Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
983
 

Ne olacak bu insanların hali? Ya bizim?

Ne olacak bu insanların hali? Ya bizim?
 

görsel internetten alıntı


Yüzünde yalvaran bir ifade, acıyla karılmış! Gözbebeklerinde korkunun belki de türlü şekli, ifadesi iç acıtıcı! Acemice uzattığı eli, kaba, kirli hatta çatlamış yer yer derileri. 7 yaş civarındaydı ‘’O’’ kız çocuğu yanıma yaklaştığında. Türkçeyi yarım yamalak konuşuyordu.

Avucunun içine para sıkıştırıp, başımdan savmak yerine saçlarını okşamak geldi içimden. Kirden ve su görmediği her halinden belli olan, keçeleşmeye yüz tutmuş karmakarışık saçlarından okşamak. Yüzünü avuçlarımın içine alıp, gözlerindeki o korkuyu ya da içinde gitgide büyüyen acıyı silmek.

Bu bayram gününde, bir an çocuklarımın o çağları geldi gözümün önüne. Bir film şeridi gibi geçip gitti kareler. Ne kadar güzel, itinalı, özenli ve mutlu bir çocukluk devresi yaşamışlardı. Yeniden büyüdüm onlarla.

Ya benim ülkemde de savaş olsaydı o yıllarda! Ya bizlerde çoluk çocuk, evimizi barkımızı, yurdumuzu terk etmek zorunda kalsaydık! Aç susuz, yaban ellerde, elin bilmediğimiz yurtlarında çare arıyor olsaydık! Mucize kabilinden!

Bir çocuk gördüğümde ana yüreğimdeki tüm duygular ayağa kalkıp, alabildiğine soluksuz koşmaya başlıyorlar. Aklımda bin bir düşünce.

Reva mıydı ‘’O’’ kız çocuğuna ya da diğer çocuklara bu yaşantıya mahkûm olmak? Bir sıfır değil, belki de beş sıfır yenik başlamışlardı hayata.

‘’Hayatın güzelliği, çocukların masum gülüşlerinde saklıdır’’ deriz hep.

‘’Hangi hayat, hangi güzellik’’ diye soruyor, sızlayan yüreğim!

Cadde üzerindeki insanların merhametine sığınarak, çaresizce ve acemice açtığı avuçlarını, sınırsız sevgi ile doldursan ne faide. Sevgi karın doyurmuyor ki!

Buzdağının görünen ucu sadece görsel medyada izleyip, yazılanları okuduklarımız.

Ya göremediklerimiz?

Ya bilemediklerimiz?

Yaşanan sefalet, rezillik!

Tecavüz, istismar!

Kâh Tem Otoyolunda, çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı taban patlatan binler. Kâh Edirne’deki ya da diğer şehirlerdeki park ve bahçeleri mesken edinenler.

Umut ve hayallerinden başka bir şey yok ki ellerinde. Bir de tüm geçmişlerini, varlıklarını ümitle yükledikleri sırt çantaları!

Sahil kenarlarında binlerce mülteci, vicdansız umut tacirlerine ram olurlarken; yaşam savaşının belki de en zorunu veriyor durumdalar. Üç beş kişilik şişme botlarda, 40-50 kişi umuda yolculuğa diye ölümün kucağına koşuyorlar.

Ya biz?

Acımaktan başka ne geliyor elimizden?

Bir iki lokma yemek veya ellerine bir kaç kuruş tutuşturmaktan başka!

Ya biz?

Bayram seyran diye doldurmadık mı sahil kıyılarını? Turizm kalkınsın diyerekten, okulları erteleyip koşuşturmadık mı tatil beldelerine? Sevdiklerimizle, bayram adına kucaklaşmadık mı? Neşeyle yollara düşmedik mi?

Yaşanan her şeye rağmen!

Bildik mi bu cennet ülkenin kıymetini? Biliyor muyuz?

Suriyeli, Afgan veya Afrikalı mültecilerin hallerinden, çektikleri çilelerden ders aldık mı?

Almalıyız!

Sıkı sımsıkı sarılmalıyız birbirimize. Varlığımıza, bütünlüğümüze, birliğimize, bayrağımıza ve en önemlisi vatanımıza. Hem de dört elle...

Bizim için başka ÖZ VATAN yok ki!

Türkiye’den gayrı…

Çocukların masum gülüşleri solmasın dileklerimle.

Mutlu bayramlar herkese…

Nerede yaşıyor ve hayatı bayram tadında yaşatıyor iseniz sevdiklerinize ve çevrenizdekilere.

Sevgilerimle…

 

Ay Şen

 

 

 

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ayşen Kardeşim! Hayırlı Bayramlar. Bayramı ölüm, zulümler nedeni ile buruk yaşadık.Ankara'dan selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 28.09.2015 11:52
Cevap :
Değerli öğretmenim, her bayramı ve özellikle de resmi bayramlarımızı değil kutlamak ya da doya doya yaşamak, kutlanmaması için her türlü engellenme işine giriyor bazıları.Bayram seyran kutlamak ne mümkün, yürekler dağlanıyor, son zamanlarda terör saldırıları, şehit haberleri ile. Ben de sizin geçmiş bayramınızı buruk dahi olsa saygı ile kutluyor, sevgilerimi sunuyorum.  28.09.2015 22:14
 

Yazdıklarınızın çokça kısımlarına katılmamak mümkünmü?***"Bildik mi bu cennet ülkenin kıymetini? "(...) ders aldıkmı" diye sorarken, yani sizce daha neler yapmalıyız? Bedava askerlik? 40 yıldır şehit? 100 yıldır bitmeyen sorunlar? Bir türlü verilmeyen Temel Hak ve Özgürlükler? Gelip geçen soygunlar. Yani insanlar daha nelerini vermeliler? Mega vergiler? Dünyanın en pahalı her şeyi burada. Belki kasatınız farklı fakat ben bunları anlıyorum yazınızdan. Selamlar.

DGüler 
 26.09.2015 21:47
Cevap :
Değerli arkadaşım, hayatımın ilk evrelerinde hatırlayabildiğim ilk 60 ihtilali idi. O yıllarda yaşanan kaos, sıkıntılar vesaire. Sonra çeşit çeşit hükümetler, gelip geçen liderler ve hep yükselen vergiler.İnsanların nedense hep geçim sıkıntısı yaşadığı dönemler.Yukarıda birbirleri ile dövüşen filler ve aşağıda ezilen çimenler! Yine de çok güzel, eşsiz bir ülkemiz var, cennet vatanımız. Kıymetini bilmek lazım derim ben. Yoksa atmacalar parçalamak için pusuda bekliyorlar sabırsızca.Hem mülteci dramına parmak basmak istedim yazımda, hem de aynı duruma düşmemek gerektiğini vurgulamaya çalıştım.Yorumunuza teşekkür eder, saygılarımı sunarım.  28.09.2015 22:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 524
Toplam yorum
: 2823
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1178
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster