Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
327
 

Ne sabırlı insanlarız biz…

Ne sabırlı insanlarız biz…
 

Nazım Hikmet


Acı arttıkça artıyor…

Televizyonda sağlıklı yaşamın sırları anlatılıyor…

Neleri nasıl yiyeceğiz? Neleri yememek lazım? En çok da gezinen tavuğun yumurtası makbulmüş!

Arayıp sormak istiyorum; acıyı nasıl bal eyleyeceğim?

Milli maç varmış, onu merak edip de açmıştım televizyonu. Galibiyetimizi şehitlere armağan ediyordu birisi. Hastaydı sanırım, ağzından çıkanı kulağı duymuyordu!

Alt yazıda gördüm 16’ yı… Gözlerime inanamadım!

16 diyorlardı. 16!

Diğer kanallara baktım. Onaltı diyorlar; Dağlıca’ da 16 fidan kırılmış!

Eğer doğruysa 16 fidanım şehit olmuş.

Dilerim 16’ da kalmıştır. Dilerim hiç değilse acının bu kadarı doğrudur!

Yalana o kadar alıştık ki, buna da inanamıyorsun; 16 yerine 36 ise, 46 ise…

Yetkili olan herkes susmuş, kimse konuşmuyor!

Televizyonu bırakıp, internette geziniyorum. Okuduklarım kanımı kurutuyor, vazgeçiyorum!

Fidanlarım şehit olduğunda Milli maç vardı. Bir ara özet yayında gol diye ayağa kalktığını, sevindiğini gördüm Başbakan’ın.

Tarih yazmış milliler. Oysa tarih başka bir ücra köşede, kanla, başka türlü yazılıyordu…

Herkes gol diye bağırırken 16 fidan “eşhedü enne” bile diyemeden gitti belki de…

Onlar da maçın sonucunu merak ediyorlar mıydı acaba? Haberleri var mıydı maçtan ve devletimin en tepesinin maç seyrettiğinden!

Fidanlarımın haberi yoktu büyük ihtimalle, ama fidanlarımız şehit olduğunu gol diye sevinenler biliyorlar mıydı acaba o anda? 

Maçı bitirmeden, büyük bir özveriyle,  tüm programlarını iptal edip Ankara’ ya döndüler. Toplanıp iki saat konuştular. Ne konuştuklarını bilen yok!

Başka bir kanalda “dört yüz” diyorlardı… Dört yüz olsaydı olmazdı bunlar!

Ben 16’ya takılmıştım, başkaları 400’e!

Onaltıda kalsın diye dualar ediyordum ama içim başka şeyler söylüyordu. Başkaları da başka şeyler söylüyordu o an!

Bir ara duydum, 200 kişi gazete basmış. Tekbirler eşliğinde eşkıyalık yapıyorlardı. Allah’ım sen affetmezsin bunları; senin adına eşkıyalık yapıyorlar diye düşündüm. Doğru mu düşündüm bilmem…

Orada suçlu yok! Oysa ben birkaç kişiyi toplayıp köy kahvesinin camlarını kırsam mahkemelerden kurtulamam. Haneye tecavüzden, gasptan, toplumsal huzuru iğfal etmekten çekmediğim kalmaz! Ama 200 kişiyi organize eden güç sorgulanmıyor bile.

Bu korkusuz kahramanlar şehitleri duymamışlardı sanırım. Ya da kalpleri sağır olmuştu! Ama eylemlerini Kur’an okuyarak aklamışlar! Maksat gündem olsun, gözdağı olsun!

Peki, basanlar kim? Söylenene göre bir partinin sloganlarını atmışlar!

Parti önemli değil, basılan gazete de önemli değil. Önemli olan bu ahmakça olayın gerçekleşmiş olması!

Bütün gecem bu düşüncelerle, sıkıntı, merak ve üzüntüyle geçti… Uyku tutmadı.

Yastık batıyor, yatak yakıyor!

Evladı o bölgede olan insanları düşündüm. Annenin yangınını, babanın çaresizliğini!

Yalan yok, ağladım! Geride kalan herkes için, hepsi için ağladım. Hiç tanımadığım gençler için, tanımadığım aileler için!

Bir şeyler yapmalıyız, ben ne yapabilirim, ne yapmalı diye düşünceler uçuştu beynimde. Çaresizdim. Çaresizliğime de ağladım! Ben farkında değildim ama gözyaşları ip gibi iniyordu…

Kalkıp televizyonu açtım, haberleri izledim. Boş laflar, boş lanetler!

Lanetleyerek terörün bitmediğini hala anlamadık!

Sabır istemedim Allah’tan, daha fazla sabredecek bir şeyler vermesinden korktum. Bu kadarını bile taşıyamıyorum ki…

Gecenin orta yerinde Genel Kurmaydan açıklama geldiğini duydum. Acıyla, heyecanla dinledim!

Boş bir açıklamaydı. Şehit ve yaralılarımız varmış! Onu sağır sultan da biliyor, biraz açıklama yapın diye bağırdım!

-          Neden açıklama yapamıyorlar? Ne gizleniyordu benden? Nasıl düşüldü bu tuzağa! Devletin istihbaratı nasıl oluyor da haber alamıyor bu saldırıyı?

Bu kez teröristler kandırmış bizi!

Biz analar ağlamasın romantizmini yaşarken, onlar silah, patlayıcı stokluyorlarmış. Ben hiç fark etmedim, siz etmiş miydiniz? Fark etmediyseniz üzülmeyin, baksanıza devlet dahi fark etmemiş! Nasıl oluyorsa?

Bağırmak istedim; ne yapacaklardı? Düşman gül bahçesi derleyecek değildi ya!

Çaresizliğime sinirlenmeye başladım! Uyku tutmuyordu! Sabah beş gibi uyumuşum oturduğum yerde. Ama çok sürmedi, saat altıda yine uyandım.

Yine haber kanallarına baktım. Yine internete girip araştırdım. Ağzı olan, boş boş, konuşuyor!

Öfkemi kontrol edemiyorum. Dilimde olmadık sözler var!

Yıllardır küfür etmeyen ağzım küfre alıştı son zamanlarda. Olur olmaz ağzımdan kaçıyor ve utanıyorum.

Şimdi de bedduaya alışmasın diye uğraşıyorum ama o da kaçıyor ağzımdan!

-          Sebep olanlar sebepsiz kalsınlar!

400 deniliyor hala haberlerde. İlle de 400!

Suçlu olan halk! 400 vermedi diye…

Mağdur olanlar ise tepelerdeki kifayetsiz muhterisler. Suçlu olan kim: Halk!

Suçluluk duygusu duymuyorum nedense… Halk değil miyim, neyim?

Sabah ilerleyen saatlerde de bir haber yok! Sıkılıyorum!

Telefon çalıyor:

-          Haluk bey haber kötü; proje ertelendi!

-          Neden?

-          E malum, doların ne olduğu, olacağı belli değil. Maliyetler yükselmiş. Piyasalar durulana kadar vs vs vs…

Dolar 3.5 TL’ ye gidiyor. Hiç hesapladınız mı cebinizden kaç para çıktı? Yüzde kaç yoksullaştık, düşündünüz mü? Daha ne kadar yoksullaşacağız, belli mi?

Peki oy oranlarını biliyor musunuz? Kimin oyu arttı, kimin azaldı? Bilmiyorsunuz değil mi?

Oysa birileri bunu hesap ediyor! Kanla birlikte oy sağılıyor halktan!

Biliyorum sıktım sizi. Sizin geceniz de aşağı yukarı böyle geçti! Sizin de içiniz yanıyor, sizler de kötü sözler, kötü dualar ediyorsunuz!

Şehit sayısı şu saatte hala açıklanamadı! Öfkemizin dinmesi bekleniyor sanki!

Ve siz de sabrediyorsunuz değil mi? Endişeyle, hep beraber sabrediyoruz…

Ne sabırlı insanlarız biz! İçimiz avaz avaz bağırırken dışımız yosunlu duvar gibi!

Ve hep beraber susuyoruz, bir fişek yatağında nasıl susarsa!

Bu kadar sabredene de Rabbim verdikçe veriyor işte! Sabır imtihanı bu olmalı!

Sabredebilmek için oturup yazdım; yangınım sönsün diye. Sönmüyor!

Yangınım sönsün diye yazıyorum, ama sakın ola ki içinde siyaset aramayın.

Bu yazı siyasi içerikli değil “yalnız ve güzel ülkem” içeriklidir!

Tülay EKER, emine gezkin bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerlendirmelerinize yürekten katılıyorum, Bir sabır imtihanı gerçekten yaşananlar.Söylenecek sözün çokluğu insanı dilsiz bırakıyor diye bir söz de var öyle bir durum işte.. Anlatılmak istenenler en iyi şekilde ifade edilmiş düşüncelerinize yüreğinize sağlık..

emine gezkin 
 08.09.2015 10:30
Cevap :
Bazen sükuttan daha hızlı bir seda yoktur yeryüzünde. Dedik ya, bizler şimdilik susuyoruz, bir fişek namluda nasıl susarsa...Söylenecek, avaz avaz bağırılacak çok şey var. Günü geldiğinde bu sesler gerekli kulaklarda patlayacaktır elbet...Yorum için çok teşekkür ediyor sevgi ve saygılar sunuyorum...  08.09.2015 14:42
 

Demokrasi dünyanın en aptalca ve halka, millette en ufak bir yararı olmayan bir siyaset biçimidir. Defalarca kanıtlanmış bu gerçeği anlayamadığımız müddetçe siyasilerin (parti farkı yok) oyununa alet olup bir taraftan aptal yerine konacağız diğer taraftan da sömürülmeye devam edeceğiz. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 08.09.2015 9:55
Cevap :
Demokrasinin sözlüklerdeki tanımına bakarsak fevkaladenin fevkinin fevkinde olan bir şey! Lakin uygulamasına baktığında, egemen sınıfların ya da egemen olmak isteyenlerin kullanabildiği en güzel tramvay! Halkı sadece oy ve vergi deposu olarak gören bir anlayış “demokrasi” diye yutturuluyor. Yorumunuz ilginç ve güzel bir çıkış içeriyor. Üzerinde uzun uzun konuşulması gereken cesur bir cümleyle başlamışsınız. Keşke bu bir tartışma olarak açılsa da herkesin görüşünü alabilsek. Hiç değilse “demokrasinin ne olduğunu” kendimiz saptayabilsek. Teşekkür ediyor, cesur çıkışınız için kutluyor,sevgi ve selamlar iletiyorum.  08.09.2015 14:39
 

Ne diyeceğimizi bilemez olduk Haluk bey. Ne kadar dövünsek az. Ülke ne yazık ki sahipsiz artık. Ekonomi berbat vaziyette. Analar çocuklarının canı derdinde, bazıları oy derdinde. Söylenecek o kadar çok şey var ki. Onların hepsini Allah'a havale ediyoruz. Bütün bunlara sebep olanlar bir gün mutlaka karşılığını göreceklerdir. Sevgiler, selamlar...

Erol Özışık 
 07.09.2015 21:16
Cevap :
Tam bir şeyler diyecektim ama az önce 10 şehit haberi daha aldık. Diyemedim hiçbir şey… Halkın derdiyle kifayetsiz muhterislerin derdi farklı… Kim kandan oy damıtıyorsa ve sebep ise belasını bulacaktır elbet! Yorum için teşekkür ediyor sevgi ve selamlar gönderiyorum.  08.09.2015 11:10
 

Şehit sayımız 15, 25 hatta 35 olaydı çoktan açıklanırdı diye düşünüyorum. Ama şu an ertesi gün saat 16.30 itibariyle hala bir açıklama yapılamadığına göre, acaba durum şu ana kadar yaşanılan benzer olayların hepsinden daha mı berbat? İnşallah sebebi bu değildir. Sabır denilen kavram ise, zaten hiçbir şey yapmadan beklemek demek değildir. Hele de böyle bir durumda hiçbir şey yapmadan beklemeye olsa olsa ahmaklık denir. O nedenle, siz de gerçi söylenecek herşeyi söylemişsiniz ama hiçbir cümle gerçekten duygularımızı tarife yetmiyor, yangınımız sönmüyor. Çünkü çare varken çaresizlik sanrısına sığınmak bu millete hiç mi hiç yakışmıyor! Allah toplumumuzu affetsin ve bizi daha da ağır bedellerle sınamasın. Daha büyük acılarla eğriyi doğruyu öğrenmeye gerek kalmaksızın hakikaten insanlara aklını fikrini doğruya kullanmayı nasip etsin. Milleti böylesine bir kilitlenmişlik ve acz içinde tutan şu kirli ve ahlaksız siyasetten de bir an önce kurtarıp memleketimizi bunun faillerinden azad eylesin.

Filiz Alev 
 07.09.2015 18:36
Cevap :
Filiz Hanım, öncelikle şunu söylemeliyim; yorumunuz az önce ulaştı bana. Bunca zaman nerelerde gezdi, nerelere takıldı bilemiyorum artık. Aklınızdan “yayınlamadı” diye bir şey geçmemiştir umarım. Şehitler konusunda hiçbir cümle, sizin de söylediğiniz gibi, duygularımızı tarife ve yangını söndürmeye yetmiyor. Öyle bir dua etmişsiniz ki, can-ı yürekten “amin” diyebiliyorum sadece… Sevgi ve selamlarımla…  15.09.2015 17:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 1679
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2035
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

Yaşayacağım yıllar yaşadıklarımdan daha az... Öyleyse "adam gibi yaşamalı" diye düşünüyorum. Kola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster