Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
416
 

Mustafa Kemal’e çeşitli saldırılar üzerine bazı düşünceler

Cumhuriyet, bu topraklar üzerinde, dünyada esen Aydınlanma ve Ekim Devrimi rüzgârının etkisiyle bir İslam toplumunda kuruldu. Ancak her toplumsal yönetim gibi o da dünyanın ve ülkenin nesnel koşullarının gerektirdiği, elverdiği ölçüde başarılı oldu. Devrimi yapan sanayi  burjuvazisi olmadığı için, burjuva demokrasisi ayağı topal kaldı, baskıcı yanı ağır bastı.

M. Kemal, yiğit, anti-emperyalist ve bilimsel düşünceye inanmış bir ulusal kurtuluş savaşı önderiydi. Ölüm yıldönümünde, Mustafa Kemal’i, bu özellikleriyle, saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Bugün, cumhuriyetin kazanımları ve önder olarak M.Kemal, eleştiri sınırlarını çok aşan bir saldırı altında. Bunu, haksız ve acımasız buluyorum.

Saldırının asıl kaynağının; kapitalizmin bu son evresinde, paranın, silahın, gücün ve onu besleyecek, yaşatacak olan postmodern ideolojinin rahat dolaşımını ve egemenliğini sağlamakta, ülkelerin sınırlarını kendi çıkarları doğrultusunda yeniden çizmek istemesinde olduğunu düşünüyorum.

Kapitalizm, bu amacı doğrultusunda, özellikle Yakındoğu ve Ortadoğu’da, dinsel, mezhepsel, etnik çatışmaları alabildiğine kullanıyor; koca bir coğrafyayı kan gölüne çeviriyor. Bu yolla, anti-demokratik yönetimlerle ya da diktatörlüklerle ezilmiş halkların inançlarını, etnik yapılarını, “Özgürlük, kurtuluş, insan hakları” vaatleriyle kendi güdümüne alıyor.

Emperyal güçlerin, dinsel ideolojiye ve dinsel eğitime de şiddetle gereksinimi var. Onlar için teknolojiyi geliştirecek eğitim şimdilik yeterli. Tevekkül eden  yığınlar yaratmanın, çağı yorumlayacak felsefe ve bilimden, düşünceden uzaklaştırmanın en denenmiş ve kolay yolu ise dinsel ideolojiyi, onun dayattığı yaşam biçimini egemen kılmaktır. Böylece rahat güdümlenen, gönüllü köleler ve sürülerden oluşmuş toplumlar yaratmayı amaçlıyor Yeni Dünya Düzeni.

Cumhuriyet kurulurken, M. Kemal, bağımsızlığı, Batı’da gelişen uygarlığa ulaşmayı, dinin yerine bilimselliği egemen kılmayı amaçlıyordu. Bunların ne kadar gerçekleştiği, izlenen yol ve yöntemler,  tartışma ve eleştiri dışı olmamalı elbette. Buna karşın, dünya egemenlerinin, M.Kemal ve cumhuriyete saldırısının altında yatan asıl nedenin, yapılan yanlışları sürekli öne çıkarmak suretiyle halkları kışkırtmak ve cumhuriyeti var eden amaçları unutturmak amacıyla yapıldığını da görmezden gelemeyiz. Asıl amaç, anti-emperyalist bir başkaldırıyı ve bilimciliği unutturmaktır. Çünkü YDD’nin buna gereksinimi vardır.

Cumhuriyet döneminde yapılan yanlışlar nedeniyle kökleşmiş tarihsel ezilmişlik ve çekilen acılarla kalıtsallaşan duyguların etkisiyle bu tuzağa düşmek, tüm halklar için yeni acıların doğumuna neden olacaktır. Bu yanlışları,  gerçekçi değerlendirmemek, yadsımak ise şoven duyguları, düşmanlıkları körükleyen bir yaklaşımdır. Ezilenlerin kurtuluşu, birbirine düşmanlıkla değil, birlikte savaşımla başarılabilinir.

M.Kemal ve cumhuriyete  saldırının amacı yukarda belittiğimiz gibi olmasaydı eğer, cumhuriyetin göreceli kazanımları her alanda  geri alınmaz;  yerine küresel egemenlerin buyrukları doğrultusunda yapılanma ve dinsel gericilik konmazdı. Halkların barışçıl ve kardeşçe yaşama koşulları yaratılır; düşmanlıklar körüklenmez; toplumun enerjisi barışa ve üretime, yoksulluktan kurtulmaya yönlendirilirdi.

Diğer yandan, nesnel bir M. Kemal ve cumhuriyet dönemi eleştirisi için  gericiliğin iktidarına sığınılmaz, onun peşine takılınmazdı. 1968 kuşağının yaptığı gibi tarihten ders çıkarmayı amaçlayan nesnel eleştiri daha da geliştirildi. Elbette, bugünlere gelinmesinde, cumhuriyeti yalnızca burjuvazinin çıkarlarını gözeterek, ilerici düşünceleri cezalandırarak, ezerek yönetenlerin rolü çok büyüktür. Bu gelişmelere tepki olarak, bu yanlışların hâlâ sürdürülmesinin, çeşitli renkleriyle kendilerini Kemalist, Atatürkçü olarak ifade edenlerin, kişiye tapıncı getiren biçimsel sahiplenmelerinin ve sola düşmanlığının da aynı derecede anti-emperyalist ve bilimci özden uzaklaştıran, itici bir yaklaşım olduğunu  belirtmek gerekiyor. Bu bağlamda, iki ucun da vardığı noktanın, küresel egemen güçlerin ve gericiliğin ekmeğine yağ sürdüğünü görmezden gelemeyiz. Ağıtların, tapınç nidalarının ve posterlerin yani  biçimsel sahiplenmelerin bugüne kadar yarar sağlamadığı artık anlaşılmalıdır.

Kemalizmin, Atatürkçülüğün, cumhuriyet tarihi boyunca iktidar hırsları ve çıkarları uğruna çeşitli kılıklara sokulup kullanıldığı da bir gerçektir. Buna karşın, hâlâ tek bir Kemalizm ve Atatürkçülük olmadığı, anti-emperyalist ve aydınlanmacı yanına sahip çıkan güçlerin varlığı, M.Kemal’in tarihsel bir kişilik olarak önemi  unutulmamalıdır. Eleştirel bakışta, bu gerçeği atlamak, Yeni Dünya Düzeni’ne karşı savaşım veren güçleri zayıflatır. Böyle düşünen Kemalistler de, YDD’nin dayatmalarını ve ona karşı olan güçleri iyi saptayıp dostça birlikteliklere açılmalıdır.

M.Kemal, başlangıçta  bağımsızlığı  savununurken ve ?''Ben, manevî miras olarak hiç bir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır.'' derken samimiydi.  

“İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat (yol) uygarlık tarikatıdır. Uygarlığın buyurduğu ve istediğini yapmak insan olmak için yeterlidir.” derken de samimiydi. Sonraki gelişmeleri de dünyanın ve ülkenin o günkü gerçeklerinden kopararak değerlendirmek, bizleri yeni yanılgı ve tuzaklara düşürür.

Bugün, tarihi ve günümüzü kavrayabileceğimiz gerçekçi, nesnel çözümlemelere ve  insanlığın düşmanlarına karşı çok  geniş birliktelikteliklere şiddetle ihtiyacımız var.

Unutmayalım ki hepimiz tarihin öznesiyiz.

10.11.2012

Vildan Sevil

izmirli doksanyedi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Vildan Hanım. Az önce durumumda On Kasımla ilgili bir anımı paylaşıp Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla selamladım. Bugün On Kasım Atatürk adını kullanıp Türkiye Halkına onca zulüm yapanları veya Cumhuriyetin kuruluş yıllarının özellikle sonlarına doğru Dersimde Kürt Halkına yapılan katliamı gösterip Mustafa Kemal'e saldırmak isteyenlere inat Kurtuluş Savaşının büyün önderi bugün hala hiç karşılıksız Türkiye Halkının büyük çoğunluğunun gönlünde saygı ve sevgiyle yer alan Kurtuluş Savaşının önderi ve Cumhuriyetin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla selamlarken benzer kaygıları ve düşünceyi barındıran yazının için sizi de kutluyorum. Yazınızı çok beğendim.

Erdogan Şenel 
 10.11.2014 12:24
Cevap :
Tarihsel süreçlerde olaylar, olgular vardır Erdoğan Bey. Bunların aktarımı, aktaranların öznelliklerinden bağımsız değildir. Sonra incelendiğinde çok yönlü karşılaştırma yöntemiyle ancak gerçeğe yaklaşılabilir. İşte yakın, hatta uzak tarihimiz için da budur. Sizin hep değindiğiniz gibi, bilgilenme eksikliklerinden, öznel kurtulamıyoruz. Hiçbir olgu, kişi eleştiriden muaf değildir ama çok sorgulamak, adil olmak, moda deyimle "trendlerin" tuzağına düşmemek gerekir. Katkılarınıza çok teşekkür, selamlar...  13.11.2014 16:36
 

sayfama düşen yorumlardan çıkardığım; özellikle seksen öncesi siyasi yelpazenin bir tarafında yer alanlar o yıllarda "Kemalist algının etki alanına girdikleri için" çok derin bir mahcubiyet ve pişmanlık yaşıyor gibiler. Atmış dört yaşındayım. İyi kötü kitap okumuşluğum, araştırmışlığım ve seksen öncesi kimi demokratik örgütlenmelerde çalışmalara katılmışlığım da var. Ama "Kemalist algı" ne ifade ediliyor anlamış değilim. Eğer "Kemalist algıdan" anlatılmak istenen bugün sıkça söylenen "Atatürkçülük veya Kemalizm" ise; algı yaratacak öyle bir ideolojinin varlığına hiç bir dönem inanmadım. Yok eğer "Kemalist algıdan" kasıt Mustafa Kemal'in başını çektiği 'özellikle' kurtuluş savaşı ve o sürecin etkileriyse; o 'algı' gerçekten çok özeldir ve adına 'kurtuluş savaşı' denen bir süreçte halkın güven duyduğu bir önderle kendi gerçekliği içinde yer almasının ifadesidir. Bugün adına çözüm süreci denen sürecin; daha doğrusu özellikle son zamanda yoğunlaşan ve Kobane ile somutlaşan sürecin doğru an

Erdogan Şenel 
 26.10.2014 6:56
Cevap :
Değerli Şenel, katkılarınıza teşekkürler. Ülkemizde sol hareketlerin fışkırmasında büyük rolü olan 1968 kuşağı, dünyada süregiden emperyalist saldırı karşısında ulusal kurtuluş savaşının anti-emperyalist yanından ve cumhuriyetin ülkede yeşertmeyi hedeflediği , özellikle M.Kemal’in bilimi öne çıkaran aydınlanmacı düşüncesinden kan aldı, beslendi. Ne var ki öncelikle, siyasi alanda etkinlikleri ve etkileri süren kimi kurucu kadroların, ite kaka var edilmiş burjuvazinin, emperyalizme teslim olmuş kafaların tepkisi ve yok edici uygulamalarıyla karşılaştı. 12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle, cumhuriyetin kuruluşunda ilk küçük adımını atmış olan burjuva demokratik devriminin, işçi sınıfı ve sol güçlerce tamamlanmasının önü kesildi. Sosyalist sistemin çöküşü ve YDD’nde ise bu antiemperyalist ve aydınlanmacı kan, toplumun damarlarından tamamen boşaltıldı. Cumhuriyetin kazanımlarının üstü tamamen çizildi, hataları abartılarak öne çıkarıldı. İşte bu algı meselesi, YDD politikalarına ideolo  27.10.2014 16:54
 

Merhaba, Aç Tavuk rüyasında darı görürmüş. Bunlarınki o misal. Ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar, güçleri yetmez. Her saldırı biraz daha güçlendiriyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 28.11.2012 11:29
Cevap :
Postmodern ideolojinin gereği yapılıyor Mesut Bey. Yarın ola ki bir değişiklik gerçekleşse, bu borazancıbaşılar o şarkıyı çalacaklar. Moda böyle bir şey işte. Selamlar, saygılar...  30.11.2012 13:54
 

Bloğunu büyük oranda beğendim yalnız yanlış anlaşılmalara neden olmasın diye Atatürk'ün bir sözünün altını özellikle çizmek istiyorum. Atatürk "Ben manevi miras olarak hiç bir ayet, hiç bir dogma, hiç bir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır" derken eminim ki "kemalizm, ulusalcılık" gibi yeni kalıpların da ilim ve akıl ürünü olamayacağını kast etmiştir. Bence bizim en büyük sorunumuz Atatürk düşmanları değil aksine Atatürkçülük adı altında onu istismar eden ve onun şahsiyetinden nemalananlardır. Sevgi ve salamlarımla

Matilla 
 15.11.2012 12:01
Cevap :
Katkılarınıza teşekkürler Atilla. Görüşlerinize tamamen katılıyorum. Saygılar, selamlar...  16.11.2012 1:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 580
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 871
Kayıt tarihi
: 07.06.11
 
 

1949 İstanbul doğumluyum. Emekli edebiyat öğretmeniyim. Çeşitli edebiyat sitelerinde, çeşitli kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster