım!

Onca seçenek varken Cumartesi-Pazar ekran karşısına geçtim ve Turkcell Süper Lig’den tam 4 karşılaşma izledim. Bunlardan bir tanesi de kendi takımım olan Beşiktaş’ın Ankara deplasmanında Gençlerbirliğine karşı verdiği mücadeleidi...

Mustafa Denizli’nin yeni 3’lü defans sistemi, Bobo’yu ilk 11’in dışında bırakarak Holosko-Nobre ikilisini tercih etmesi, bu tercihler sonunda zorlu bir deplasmandan 3 puanla dönmesi, kazanarak başlaması vs vs... Bugün bunların hiçbirisinden bahsetmeyeceğim. Çünkü bence tümü ayrıntıdır...

Gazeteleri açıp Beşiktaş yazarlarına bakıyorum ve futbol yazarlığını görev edinmiş insanların, her kelimelerinde sırıtan ‘mecburiyet’ yazılarını okuyorum. Adamlar mecbur, birşeyler yazmalı. Hayatlarını bu yazılarla sürdürüyorlar. Ama yazdıklarından keyif almadıkları öyle belli ki. Ve bu onların suçu değil. Çünkü izledikleri takımlar onlara bu keyfi vermiyor.

Çünkü maçı oynayan adamın amacı futboldan keyif almak değil. Çünkü maçı oynatan adam oyuncusuna; “Çık ve oynadığın oyundan keyif al” demiyor. Çünkü o tribünlere gelen 10 binlerin neden orada olduğu kimsenin umurunda değil...

Beşiktaş sahaya fırtına gibi çıkıyor ve skoru 13. dakikada 3-0’a getiriyor. Teknik direktör’ün, taraftarın, gazetecinin, yayıncının herkesin içini bir heyecan kaplıyor. Müthiş bir maç izleyeceğiz!

Ve sonra ne oluyor? 15. dakikadan itibaren Beşiktaş, hem de skoru kabullenmemiş üzerine gelen Gençlerbirliği’ne karşı defansta kalıyor.

Teknik direktör saha kenarına gelerek ya da en azından devre arasında futbolcularını karşısına alarak, “Beyler biz 11’e 11 onlardan çok daha kaliteliyiz. Dahası adamlar üzerimize geliyorlar. Açık oynayan iki takımdan kalite üstünlüğü bulunan taraf karşılaşmayı kazanacaktır. Bizimle mücadele şansları dahi yok. “Saldırın!” demiyor. Yeni teknik direktörümüz, mağrur ve gurur dolu bakışlarla karşılaşmayı seyrediyor.

Denizli 3-0’dan sonra saldırın emrini verse bu maçtan en az 10 gol daha çıkardı, o efsane olurdu, Beşiktaş’lı oyuncu efsane olurdu. Tribündeki taraftar gerçek anlamda futbol izler, daha çok maça gider, daha çok Lig Tv alır, yayıncı kuruluşlar kulüplere iki kat para öder, medya kurumları daha çok gazete satar, bizler yazılarımızı daha bir keyifle yazardık. Eğer ki Mustafa Denizli’ler “Hücum” diyebilselerdi Dünya değişirdi!

Bu hafta harika bir Beşiktaş maçı izleyebilirdik. Denizli dilden dile konuşulabilir, 20 sene sonra dahi hatırlanabilirdi. Bu hafta efsane bir hafta olabilirdi. Olmadı...

Bense bir futbolsever olarak hala umudumu kaybetmedim. Beyaz atlı prensini bekleyen bir genç kızın umuduyla, takımı 3-0 öndeyken “saldırın” diyen, hayallerimin kahramanını bekliyorum.

Ben ne kupa, ne de şampiyonluklar istiyorum...

Ben yalnızca çıkıp, oynadıkları 90 dakikadan keyif alan oyunculardan kurulu bir takım istiyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1511
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

6 milyar insanın her biri Dünya'ya kendi penceresinden bakar. Acaba maharet farklı evlere konuk olar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster