Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '16

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
13761
 

Ne yani! şimdi Poyraz Karayel öldü mü?

Ne yani! şimdi Poyraz Karayel öldü mü?
 

Sezon finali olduğundan sanırım 4 saate varan bir bölüm bu hafta Poyraz Karayel’de… İftar masasına oturduğumuz dakikalarda başlayan yeni bölümün bitişi neredeyse ramazan davulcusunun sahur için mahalleden geçişini buldu. Öncelikle; süresiyle zaman zaman espri konusu Nuri Bilge Ceylan filmlerini aratmayan bu bölüm için ekibi tebrik etmek isterim. Sinema filmi uzunluğunda bir bölüm yazmak, çekmek, yayına hazırlamak kolay bir iş olmamalı. Herkesin emeğine sağlık diyerek başlayalım. İnce ince düşünülüp, işlenmiş bir bölümdü. Ama üzülerek belirtmek isterim ki; son 40 dakikası hariç bir sezon finali havası da yoktu bölümde. Bütün nefes kesici sahneler son kısma saklanmıştı, öncesi biraz heyecansız ve diğer bölümlerden farksızdı.

Şimdi,  ‘Poyraz gerçekten öldü mü, İlker Kaleli diziden ayrıldı mı? sorularıyla baş başa kaldık. İzleyicileri üzmek istemem ama sahne şüpheye yer vermeyecek şekilde ‘Poyraz öldü’ diyor.  Fragmanı ilk izlediğimde Ayşegül gibi ‘Vardır onun bir planı, Poyraz ölemez’ diye düşündüm ama bölümü izledikten sonraki fikrim mafyacılıktan bozma, emniyetten atılma Poyraz’ın öldüğü yönünde. Taa bölümün başında Albay Amca’nın İsa’ya yazdırdığı başsağlığı mesajındaki repliklerden tutun da, Poyraz’ın Ayşegül’ün kollarında son nefesini verdiği tahmin edilen sahnede sürekli kullandığı ‘Hepsi manyak bunların’ cümlesini söylemesi, hatta Sergie’in babasından gelen telefonun ardından ağlayarak ormana gittiği sahnedeki monologu Poyraz’ın ölümünün kanıtıydı sanki. Annesinden başlayıp, ölümü ne kadar arzuladığını anlatmasından, ‘dünyada bu kadar insan varken bana gerek yok’ demesinden, ‘ne doktorlar ne mühendisler unutulmuş ben mi unutulmayacağım’ repliklerinden, Poyraz’ın tiradlarının vazgeçilmez metaforu olan Albay’la vedalaşmasından, apartman kapısının önüne konulan botlarından anladığımız kadarıyla diziye adını veren Poyraz öldü,‘Poyraz Karayel’ Poyraz’sız kaldı. Hatta, Sema ve Neşet’in ölümünü de düşünürsek, 3. sezona karakter hatta izlenebilecek bir Poyraz Karayel kalmadı. Geçen bölümdeki ‘Ölüme gidelim dedin de mazot mu yok dedik’ lafı Poyraz için konulan bir işaretmiş demek ki.

Bölümden söz edecek olursak.. Bu bölümün yıldızları benim için Sema ve Sinan’dı. Kaç bölümdür geri planda kalan Sema’yı giderayak eski formuna kavuşturup öyle göndermişler hikâyeden. Geçen hafta bizi umutlandıran telefon Sefer’in cesedinin bulunmasının habercisiymiş. Geçen hafta diziye dönebilir dediğimiz Sefer’in ölümü de kesinleşti yani.  Bu hafta Sema’nın yaşadığı yıkım cidden yürek burkacak cinstendi. Karizmasına hayran olduğum Emel Çölgeçen bir kez daha devleşti gözümde, Sema’yı son bir kez daha göklere çıkararak veda etti diziye. Yolu, bahtı açık olsun. Bundan sonraki projelerini de merakla bekliyorum. Sema karakteri ile Türk TV karakterlerinin unutulmazları arasına girdi bile. Son bölümlerdeki vasıfsızlığını saymazsak tabi. Zaten, Bahri Baba’ya yazdığı mektupta yaptıklarının kendisine yakışacak şeyler olmadığını dile getirdi, ‘Bununla bir ömür boyu yaşayamam’ dedi ve Sefer’in artık dolu olan mezarı başında intihar etti. Her ne kadar Sema’yı sevsem de, hep dediğim gibi Sefer’den sonra hikayesi bitmişti. Yapılacak en doğru hamleyle ve gidebilecek en vurucu şekilde gitti Sema. Hakan’a oynadığı oyundan sonra Bahri Baba’ları kurtardı ama o oyundan sonra Sema karakterini izleyemezdi izleyici. Ne yapsa inandırıcı durmazdı. İzleyici Hakan karakterine de ısınamadı zaten. En akıllıca yöntemle Sema da gidiverdi aramızdan. Biz hastalığından dolayı kaybetmeyi beklerken, o Bahri Baba’ları kurtarmak ve Sefer’e kavuşmak için feda etti kendisini. Ama, Bahri Baba’ların da Sefer’in cesedinin bulunduğunu ve defnedildiğini öğrenmelerini beklerdim. Öyle, Bahri’lerin mektupla öğreneceği bir şey değil bu. Zülfikar ile Taşkafa, Sefer’in cenazesinde de bir toprak atmalıydı. Bir de, Sema’yı arayan doktorun telefonda ‘Eşinizin cesedi bulundu’ demeyip de, Sema’yı acil servis kapılarında süründürmesi saçmaydı. Bir ceset bulunduysa bu kişinin ailesine telefonda izah edilip de hastaneye çağrılmaz mı? Bir de, bulunan ceset için polisler aramaz mı ya da kişinin eşine bulunan eşyayı polis teslim etmez mi?

Poyraz, Zülfikar ve Taşkafa’nın teslim olmadan önce sevdikleriyle geçirdiği gün de eski Türk filmleri tadındaydı. Deniz kenarında birbirlerini ıslatmalar, birbirlerine yemek yedirmeler, minibüsle gezmeler, çayır çimende koşturmalar, arabesk şarkılar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4241
Kayıt tarihi
: 01.03.13
 
 

Gazetecilik/ Radyo Tv alanlarında eğitim aldım. Şu an aktif olarak çalışmamaktayım. Ancak dizigaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster