Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
374
 

Nereye gidiyoruzun analizleri...

Nereye gidiyoruzun analizleri...
 

Bence burada sosyo - kültürel anlamda bölünmüş iki farklı zümre var.

Düşünenler ve düşünemeyenler.

Nedir düşünmek?

Çok okumak, gözlemlemek işitmek baktığını iyi görmek ile bütünleşerek TAMLIK kazanan bir hassasiyet üzerine kurulmuş bir dengedir...DÜŞÜNMEK...

Bir kesim aydın, elektronik gazeteler okuyarak zamandan nasıl bir sn.daha tasarruf ederim diye kayırırken, bir diğer kesim de cebindeki para ile gazete bile alacak gerekliliği görmeden, hayata sadece kendi dünyasının dört duvarındaki tuğlalar ile -LAY LAY LOM-sınırlar koyar.

Bu iki halk arasındaki DERİN UÇURUM, genç jenerasyon için, aile içinden enjekte edilen atmosfere de yansıdığı için bu keskin farklar içerisinde yetişen iki farklı nesil yetişiyor demektir.

Bütün çıplaklığı ile yazılması gereken gerçeklerimşizdir bunlar.

Farklı yaşayan iki farklı model aile tipi ve bu tabanda yetişen iki çeşit nesil süratle tırmanmaktadır yurdumuzda.

Konuyu dağıtmadan toparlamalıyım ki; EĞİTİMİ ciddiye almadan yolumuza devem edebildiğimiz sürece;

YAŞAM & DÜŞÜNCE & BAKIŞ AÇISINDAKİ kaliteyi asla bulamayız.
Şimdi NEREYE GİDİYORUZ'u sorgulamakbirey olmak-bence toplumu simetrik olarak kapsayacak olursa eğer, yalnızlaştırmaz, yozlaştırmaz bilakis de dengeler ve ayrıca da kenetler diye düşünüyorum ben.Yeter ki bu uçurumu onaralım ve BÜYÜME EKSENİMİZDE eksiklikler yarım kalmışlıklar olmasın. Umarım anlatabildim.

Sadece net bir örnek sizlere=

Kentlerimizde iyi eğitim aldırılan genç kızlarımız ile, BERDEL adı altında alıp satılan eşya modundaki genç kızlarımız olduğu sürece mesela...

Okumuş anne & baba >profillindeki tek ya da en çok iki çocuk realiteleri ile, BAKAMAYACAĞI KESİN olduğu halde beş altı çocuk dünyaya getirebilen bir karı & koca eş modelinde olduğu gibi mesela...

Bu çemberin eksenini çok daha açabiliriz.

Sosyal adalet ve yargı mekanizmaları mevcut iken, genç kızların kız kardeşlerin AŞİRETLER TARAFIUNDAN YARGILANARAK,

TÖRE CİNAYETLERİNCE eşler/babalar/ağabeylerce infaz edilebilmeleri ve sokak ortasında kurşunlanarak asfalta mıhlanmaları üzerine mesela.

Kentlerde anlaşarak uzlaşarak medeni bir çerçevede yuva kurabilmek imkanlarının karşı denkleminde,

BAŞLIK PARASI ADI ALTINDA ((kız evlatların pazarlanması üzerine kurulan bir sermayenin)) kökü kazınamadığı sürece mesela...

Kent içi eğitim camiaları okullar ile köy ilk öğretim okullarındaki donanım ve ihtiyaç farklılıklarının en aza indirgenememesi durumunda çıkan mezunların arasındaki derin uçurum TELAFİ EDİLEMEDİĞİ ZAMAN MESELA; bu meselalar öyle bir uzar gider ki ne benim gücüm yeter yazmaya ne bu sayfaların takati kalır kapsamaya...

Bu simetriyi bozan dehşet örneklerde olduğu gibi YURDUMUZUN KAÇINILMAZ GERÇEKLERİNİ sorgularsak,
birey olabildik mi olamadık mı ya da ne zaman olabiliriz ? in yanıtlarını aramamızın çok fazlaca geciktiğini anlayacağız...

Önümüzde dev bir engel gibi duran ilk sorunumuz bence NÜFUS GRAFİĞİNDEKİ TUTARSIZLIKLARIMIZDIR.

Kentlerde doyuramayacağı çocuğu doğurmaktan şiddetle korkan bir ANA profili açığa çıkarken, iç kesimlerde NASIL DOĞURULMAZ, ın yanıtını bilmeyen HENÜZ BEDENİNDEKİ ANOTOMİYİ TANIMAYAN TANIMLAYAMAYAN ACI bir KADIN GERÇEĞİ İLE yan yana olduğumuz sürece, başıboş sahipsiz ve sevgisiz bir jenerasyon sürekli bir artış içindedir ve bizim verdiğimiz resimdeki kaliteyi bulandırmaktadır bu NÜFUS ARTIŞINDAKİ bilinçsizlik.

İkinci sorunumuz da bu irade dışı artış gösteren nüfusun da içinde devleştiği bir (açlık, yoksulluk, işsizlik, çaresizlik eğitimsizlik, konutsuzluk) gerçeğidir.

AMA BENCE ZİNCİRİN İLK VE BAĞLAYIICI TEK HALKASI

N Ü F U S U M U Z D U R.

Bunu çözemedğimiz sürece hastahanelerde yoksulluk fotografları ile kundaklanarak kucaklanan her doğan yeni can,

üzerimize eklenerek düğümlenen yepyeni SORUN VE ÇÖZÜMSÜZLÜK GETİRECEKTİR DEMEKTİR.

Sağlık sektörüne çok ama çok büyük sorumluluk hatta zorunluluklar düşmekte.

Zübeyde hanım doğum evinin başlatmış olduğu sesi son desibel kısık kalan,

AİLE PLANLAMASI PROPOGANDALARI, bence son derece komik ve yetersizdir.

Yazılı ve de görsel medya bu işi >

ciddiyetle ele alarak kadını eğiten kısa metrajlı filmler ve de tanıtım fragmalnları ile gösterime sunmalı.

HİÇ BİR AMA HİÇ BİR KADIN,

BEDENİNE,

BAKAMAYACAĞI BİR CANI YÜKLEYECEK CÜRET VE CESARETİ KENDİSİNDE BULAMAMALIDIR.

Hiçbir erkek de eşine ve kendisine bu büyük müşkülatı, sosyo- ekonomik bilançolarını çıkarmadan yanıtını net alamadan, baba olmak şansını kendisinde bulamamalıdır.

Halk dilindeki deyimle bu mesele artık basit VE DE salaş bir UÇKUR FANTAZİSİ değil, ülke genelini ciddiyetle tehdit edecek boyutlara ulaşmış, son derece tehlikeli bir sorun halini almıştır.

Bunun anlatılmasını şiddetle savunuyorum.

SEVGİLERİMLE.

NİLGÜN/

ZÜBEYDE HANIM DOĞUM EVİ,

16 EKİM 2007/SALI gününden notlar.

KADIN GERÇEKLERİNDEN SEÇMELER.
-

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

geçen akşam tv'de silah sesleri altında şırnak'ta koşuşturan çocukları gençleri görünce;işte dedim gerçek bu!!! Hayat maalesef derin uçurumlar diyarında yaşatıyor bu memleketi.Geçmişin yanlış politika,yanlı karar ve para'nın getirdiği sonuç maalesef

yekruseha 
 18.10.2007 8:27
Cevap :
Şimdi o sahipsiz yoksulluğun sahipleri olrak kimleri yargılamamız gerekir? DEVLET YAPTIRIMI ŞART BENCE, Çok çocuklu ailelere çocuklar için yoksulluk kredisi tasarruf edildiğinde TEŞTİK PİRİMİ gibi algılanmıyor mu? Bence sağlıkçıların orada kesin olarak devreye girmesi ve kontrolsüz kadın doğurganlığını dizginlemesi şarttır. Üç çocuktan fazlasını dünyaya getirmesi için maaş bordrosu istenmeli. Ya da gelir vergilevhası. YEŞİL KARTLA hayatını idame ettiren bir adamın dördüncü erkek evlat için ceza kesilmeli... Yedinci kız evlat için de... Yoksulluğun tek dokusu bu kontrolsüz doğurganlıktır. Sevgiler YILDIZCIĞIM.  18.10.2007 11:05
 

Yavrular gibi çocuk doğurmamalı, bunun için de özellikle kırsal kesimdeki kadınımızı bilinçlenmdirmeliyiz. Çok önemli bir yazı canım.Sevgiyle kal

Özlem Akaydın 
 17.10.2007 21:36
Cevap :
Asıl benb sana çok ama çok teşekkürler ediyorum Özlem'ciğim. Açtığım konularda bana yardımcı olarak desteklediğin için.  18.10.2007 9:20
 

yine çok güzel bir konuya değinmişsiniz kaleminize sağlık.bütün bu ayrıntılarda ,eğitimin ne denli önemli olduğu gerçeği birkez daha ortaya çıkıyor. medya, sivil toplum örgütleri, devlet, vatandaş elbirliği ile birşeyler yapmalıyız.yıllar önce bu sorunları daha çok doğu illerinde duyarken eğitimin ve daha birçok nedenlerden ötürü eksikliğin olduğu söylenirdi. ama artık bunun doğusu batısı yok eğitim eksikliği her yerde aynıdır.

nurten san 
 17.10.2007 15:39
Cevap :
Teşekkürler Nurten'ciğim, konular öylesine avcumuzun içinde ki, bazen sıcaklığı ile canımı çok acıtıyor. Atamıyorum avcumda tutamıyorum, çözümsüzlüğü son derece içimi yakıyor. Sevgiler güzel arkadaşım.  17.10.2007 20:43
 

Sorunlar Büyük, Ya büyüklerin umurunda mı? Nerede sosyal devlet? Nerede ücretsiz eşit eğitim, ücretsiz sağlık, ücretsiz adalet. Herşey paran kadar. Parası olmayan eğitimden, sağlıktan, adaletten yoksun kalıyor. Birileri bundan nemalanıyor. Örgütsüz bir toplumda yaşıyoruz. Örgütlü toplum çağdaş toplumdur.

Yapukay 
 17.10.2007 13:53
Cevap :
Eşitliğin gerçekleşebilmesi için toplumumuzun demografik eğriliğini düze çıkarmamız gereklidir. Yaşam kalitesinin tabana yayılabilmesi için, az nüfus şart. Saygılar.  17.10.2007 21:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 238
Toplam yorum
: 966
Toplam mesaj
: 227
Ort. okunma sayısı
: 1463
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Bursa'dan bir milliyet okuru olarak, burada sizlerle olmak çok güzel. Bir ev hanımıyım, iki çocuk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster